Gökçeada Gezilecek Yerler | En Güzel 26 Yer

    06.12.2016
    Gökçeada Gezilecek Yerler | En Güzel 26 Yer

    Tatil beldelerinden biri olan ve sık tercih edilen gezilecek yerlerinden biridir. Ege Denizi’nin kuzeyinde bulunur ve Türkiye’nin en büyük adası olma niteliği taşımaktadır. İstanbul’daki adalar ile karıştırılan ada aslında Çanakkale’de bulunmaktadır. 286 km’lik yüzölçümüne ve 95 km kıyı şeridi uzunluğuna sahiptir. Doğasıyla, manzarasıyla ve tertemiz havasıyla her yıl, binlerce ziyaretçi ağırlamaktadır. Özellikle temiz havayı içine çekmek isteyen ve şehir hayatının gürültüsünden sıkılmış kişilerin durak noktalarından birisidir. Ada, adeta huzur ve enerji depolama mekanıdır. İşinizden veya okulunuzdan birkaç gün izin alıp kafa dinlemeye buraya gelebilirsiniz. Hazırladığımız gezi rehberine hemen göz atarak, Gökçeada gezilecek yerler ile ilgili listenize ekleyebileceğiniz en güzel yerleri keşfedebilirsiniz.

    Adanın tarihi de oldukça eski ve zengindir. Pek çok kültürü bir arada yaşatmaktadır ve pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Kolay ulaşımıyla her ilden rahatlıkla gelmek mümkündür, bu nedenle ziyaretçi sayısı da her yıl artmaktadır. Adanın eski ismi İmroz’dur. Ada adeta Ege ve Marmara’nın kesişmesinden meydana gelmektedir. Konumu sayesinde Türkiye’de güneşin en son battığı yer olarak bilinmektedir. Türkiye’nin ince burun ile en batısında bulunmaktadır. Pek çok ziyaretçinin Akdeniz adaları içinde tercih ettikleri yerler arasındadır. Adayı diğer Antalya, Çeşme, Bodrum gibi tatil beldelerinden ayıran en önemli özelliği sessiz ve daha az kalabalık olmasıdır. Burada yerel tatları rahatlıkla bulabilirsiniz, özellikle çocuklu ailelerin tercih ettiği ada gece hayatına düşkün olanları sıkabilir.

    Ada doğaya fazlası ile önem veriyor ve sadece deniz, sahil ve turizm ile tanınıyor, organik tarım ile de kendini göstermeyi başarmıştır. Ada tamamen doğallıktan ibarettir, hiçbir sanayi kuruluşu, fabrika bulunmadığı gibi adada yaşayanlar sadece tarımla ilgilendiği için hayvancılık ve tarım çok gelişmiştir. Pek çok meyve, sebze, bitki türünü görmeniz hatta satın almanız mümkündür. Adada doğal ürünler satan pazarlar mevcuttur. 10 adet köy bu adaya bağlı ve köyden gelen organik süt, yumurta, ekmek vb. ürünler pazarlarda ziyaretçiler için serilmektedir. Cittaslow ünvanını almaya hak kazanmış sayılı adalardan biridir. Ne kadar önemli ve değerli olduğunu da aldığı bu ünvanla kanıtlıyor.

    Cittaslow

    Cittaslow sakin şehir anlamına gelmektedir. Bu dünyada olan bir kent birliğidir, bölgenin sakinliğini ve doğasını koruması anlamına gelmektedir. Ada yerel kimliğini uzun yıllardan beri koruduğu için bu ünvanı almaya hak kazanmıştır. Modern dünyanın etkisi altına girmemiş, teknoloji ile bir bağlantısı bulunmamakta, kendine has bir dokuya sahiptir, yerel tatlarını ve sanatını korumaktadır, hava ve gürültü kirliliği bulunmamaktadır ve özellikle doğasına çok önem vermektedir. Adada nesli tükenmekte olan hayvanların nasıl korunduğunu kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Yıllardır süregelen geleneklerini halen günümüzde bile sürdürmeyi başarmıştır. Bu geleneklerinden bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz;

    Meryem Ana Panayırı

    Her yıl 14-16 Ağustos arasında Rumlar tarafından düzenlenmektedir. Bu dönem adanın en kalabalık olduğu dönemdir bu yüzden panayır oldukça coşkulu geçer. Özellikle Yunanistan’dan çok fazla ziyaretçi gelmektedir, Hristiyanlar için çok önemli bir gündür. Eskiden geleneklerine göre gençler 14 Ağustos sabahı kapıları çalıp açanların üstüne un, tuz gibi şeyler atarlarmış ve attıkları kişiler buna gücenmezlermiş, gelenek olduğunu bilirlermiş. Panayır Tepeköy’de gerçekleşmektedir. Köyün meydanında yemekler verilir, şarap içilir ve dans edilir. Eğlence sabaha kadar devam eder. Aslında kutlanan 15 Ağustos Meryem Ana’nın ölüm yıl dönümüdür.

    Rum Misafirliği

    Eğer otel veya pansiyon bulamazsanız bir evin kapısını tıkladığınız zaman muhtemelen sizi içeriye alacaktır. Rum geleneklerine göre misafirlik çok önemlidir. Evlerinde mutlaka kek, kurabiye, likör, şarap bulunur. Gelen ziyaretçiye ilk olarak kahve ikram ederler yanında da incir reçeli veya ev yapımı karadut likörü verirler.

    Balıkçılık

    Balıkçılık ile uğraşmak adeta bir gelenek haline gelmiştir. Her limanda bir sürü balıkçı teknesi görmeniz çok muhtemeldir. Genelde yerli halk balık tutarak geçimini sağlar ancak başka şehirlerden sadece balık için gelenlerde vardır. 144 adet balık türü vardır. Genelde sardalya, uskumru, kolyoz, orkinos, kılıç, palamut, istavrit, barbunya,tekir, kırlangıç, sarpa, melanur, mercan, karides, istakoz, kalamar,ahtapot bulunur. Tutulan balıkların büyük kısmı Çanakkale’ye gönderilmektedir. En çok Kaleköy limanında, Fenerin ve mendireğin olduğu kısımlar balıkçıların en çok olduğu yerlerdir. Balıkçılık özellikle Şahinkaya köyünün kurulmasından sonra artmıştır. Adada Kuzulimanı, Kaleköy ve Uğurlu Limanları olmak üzere 3 adet balıkçı barınağı bulunmaktadır. Sizde sezon açıkken balık tutabilir ve değişik bir deneyim kazanabilirsiniz.

    Süngercilik

    1970 yıllarına kadar en önemli süngercilik merkezlerinden biriydi, yılda ortalama 15 ton sünger çıkarmış. 1986 yılında Akdeniz’de sünger hastalığı çıkınca bu gelenek devam etmemeye başlamış. Ancak adada halen sünger çeşitlerine rastlanmaktadır ve yapılan araştırmalar sonucunda 13 çeşit süngerin var olduğuna kanaat getirilmiştir.

    Motosiklet Festivali

    Her yıl 24-27 Ağustos tarihleri arasında yapılmaktadır, motosiklet klubüne ait kişiler özel gösteriler yapmakta ve ödüllü yarışmalar düzenlenmektedir. Konserler eşliğinde eğlenceyi dibine kadar yaşayabilirsiniz.

    Ot Festivali

    Doğası ile çok meşhurdur ve içinde türlü türlü bitkiler, otlar yetişmektedir. Dolayısıyla ot festivali en önemli geleneklerinden biri haline gelmiştir. Her yılın Mayıs ayında düzenlenen festivalde adanın mutfağına ait ot yemekleri de yapılmaktadır. Festivalde birde yarışma düzenlenir ve kazanana ödül verilmektedir. Festival ile ortam mis gibi bir kokuyla dolmaktadır. Buradan çeşit çeşit şifalı ot satın alabilirsiniz.

    Gökçeada Hakkında Bilgiler

    Tarihçe

    Tarih bakımından da oldukça öneme sahip bir yerdir. Çok eski zamanlardan beri yaşam merkezi olmuş ve Asya- Avrupa arasında adeta bir köprü görevi görmüştür. Devamlı el değiştirmesi farklı kültürleri içinde barındırmasına sebep olmuştur. Adanın ilk ne zaman keşfedildiği ve yerleşim yerine dönüştürüldüğüne dair kesin bilgiler yoktur. Ancak ilk yerleşenlerin Pe­lasg’lar olduğu söylenmektedir.

    Onlardan sonra da Persler gelmiş ve M.Ö. 448 yılında Atina ile yaptığı anlaşma sonucu Atina’ya bağlanmıştır. M.Ö.215-168 yılları arasında Atina ve Roma arasında meydana gelen ve 47 yıl süren Makedonya Savaşları sonucunda Roma İm­pa­ra­tor­lu­ğu’nun himayesine girmiştir. Roma ikiye ayrıldıktan sonrada Bizans’ın yani Doğu Roma’nın eline geçmiştir. Bu süreçte dönüşümlü olarak Ve­ne­dik ve Ce­ne­viz­li­le­rin de hakimiyeti altına girmiş, 1204’te Bizans’ın Latinler tarafından istilası sonucunda Ce­ne­viz­li­le­rin eline geçmiştir. Ce­ne­viz­li Got­ti­lu­si­a Ai­le­si Ege’deki diğer adalar ile beraber sahip çıkmıştır.

    1262 yılında Mic­ha­el Pa­la­eo­lo­gos İm­pa­ra­tor­lu­ğu tarafından işgal edilmiştir ve onların yönetimi altına girmiştir. 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra Adadaki Bizans güçleri adayı terk etmiş ve ada bir süre kendi kendine kalmıştır. Daha sonra Adadaki delegeler Fatih Sultan Mehmet ile bir görüşme planlamış ve Adanın Osmanlı himayesi altına girmesini sağlamışlardır.

    Bu tarihten sonrada Osmanlı- Venedik arasında geçen savaşlarla zaman zaman yine farklı kültürlerin himayesi altına girmiştir. Kanunu Sultan Süleyman zamanına gelindiğinde ada vakıf olarak kullanılmaya başlanmış ve bu sayede mal varlığı korunmuş hatta arttırılmıştır. Osmanlı’nın elinde olduğu sürece yani 20. yüzyıla kadar rahat bir şekilde adada yaşam sürülmüştür, 1800’lü yıllarda birçok Ege adası Yunanistan’a bırakılsa da Osmanlı’da kalmayı başarmıştır.

    1912 yılında 1. Balkan Savaşlarıyla beraber Yunanistan işgal etmiş, 1913 yılında ise Atina Antlaşması ile Gökçeada ve Bozcaada dışındaki diğer tüm Ege Adaları Yunanistan’a verilmiştir. Ancak 1. Dünya Savaşının başlamasıyla beraber Yunanlılar adada kalmışlar ve An­zak, İn­gi­liz ve Fran­sızlar’ın adayı hava ve deniz üssü olarak kullanmasına yardım etmişlerdir. Son olarak 22 Ey­lül 1923 yılında Lozan Barış Antlaşması ile beraber Türkiye Cumhuriyeti’ne kesin bir şekilde katılmıştır. Bu tarih günümüzde kurtuluşu olarak her sene adada çeşitli etkinlikler ile kutlanmaktadır.

    Tarihi Eserler

    Ada bünyesinde bazı tarihi eserleri de taşımaktadır. Tarih kitaplarında sıklıkla adının geçmesi, pek çok uygarlığın elinden geçmiş olmasıdır. Bu yüzden kazı çalışmaları yapıldığında farklı kalıntı ve eserlere rastlanmıştır. Bu kalıntılar o dönemlere ışık tutmaktadır, kimlerin nasıl bir yaşayışa sahip olduğunu göstermektedir. Çeşitli kültürler bir arada bulunmaktadır, bu kazı çalışmaları dışında geriye kalanların çoğu yok olmuştur ya da halen bulunmayı beklemektedir.

    İlk kazı çalışması Yeni Bademli Höyüğü’nde 1996-1997 yılları arasında yapılmıştır. Çalışmalara oldukça geç bir tarihte başlandığı için eserlere erken ulaşılamamıştır. Kazının yapıldığı yerde tarih öncesi dönemlere ait pek çok eser bulunmuştur. Özellikle deniz kıyısında olan bir yerleşim yeriyle alakalı çok sayıda kalıntı ortaya çıkmıştır. Kazı çalışmalarına Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji bölümü öğrencileri ve adada yaşayan yerliler de katılmıştır. M.Ö 3000 yıllarına ait sur, ev, seramik, taş balta, ok ucu, yonga parçaları bulunmuştur. Bu kalıntılar şu an Çanakkale Arkeoloji müzesinde ziyaretçilerini beklemektedir. Çalışmalar sonucu eskiden yaşayan kişilerinde tarım ve hayvancılıkla uğraştığı görülmektedir.

    Adanın eski yerleşim yerlerinde daha fazla kalıntıya ulaşmak mümkündür, Kaleköy bu yerlerden biridir. Burada Hellen dönemine ait Bizans ve Ceneviz zamanında onarılmış kale surları bulunmuştur. Atinalılar tarafından bu surların etrafına akropol kurulmuştur. Çalışmalar sonucunda bu akropole ait olduğu düşünülen kalıntılar da bulunmuştur. Bu akropollerin kale surlarında ve evlerin duvarlarında kullanıldığı düşünülmektedir. Ayrıca köyün etrafında diğer mimari yapılara ve kalıntılara ise Dereköy’den ulaşılmıştır. Özellikle Paleokastro Kulesi ve Yuvacık Plajı etrafında daha fazla bulunmuştur. 500 senedir Osmanlı himayesi altındadır ancak o döneme ait sadece 1 cami, 4 çamaşırhane ve 1 çeşme bulunmaktadır. Bu eserlerin neredeyse hepsi 1800’lü yıllarda yapılmıştır.

    İklimi ve Coğrafi Yapısı

    Ada genel olarak Ege Bölgesiyle aynı iklime sahiptir ancak denizleri özellikleri bazı koyları ve plajları Ege’nin havasından, rüzgarlarından etkilenmeyip ılımandır. Ada mükemmel bir jeolojik oluşumdan geçmiştir. Rüzgar en çok Kaş­ka­val Bur­nu (Pey­nir Ka­ya­lık­la­rı) ve Yıl­dız­koy’da sert esmektedir. Ada volkanik bir yapıya sahiptir ve dev kazan­la­rı, su­al­tı ma­ğa­ra­la­rı, lav ka­ya­la­rı ve pon­za taş­la­rı görmek mümkündür.

    Adada 5 adet mağara bulunmaktadır. Bu mağaralarda foklar yaşamaktadır. Ada ayrıca su kaynakları bakımından da oldukça zengindir. Tatlı su çokluğu ile Ege’de 1., dünyada 4. sıradadır. Bunun nedeni adanın volkanik bir yapıya sahip ve yeraltı sularının çok olmasından dolayıdır. Adada yürürken çok sayıda akan çeşme ile karşılaşabilirsiniz.

    Ada ekili arazi bakımından da çok zengindir, 30 bin dönüm tarım arazisi bulunmaktadır ve zeytin ağaçları çoğunluktadır. Genelde zey­tin, ta­hıl çe­şit­le­ri, üzüm, ay­çi­çe­ği, mı­sır, seb­ze, yö­re­sel mey­ve­ler, me­şe, ah­lat, kı­zıl çam, karadut, badem, ceviz, ke­kik, bö­ğürt­len, ada ça­yı, ıh­la­mur yetişmektedir. Adada genel olarak Akdeniz iklimi hakimdir ancak kuzey sahillerinde Marmara iklimi de görülebilir. Yazın çok sıcak ve kurak kışın ise daha soğuk ve yağışlıdır. Kar çok fazla yağmaz.

    Ada genelde rüzgarlıdır bu yüzden rüzgar sörfü için en uygun yerlerden biridir. Yazın genelde 25 derece olan hava kışın 7 dereceye kadar düşmektedir. Ada çok rüzgarlı olmasına rağmen her zaman denize girilecek sakin bir yer bulunabilir. Bunun için rüzgarın ne taraftan estiğine bakmak gerekmektedir. Aşırı sıcak ve nemli yaz tatilleri yerine adada serin bir tatil geçirebilirsiniz.

    Gökçeada Gezilecek Yerler

    Tarihi, değişik kültürleri bir arada yaşatması, denizi ve doğası ile her zaman gezilmesi gereken yerler arasında bulunmuştur. Türkiye’nin en güzel tatil beldelerinden biridir. Özellikle tarihi dokusuna dokunmak isteyenler her sezon adaya gidebilirler. Köyleri, plajları gezmeyi seven herkesi büyülemek için beklemektedir. Ada ulaşım kolaylığı, rahat konaklama hizmeti ve bakımlı oluşu ile beraber her yıl binlerce ziyaretçi ağırlamaktadır. Adada gezebileceğiniz yerleri şu şekilde sıralayabiliriz;

    Tuz Gölü

    Göl, Aydıncık ve Kefalos plajının ortasında bulunmaktadır. Her iki taraftan gelen rüzgarın meydana getirdiği kum seddinden oluşmuştur. Gölün derinliği 1 mt, genişliği ise 1 km’dir. Göl tamamen deniz ve yağmur suyundan oluşmaktadır, herhangi başka akan bir dere veya nehir yoktur. Gölün etrafında dağlar, değişik çiçekler, diğer bitki türleri ve 80’e yakın kuş türü bulunmaktadır. Bu kuşları flamingo, angıt, suna, ördek türleri, yağmurcun türleri, kum kuşu türleri, martı türleri ve öcüler şeklinde sıralayabiliriz. Özellikle sonbaharda gittiğiniz zaman göl yağmur suyuyla birlikte daha fazla dolar ve flamingolar doluşmaya başlar, bu eşsiz manzara görülmeye değerdir.

    Göl yazın kurumaktadır, özellikle dolunay ışığında tuz kalıntılarının üstünde yürümek çok farklı bir deneyim yaşamanızı sağlayacaktır. Buharlaşan gölde biriken tuz sanki yazın ortasında kar yağmış gibi bir görüntü vermektedir. Bu tuz ada halkının ve kuşların tuz ihtiyacını da karşılamaktadır. Bir diğer önemli özelliği Windsurf ve kitesurf’e başlayanlar içindir.

    İlkbahar’da göle gelip çalışmalarınızı burada rahatça yapabilirsiniz. Gölden çıkan siyah çamurun bazı hastalıkların tedavisinde kullanıldığı söylenmektedir. Özellikle turistlerin ilgisini çekmekte ve yüzlerine sürmektedirler. Çamur pek çok araştırmadan da geçmiştir ve içinde çok fazla miktarda Kükürt olduğu tespit edilmiştir. Bu sayede çamur kürü tedavisinde ve romatizma, sedef, kireçlenme gibi hastalıklara şifa olabilir. Göl resim çekinmek, çamurdan faydalanmak, tuz üstünde yürümek ve değişik kuş türlerini görmek için en ideal noktalardan biridir.

    Sualtı Milli Parkı

    Türkiye’nin ilk ve tek sualtı parkı olma özelliğini taşımaktadır. Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) tarafından 1999 yılında park ilan edilmiştir. Park, adanın kzueydoğusunda, Kaleköy ve Kuzulimanı’nın arasında yer almaktadır. Park denizden 200 metre geridedir, Yelkenkaya ile Çiftlik Koyu arasında yer alan pek çok su altı mağarasına sahiptir ve Akdeniz Foku dahil olmak üzere pek çok deniz canlısına ev sahipliği yapmaktadır. Parka gelip nesli tükenmekte olan hayvanları, Akdeniz foku deniz çayırları, triton, böcek, pina, yunuslar, ispermeçet balinası, deniz kaplumbağası vb. görebilirsiniz.

    Bu park yeşilin ve mavinin birleşiminden oluşmaktadır, doğanın tüm güzelliklerini tek bir noktada izleyebilirsiniz. Doğası bozulmamıştır ve bölge oldukça temizdir. Akdeniz ve Karadeniz arasındaki deniz canlılarının geçiş yoludur, ada etrafına bundan dolayı pek çok balık yatağı bulunmaktadır. Balıklar genelde üreme dönemleri için bu bölgeyi tercih etmektedir.

    Park çekirdek bölge ve tampon bölge olmak üzere 2 bölgeden oluşmaktadır. Tampon bölgesinde yüzebilir ve balık tutabilirsiniz, diğer bölgede ise avlanmak yasaktır ancak dalış yapabilirsiniz. Dalış eğitimsiz gerçekleştirilmesi neredeyse mümkün olmayan bir spordur ancak parkta herhangi bir rehber veya eğitim bulunmamaktadır. Bu yüzden dalış tehlikeli olabilir. Bölgeye Yıldızkoyu’ndan rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Mavikoy dalış yapmak için çok daha uygun bir bölgedir. Daha fazla bilgiyi Gökçeada Dalış Merkezi’nden alabilirsiniz.

    Adada toplam 180 tür deniz canlısı bulunmaktadır. Kıyı alanlarında yeşil, kahverengi ve kırmızı algler, posidonya çayırları vardır. İç kesimlerde ise kabuklu deniz canlıları bulunmaktadır. Parka Mayıs- Haziran döneminde gelirseniz kaşalot türü balinalara da rastlayabilirsiniz. Parkta ayrıca sizi yönlendirecek rehberlerde bulunmaktadır.

    Peynir Kayalıkları

    Kaşkaval Burnu, Kuzulimanı’nın hemen sol tarafında bulunmaktadır ve ilginç heykele benzeyen kayalara sahiptir. Bu kayalara Peynir Kayaları denir çünkü üst üste dizilmiş peynirlere benzemektedirler. Kayaların altında deniz suyu bulunmaktadır ve uzunlukları oldukça yüksektir. Kayalıkların alt bölgesi suyun gelgiti nedeniyle aşınmıştır. Kayalıkların birde efsanesi vardır, efsaneye göre yaşlı bir kadın cennete gitmek için peynirleri üst üste dizmiş ve adeta bir yol yapmaya çalışmıştır ancak Tanrı buna izin vermemiştir ve üstüne yağmur yağdırıp peynirlerin taşa dönüşmesi şeklinde kayaların oluşum sürecinin olduğu söylenmektedir. Buraya ulaşmak oldukça zordur ancak değişik bir yer olduğunu söyleyebiliriz. Tekne ile Kuzu limanı veya Kaleköy’e giderken dikkat ederseniz görebilirsiniz. Kaleköy’e 15, Kuzu limanına 5 dakika uzaklıktadır. Balıkçı teknelerinden rica ederseniz sizi yakınına götürebilirler.

    Kaya Mezarı

    Bu mezar adanın Güney kısmında yer almaktadır. Bitişik iki kayadan meydana gelmektedir ve sanki başka bir gezegenden gelmiş gibi durmaktadır. Bölgede oldukça merak uyandıran bir kayadır. Etrafında yapılan çalışmalar sonucu başka bir kalıntıya rastlanmamıştır. Mezar bu kayanın üzerinde oyuk halde bulunmaktadır ve 2 tanedir. Söylenenlere göre mezarın kapakları kayanın 80 mt. İlerisin de bulunmuş. Mezar, Aydıncık plajından Uğurlu yönüne ilerlerken 4 km sonra sağda bulunmaktadır, etrafı taş duvarlarla çevrilidir ve hemen altında uçsuz bucaksız deniz vardır. Etrafında bilgilendirici bir tabela bulunmamaktadır bu yüzden bulmak için dikkatli bir şekilde etrafı incelemeniz gerekebilir.

    Aydıncık Plajı

    Yaz aylarında özellikle plajlarından dolayı ziyaretçi akınına uğramaktadır. Denizi temiz ve fazla dalgalı değildir ayrıca diğer yazlık beldelere nazaran çok daha sakindir. Fazla kalabalık olmayışı gelenlerin daha rahat hareket etmesini sağlamaktadır, plajlar bu sayede daha temiz kalmaktadır. Aydıncık plajı da denize girmek için seçilecek güzel yerlerden biridir.

    İlçe merkezine 10 km uzaklıktadır ve adadaki en güzel yerlerden birisidir. Diğer bir ismi Kefaloz plajıdır. 1,200 metre uzunluğundadır ve altın rengi çok güzel bir kumsala sahiptir. Plaj en çok tercih edilen yer olduğu için etrafta konaklama yapabileceğiniz pansiyonlar bulunmaktadır. Bu pansiyonlar bölgenin kültürünü yansıtacak şekilde dizayn edilmiştir. Plaj doğal yapısı ve rüzgarı ile rüzgar sörfü yapmaya oldukça müsaittir. Dünyanın sörf için en uygun yerlerinden birisi olarak seçilmiştir. Ülkemizde de Alaçatı’dan sonra burası oldukça popüler bir hal almaya başlamıştır. En çok Bulgar sörfçüler tercih etmektedir ve yılın 300 günü sörf yapmaya müsaittir.

    Plajda diğer koylardaki dalış eğitimi eksikliğinin aksine sörf eğitimleri özel işletmeler tarafından verilmektedir. Ayrıca bu işletmelerden sörf malzemeleri de kiralayabilir veya satın alabilirsiniz. Merkezden plaja dolmuşlar gitmektedir, ulaşım oldukça basittir. Yazın keyfini sörf yaparak öğrenerek veya izleyerek çıkarabilirsiniz.

    Yıldız Koyu

    Denizi berrak olan ve çok ziyaret edilen bir diğer bölge Yıldız Koyudur. Bu koy ilçe merkezine 5 km uzaklıktadır ve Sualtı Milli Parkının içinde bulunmaktadır. Parka gelenlerin mutlaka uğradığı bir koydur çünkü hem denizinde yüzmesi güzeldir hem de dalış için elverişlidir. Koyun güzelliğini ve denizin en derin noktalarını keşfetmek isteyenler burada dalış yapabilirler. Ayrıca parkta bulunan pek çok deniz canlısını bu koyda yapılan dalışlar ile görmek de mümkündür.

    Koy çakıl taşlarla çevrili kayalıklar arasında kalmaktadır. Normal bir plajda var olan duş, yeme-içme yerleri, tuvalet, şezlong ve şemsiye koyda da bulunmaktadır çünkü gizli kalmış bir koy değildir, adanın en çok ziyaret edilen yerlerinden birisidir. Koyun sahilinde güneşlenebilir, doğanın keyfini doyasıya çıkartabilirsiniz. Koyda konaklayabileceğiniz pansiyon ve kamp alanları bulunmaktadır. İlçe merkezinden kalkan dolmuşlar ile rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Dolmuşlar Yeni Bademli köyümün girişine kadar gitmektedir, oradan birkaç dakika yürümeniz gerekmektedir.

    Laz Koyu

    Adanın bir diğer önemli ve güzel koyu Laz Koyudur. Bu koyda da denizin keyfini doyasıya çıkartabilirsiniz. Adanın en sevilen yerlerinden birisidir. Merkeze 20 km uzaklıkta bulunmaktadır. Koy Dereköy’e yakındır, aralarında 300 metre mesafe bulunmaktadır ve temizliği, doğası, denizinin mükemmelliği ile gelen ziyaretçileri kendine hayran bırakmaktadır. Koya yine dolmuşla gelebilirsiniz. Dolmuş Dereköy’ün yakınında indirir ve yaklaşık 50 metre yürüme mesafesi kalır.

    Laz Koyunun en önemli özelliği kuzeyde olmasına ve çok şiddetli rüzgarlar esmesine rağmen hiçbir şeyden etkilenmiyor olmasıdır. Denizi çarşaf gibidir, kumu altın sarısıdır ve merkez rüzgarlı olsa dahi Laz Koyu her zaman özel havasını korumaktadır. Plajda dilediğiniz gibi güneşlenebilirsiniz dilerseniz şezlong ve şemsiye ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Ayrıca yeme- içme ihtiyacınızı karşılamak için kafeler de bulunmaktadır.

    Marmaros Şelalesi

    En çok ziyaret edilen yerlerinden biride Marmaros Şelalesidir. Dereköy’den Uğurlu’ya giderken karşınıza çıkan dar yoldan 7 km uzaklıkta bulunmaktadır. Şelaleye giden yolda en az şelale kadar güzel ve doğaldır, yolun kenarları çam ağaçları ile süslenmiştir. Şelaledeki su dünyanın en tatlı su kaynaklarından biri olma özelliği taşımaktadır. Şelale adanın kuzeyinde kalmaktadır. Serin suyuna girip rahatlayabilir, şifa niyetine içebilir ve birbirinden güzel fotoğraflar çekilebilirsiniz.

    Derenin çevresi trekking yapmaya oldukça müsaittir. Şelale Marmaros Koyuna yakındır, oradan da denize girmek için koya geçiş yapabilirsiniz. Bu geçiş aklaşık 1 saatlik yürüme ile gerçekleşecektir. Ancak yol boyu değişik bitkiler ve hayvanlar keşfedebilir, kayaların üstünden inip çıkarak farklı bir deneyim kazanabilirsiniz. Şelale genelde suyu azaldığı için yaz aylarında kapatılmaktadır, ilkbahar ve sonbaharda gelmeniz gerekmektedir.

    Kuzulimanı

    Denize girilecek bir başka yer Kuzulimanıdır. Burası merkeze 5 km uzaklıktadır ve Çanakkale- Gökçeada seferlerini yapan vapurların yanaştığı limandır. Yani adada ilk ayak bastığınız yer burası olacaktır. Limanda ayrıca uzun bir plajda bulunmaktadır, denize burada rahatlıkla girilebilir. Adada en çok tercih edilen plaj burasıdır çünkü varış yeri ile aynı yerdir, özelikle yerli halk ve günübirlik gelen ziyaretçiler bu plajı tercih etmektedir. Plajda ayrıca otopark, şemsiye ve şezlong ihtiyacınızı da karşılayabilirsiniz. Plajda tesisler bulunmaktadır burada yemek yiyebilir, limanın manzarasını izleyebilirsiniz. Ayrıca konaklamak isteyenler için çevrede bir sürü pansiyon ve otel bulunmaktadır.

    Avcılık

    Avlanmak için oldukça elverişli bir ortama sahiptir. Hem konumu hem de doğası avcıları kendine çekmektedir. Geniş toprakları, çam ormanları, su kaynakları, kayalıkları ile dünyadaki adalara rakip olma niteliği taşımaktadır hatta pek çok özelliği ile diğer adalardan daha üstündür. Ada özellikle bozulmamış doğası, yabani ortamı ve keklik gibi av hayvanlarıyla ünlü olduğu için avcıların uğrak noktasıdır.

    Av sezonu açılır açılmaz avcılar adaya akın ederler. Avcılık adadaki kişiler tarafından kontrol edilmektedir, özellikle nesli tükenmekte olan hayvanlarda bulunduğu için ekstra bir özen gösterilmektedir ve her şey usulüne uygun işlenmektedir. Özellikle balıkçıların uğrak noktalarından biridir. Balık tutmayı ve tekneyle açılmayı seviyorsanız mutlaka gelmeniz gerekir. Adadaki balık çeşitliliği oldukça fazladır. Adada ayrıca balık yiyebileceğiniz birbirinden güzel, her bütçeye uygun restoranlarda bulunmaktadır.

    Lavanta Tarlaları

    Adanın toprakları oldukça verimlidir ve pek çok bitkinin, meyve ve sebzenin yetişmesi için uygundur. Bundan dolayı farklı bitkiler de sık sık denenmektedir. Ekili arazileri de bir hayli çoktur. Lavanta ekili tarlalar özellikle fotoğraf meraklılarının ilgi odağı olmuştur. Uçsuz bucaksızmış gibi görünen mor lavantalar mükemmel bir manzara oluşturmaktadır. Özellikle son yıllarda iyice popüler hale gelmiştir, hatta adaya sırf lavantaları görmek için gelenler bile vardır.

    Son zamanlarda üretimin arttırılması hedeflenmektedir. Şirinköy’de 20 dekarlık bir arazide üretim başlamıştır. Yapılan araştırmalar sonucu doğru cins bulunmuş ve çiçeklendirmeye geçilmiştir. Bu araziden 20 yıl kadar ürün alınması hedeflenmektedir. Lavanta kolay bir üretime sahiptir, hastalığı ve gübre verme derdi yoktur. Ayrıca yağı da oldukça önemlidir, köylü gelirini buradan da karşılamaktadır. Son yıllarda artan önemi ile zaman içinde adanın Lavanta adasına dönüşebileceği söylenmektedir, lavantalardan yapılan yağlar Türkiye’nin dört bir yanına verilmektedir.

    Destekler her geçen gün daha da artmaktadır, ada aromatik bitkiler yönünden oldukça zengin olduğu için üretim hızlı ilerlemektedir. Lavanta tarlaları adanın turizmine de renk katmıştır, ziyaretçilerde hasat aşamasında yardımda bulunabilirler. Tarla adanın güneyinde yer almaktadır ve belli dönemlerde ziyarete açıktır. Bu dönemler 10 Haziran ve 10 Temmuz arasındadır. Bu dönemde gidip kendi lavanta demetlerinizi toplayabilirsiniz. Adada ayrıca lavantalar kullanılarak yapılan yağ, sabun, kuru lavanta demeti, kese, bebek yağı gibi ürünleri satın alabilirsiniz. Bu ürünler merkezdeki Meydan Pastanesinde satılmaktadır.

    Bal Çiftliği

    Adaya gitmişken meşhur yerlerinden biri olan bal çiftliğine uğramadan dönmek olmaz. Rum köyü, Bademli arazisinde bulunan çiftlikten hayatınızda hiç tatmadığınız lezzete organik bal satın alabilirsiniz. Ayrıca arılar hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilirsiniz. Çiftlikte organik balın nasıl üretildiğinin her aşamasını izleyebilirsiniz. Çiftliğin sahibi oldukça misafirperver biri, bal almadan önce tadabilirsiniz, kahve içerken bal tüketimi ve bölgedeki üretim hakkında bilgiler alabilirsiniz.

    Çiftlik her sene yapılan bal yarışmalarına katılmaktadır ve mutlaka dereceyle dönmektedir. Balları sertifikalı organiktir ve diğer yerlere nazaran çok daha uygun fiyata satılmaktadır. Balın doğal olması oldukça önemli olduğu için ilk öncelik bu olmalıdır. Çiftlikte bal dışında meyve sebze üretimi de gerçekleşmektedir. Burada kendi ellerinizle organik gıdaları yollayabilir hatta kendiniz tartıp satın alabilirsiniz. Çiftlikte hediyelik eşyalarda bulunmaktadır, adada mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir.

    İmroza Sabun Atölyesi

    Tarihi dokusu ve işlevi ile mutlaka görülmesi gereken en önemli mekanlarından biri de burasıdır. Kaleköy’de bulunan atölye İstanbullu çift tarafından açılmıştır ve bir marka haline gelmiştir. Doğası binbir çeşit bitki türü, otları ile ünlü olduğu için bu atölyede doğayı yansıtılmaktadır. Doğadaki ürünler kullanılarak sabun ve mum yapılmaktadır.

    Atölyenin içi mükemmel kokmaktadır, adeta adadaki tüm kokular tek bir noktada toplanmıştır. Bakım ürünlerinden hediyelik eşyalara pek çok şeye burada ulaşabilirsiniz. Ayrıca ürünlerin yapımını da görebilirsiniz hatta el atabilirsiniz. Atölyede kimyasal hiçbir malzeme kullanılmamaktadır, sadece bahçelerinde yetiştirdikleri lavanta, papatya, kekik, biberiye, alovera ve başka bitki türleri kullanılmaktadır. Atölye oldukça popüler bir hal almıştır, özellikle kimyasal barımdırmaması dikkat çekmektedir.

    Kokina

    Böyle güzel bir adaya gitmişken geride bıraktıklarınızı düşünmeden dönmek doğru olmayacaktır. Ada muhteşem bir doğaya sahiptir ve geri dönüşte mutlaka yanınızda bir anı götürmek isteyebilirsiniz. Kokina adanın en meşhur hediyelik eşya dükkanıdır. Merkezin en işlek sokağında yer almaktadır, içinde adaya özgü heykeller, seramikler, özel tasarımlar, takı ve aksesuarlar bulunmaktadır. Özellikle terra cota ürünleri çok tercih edilmektedir. Adayı hatırlayacak yelkenli minyatür tekneler ve keçeden yapılmış süslemeler dükkanın en gözde eşyalarından bazılarıdır. Kokina’da ayrıca adaya ve Çanakkale’ye özgü kıyafetler, şallar, çantalar, otantik takılar ve imroz baskılı hediyelik eşyalar bulmak mümkündür. Adadan ayrılmadan önce mutlaka uğramamız gereken bir dükkandır.

    Sanatevi

    Adanın merkezinde mutlaka uğranması gereken yerlerden biriside burasıdır. Burada genelde adaya ait doğal ürünler satılmakta ve sergilenmektedir. Adeta adayı toplayıp tek bir çatıda birleştirilmiş gibi bir havası vardır. Adadan toplanan lodos tahtası, deniz kabukları, kurumuş yosunlar, dikenler, taşlar burada heykele ve başka süs eşyalarına dönüşmektedir. Yapılan heykeller tamamen toplanan doğal ürünler kullanılarak yapılmaktadır, buranın bu kadar ünlü olmasının sebebi de budur.

    Sanatevi daha çok yeni açılış yapmıştır, geçen senelerde Kaleköy’de yazları stantta sergilenen ürünler artık atölye dükkanda satışa çıkarılmıştır. Atölye merkezdeki en renkli sokakta yer almaktadır, bir bölümü ise kafe olarak kullanılmaktadır. Burada adeta bir sanat galerisi vardır, adanın ruhunu yansıtan farklı tablolar satın alabilirsiniz. Adayı gezerken duvarlarda rengarenk şekiller ve resimler ile karşılaşabilirsiniz. Atölyeyi açan kişi son yıllarda street art isimli sokak sanatçılığı yapmaya başlamıştır.

    Manastırlar

    Pek çok kültürü bir arada barındırdığı için dini bakımdan değişik yapıları da bir arada barındırır. Camiler ve kiliseler aynı mahallelerde bulunmaktadır. Köylerde yaşayanlar genelde Rum ve Türk halkından oluşmaktadır. Adada dini yapı çok fazladır, ufak kiliselere manastır denir ve özellikle dağ tepelerinde, koyda veya ormanın tam ortasında bu manastırlardan görebilirsiniz.

    Issız yerlerde olmasının nedeni, bir zamanlar Katolik baskınına uğrayan Ortodoks Rumlarının daha rahat bir şekilde ibadetlerini yerine getirmek istemeleridir. Manastırlar genelde sade bir mimariye sahiptir ve beyaz renktedir. İçlerinde küçük oldukları için fazla bir şey yoktur, sadece Meryem ana ve İsa ikonları ve oturmak için tahta sıralar bulunmaktadır. Manastırların hepsi farklı azizler adına yapılmıştır, bunun nedeni tehlikelere karşı korunmak ve bereket görmek istemeleridir.

    Manastırlar kullanım dışında genelde kilitli halde bulunmaktadır. Her manastırdan sorumlu bir aile bulunmaktadır, temizlik, bakım ve güvenliğinden bu kişiler sorumludur. Adada eskiden yaklaşık 360 adet kilise bulunurken şimdi kullanımda sadece 7 kilise ve 50 manastır bulunmaktadır. Manastırları gezmek farklı kültürleri öğrenmenizi sağlayacaktır. Genelde adada yürürken karşınıza bir anda çıkabilirler.

    Kaleköy

    Adanın tarihi dokusunu görmek isterseniz ilk durağınız Kaleköy olmalıdır. Eski ismiyle Kastro, antik dönemden pek çok kalıntının bulunduğu bir yerdir. Köy sit alanı ilan edilmiştir. Mimari bir yapı yapılacaksa önce anıtlar kurulumun onayından geçer daha sonra sadece taştan binalar yapılabilir. Köyde eskiden Rumlar yaşarmış ancak şimdi eskiden göçmüş ve yeni yerleşmiş aileler kalmaktadır. Kaleköy oldukça ziyaretçi çeken bir yerdir, birçok pansiyon, otel ve kafe hizmet vermektedir.

    En zengin Rum köyü sayılmaktadır, köyde muhteşem manzaralı yerlerde bulunmaktadır. Uç tepede manzaralı bir bahçe içinde sabun atölyesi ile karşılaşabilirsiniz. Kaleköy oldukça yüksek bir konuma sahiptir bu yüzden çevredeki diğer adaları da görmek mümkündür. Köyün en aşağısında uzun yıllardır kullanılan liman ve buraya giden bir patika yol bulunmaktadır. Bu yol Kraliçe Valentina yolu olarak adlandırılmış ve 1440 yılında Pelemede Gattilisuo tarafından karısı için yaptırılmıştır.

    Köyün tepesinde geçmiş yıllara ait bir kale kalıntısı bulunmaktadır. Kalenin manzarası Kaleköy limanı ve Yıldızkoy’dur. Kale Hellen dönemine aittir ve Bizans döneminde onarımı gerçekleştirilmiştir. Tepede birde su ihtiyacını karşılamak için Roksades isimli bir sarnıç bulunmaktadır. Bu bölgede eskiden dini törenler düzenlenen Hermes Tapınağının kalıntıları da bulunmaktadır.

    Zeytinliköy

    Zamanında adanın en popüler yerlerinden biri olan, halen en sık ziyaret edilen mekanlardan birisidir. Adaya gittiğiniz zaman tarihi dokuyu daha fazla hissetmek için bu köye gitmeniz gerekir. İçinde çok sayıda kafe bulunmaktadır ve neredeyse hepsi eşsiz bir manzaraya sahiptir. Bu kafeler özellikle Yunanistan’dan köylerine geri dönen Rumlar tarafından açılmış ve menülerinde dibek kahvesinden sakızlı muhallebiye bilindik tatlar bulunmaktadır.

    Kafeler genelde saksıdaki çiçeklerle bol bol süslenmiş halde bulunmaktadır. Köyde yaşayan kişi sayısı yaklaşık 55 kişidir. Köyün etrafı zeytin ağaçlarıyla çevrilidir. Koruma altındaki köylerden biridir, inşaat yasaktır. Gökçeada’nın en eski kilisesi olan Agios Georgios Kilisesi bu köydedir. Köyün bir diğer önemli yanı 300 milyon ortodoks Hristiyanın ruhani lideri olan 1. Bartholomeos 1940 yılında Zeytinli’de doğmuş olmasıdır. 1991 yılında Patrik ilan edilmiş ve arada sırada evini ziyarete gelmektedir. Köyde kafeler dışında 3 butik otel ve 2 meyhane bulunmaktadır.

    Uğurlu Köyü

    Merkeze 25 km uzaklıkta, adanın en batı kısmında bulunmaktadır. Bu uzaklık bazen Adanın merkezinden daha farklı bir hava şartına sahip olmasına bile neden olmaktadır. Köye ilk yerleşim 1984 yılında Muğla, Burdur ve Erzincan’dan gelen köylüler ile gerçekleştirilmiştir. Köyde genel olarak adanın genelinde olduğu gibi tarım ve hayvancılık yapılmış, topraklarının çok verimli olduğu söylenir, özellikle üzüm yetiştiriciliği yaygındır.

    Köyün en önemli özelliklerinden biri çok güzel ve temiz bir koya sahip olmasıdır. Gizli liman koyu, köye çok yakın bulunmaktadır. Yazın adaya gelen ziyaretçilerin denize girmek için en çok ziyaret ettikleri nokta burasıdır. Plajı oldukça temizdir ve suyu dalgasızdır. Plajın yakınında pansiyon ve oteller bulunmaktadır. Genelde pansiyonlar daha popülerdir.

    Köyde birde liman bulunmaktadır. Güney kıyısındaki tek liman Uğurlu Limanıdır. İlk yapım aşamasında amaç, Gökçeada- Limni arasında gidiş geliş yapacak feribotların kullanması içindir ancak sonradan bu düşünce yarıda kalmış ve şu an limanda balıkçı tekneleri bulunmaktadır. Adalılar ve ziyaretçiler burada balık tutmaktadır. Limanın oradan da denize girilebilir. Köyde ayrıca 4 bakkal, 2 kahve, 2 kasap, 4 restoran bulunmaktadır. Adaya özellikle yaz ayında geldiğiniz zaman denize girmek için köyün cennet gibi koyunu tercih edebilirsiniz.

    Eşelek Köyü

    Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlıymış daha sonra baraj yapımı esnasında sular altında kalınca köydeki halk kurulan bu yeni yerleşim yerine gelmiştir. Köylerindeki eski cami minaresi bile halk ile beraber yeni köye getirilmiştir. Bu köyde de tarım ve hayvancılıkla uğraşılmaktadır, ekili araziler oldukça fazladır ve toprakları verimlidir.

    Köy merkeze 8 km uzaklıktadır ve adanın en meşhur plajlarından biri olan Aydıncık plajına sadece 2 km uzaklıktadır, plaj yakınında olduğu için özellikle tatilciler konaklamak için burayı sık sık tercih etmektedir. Köyde pansiyonlar bulunmaktadır, genelde halk evlerini yazın pansiyona çevirmektedir. Evler aynı tiptedir, iki katlı, ahşap, rengarenk, tepede ve manzaralı. Köyün eşsiz bir güzelliği vardır, yemyeşil doğası ve mis gibi havası doğayla iç içe tatil geçirmek ve denize girmek için çok iyi bir tercih olacaktır. Köyde ayrıca 2 bakkal ve yol kenarında sebze meyve tezgahları bulunmaktadır. Aydıncık plajından daha yakın olan Kefaloz plajında ise özellikle kitesurf sıklıkla yapılmaktadır.

    Yeni Bademli

    Eski Bademli’nin aşağısında bulunan köy 1984 yılında yerleşim yerine dönüşmüştür. Köyde genelde Isparta, Samsun, Trabzon ve Giresun’dan gelenler yaşamaktadır. Adada en kalabalık köy burasıdır. Dolayısıyla bakkal, pansiyon gibi yerlerde daha fazladır ve tarım ile en fazla bu köy uğraşmaktadır. Organik besinler almaya dikkat ediyorsanız bu köyden bir sürü meyve sebze satın alabilirsiniz, yol kenarlarında çeşit çeşit doğal ürün satan tezgahlar bulunmaktadır.

    Merkeze 4 km uzaklıkta olduğundan dolayı özellikle turistlerin kalmayı en çok sevdiği köylerden biridir. Bundan dolayı tam bir pansiyon mekanına dönüşmüştür, denize de çok yakındır. Köyde çok rahat bir konaklama gerçekleştirebilirsiniz, işini profesyonel olarak yapan da var, evini pansiyona çeviren de ama hepsi gelen ziyaretçilerin en iyi şekilde ağırlamaya çalışıyor.

    Adanın en güzel koylarından biri olan Yıldızkoya’a 5 dakika yürüme mesafesi uzaklığındadır. Türkiye’nin ilk sualtı parkının sınırları içinde olan koyun denizi de çarşaf gibidir, tertemiz ve doğayla iç içe bir koydur. Köyde bakkallar dışında fırın ve 3 adet restoranda bulunmaktadır.

    Dereköy

    Adanın en batı kısmında bulunan Rum köyüdür. İçinde bulunan Pirgos limanı ve konumu sayesinde geçmişten bugüne her zaman diğer köylere nazaran daha zengin olmuş ve gelişim göstermiştir. Köy bir zamanlar 1950 haneyle Türkiye’nin en büyük ve kalabalık köyü olma niteliği taşımıştır. Köyün içinde 22 kahve, 2 sinema, çok sayıda berber, bakkal, terzi gibi dükkanlar ve 3 zeytinyağı imalathanesi bulunmaktadır. Adeta küçük bir ilçe olma niteliği taşımaktadır. Bu yüzden adaya gelenlerin en sık uğradığı köylerden biridir.

    Merkeze 4 km uzaklıktadır ve tam karşısında Halakasi ve Madrabodus Tepeleri bulunmaktadır. Piri Reis 16. yüzyılda adadan bahsederken Kaleköy ve Dereköy’den de bahsetmiştir. Köyde 150 hane bulunmaktadır genelde Rumlar yaşıyor olsa da Güneydoğu’dan gelen Türkler’de bulunmaktadır. Kışın daha sakin olan köy yazın şehirde yaşayan köylülerin ve turistlerin gelmesiyle renklenmektedir.

    Eskiden bu yana farklı kültürleri de içinde barındırmıştır bu yüzden şu an da ibadete açık halde 2 adet kilise bulunmaktadır. Giriş kısmında Hagia Marina Kilisesi ve çarşıda Koimesis Tis Theotokos Kilisesi vardır. Bu kiliseler 1800 yılında yapılmıştır ve adadaki en büyük çamaşırhane burada hizmet vermektedir. Köyde pansiyonlar, yöresel yemekler yiyebileceğiniz restoranlar ve birde restore edilmiş eski bir Rum evi (Kalyopi Köy Evi) bulunmaktadır.

    Tepeköy

    İsminden de anlaşılabileceği gibi köy adanın en tepedeki Rum köyüdür. Köyün eski ismi Agridia’dır ve merkeze 11 km uzaklıkta bulunmaktadır. Agridia Yunanca küçük tarlalar anlamına gelmektedir. Volkanik Aya Dimitri tepesinin yamacına kurulduğu için manzarası oldukça etkileyicidir. 1964 yılında köyün nüfusu 1200 kişiyken şimdi sadece 60 kişi devamlı olarak yaşmaktadır. Köy bir dönem iyice çöküşe geçmiş ve 60 kişiden daha fazla kalabalık olmamaya başlamış ancak yakın bir zamanda Barba Yorgo’nun sayesinde canlanmaya başlamış.

    Köy meydanına koyduğu Rum tavernası, ürettiği ev şarapları köyün ünlenmesini ve ziyaretçi akınına uğramasına neden olmuştur. Ada bu şaraplarıyla da tanınmaktadır. Taverna büyüdükçe köyün giriş kısmındaki daha büyük bir alana taşınmıştır. Özellikle Rumlar köyde daha fazla yaşamaktadır, kahve her zaman dolu olmaya başlamıştır. 2 yıl önce köye yerleşen Vasi isimli bir bey işletmektedir. Bu kahvede ünlü Yunan tatlılarından yiyebilirsiniz, genelde Atina’ya özgü yemekler ve tatlılar bulunmaktadır.

    Kahvenin tam karşısında Angelika’nın tavernası bulunmaktadır, burası da özellikle yabancı turistler tarafından sıklıkla ziyaret edilmektedir. Mekan Yunan adalarında bulunan mekanlara çok benzemektedir, bol porsiyon ve uygun fiyatlı yemekler yiyebilirsiniz.

    Tepeköy’de her sene 15 Ağustos’ta Meryem Ana Panayı gerçekleştirilmektedir. Son yıllarda kutlamalar 10 gün boyunca devam etmektedir. Kutlamalar süresince yemekler pişirilir ve ev yapımı şaraplar içilir. Bu dönemlerde köy ziyaretçi akınına uğramaktadır. Köyde gezilecek diğer yerler ise Evangelismos Teotoku Kilisesi, eski Rum mezarlığı ve Çınaraltı adındaki piknik alanıdır. Bu piknik alanında 625 senelik bir çınar ağacı ve memba suyu akan çeşme bulunmaktadır. Alanın manzarası da mükemmeldir. Karşısında Ege Denizi, uçsuz bucaksız yeşillik ve Semadirek Adası bulunmaktadır. Burada çay bahçesi de açılmıştır, eşsiz manzarayı kömür ateşinde demlenen çay ile tamamlayabilirsiniz.

    Adada 6 adet yaşlı çınar ağacı vardır ve en yaşlısı bu ağaçtır. Diğerleri 400-175 yaş aralığındadır ve Çınarlı (merkez), Eski Bademli, Zeytinli, Tepeköy ve Dereköy’de bulunmaktadırlar. Köyde eskiden 2 zeytinyağı ve sabun imalathanesi, 9 dokuma atölyesi, 3 kaşar peyniri imalathanesi, 4 marangoz atölyesi bulunurmuş ancak şimdi sadece kalıntıları kalmış. 2018 yılında köye birde meyhane açılmıştır, ziyaretçi akını bu açılış ile daha fazla artış göstermiştir.

    Kaleköy Liman

    Kaleköy’de bulunan Kaleköy Limanı adanın deniz kenarındaki tek yerleşim yeridir. Bu limanın en önemli özelliği çok eski çağlardan beri adanın dünya ile olan bağlantısını kuruyor olmasıdır. İskele çok derin değildir bu yüzden gelen gemiler açığa demir atmak zorunda kalırlar ve yolcular eşyalarını kayık ile getirebilirler. Bu liman şu an kullanım dışı bırakılmış yerine Kuzuliman’ı kurulmuştur.

    Liman son yıllarda daha çok balıkçıların uğrak yeri olmuştur ancak genişletildiği için rahat bir mekana sahiptir. Liman tam bir yazlık mekanıdır. Her yıl binlerce ziyaretçi buraya gelir, deniz kenarında yürüyüş yapar, yeşil deniz fenerinin altında güneşin batışını izler, çay içer, mendirekten balık tutar, mendireğin arkasındaki kayalıklardan deniz girer, dondurma yer ve hediyelik eşya stantlarında dolaşır. Bu limanda vakit geçirmek herkesin çok hoşuna gitmektedir.

    Limanda 3 adet otelde ve Metropolitan Kilisesi olan Aya Marina Kilisesi de bulunmaktadır. Yakın bir zamanda restore edilen kilise beyaz renginde ve oldukça güzel bir görünüme sahiptir. Eskiden denize açılmadan önce balıkçılar buraya gelip Tanrı’ya onları koruması için dua edilirmiş.

    Bademli

    Bademli köy Yeni Bademli Köyü kurulduktan sonra Eski Bademli Köyü (Gliki) olarak da anılmıştır. Bu köyün en önemli özelliği adadaki en güzel manzaraya sahip olmasıdır, tüm adayı ve çevresini rahatlıkla görebilirsiniz. Köyün karşısında Semadirek Adası, dağlar, tarlalar ve Kaleköy aşağıda balıkçı tekneleri, Kaleköy Limanı, dalgalara vuran deniz bulunmaktadır.

    Bademli için çok eski zamanlardan beri adanın balkonu da denmektedir. Bu manzaranın ne kadar mükemmel olduğunun bir göstergesidir. Bademli adadaki koruma altında olan 4 köyden biridir. İsmini köydeki badem ağaçlarından almıştır. Köy halkı genel olarak meyvecilik, süngercilik ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Köy fazla büyük değil ancak gezilip görülmeye değer, 1903 yılından kalma bir kahveye sahip ve üstünde eski bir güneş saati bulunuyor. Saat son yıllarda dut ağacı yüzünden kullanılmaz bir hal almış.

    Köyde 160 adet ev ve Rumların açtığı kafeler bulunmaktadır. Yazın ziyaretçiler ve Yunanistan’dan gelen köylülerle daha kalabalık bir hal almaktadır. Bazı evler ise restore edilmek veya pansiyona dönüştürülmek üzere İstanbullulara satılmış. Köyde birde otel bulunmaktadır. Bu otel eskiden köylünün imece usulü olarak yaptığı bir ilkokuldur. Köyde bunun dışında 3 otel daha bulunmaktadır. Ayrıca 2015 yılında açılan bir bal çiftliği de vardır. Köy meydanında birde sembol haline gelmiş çınar ağacı ve hemen yanında çamaşırhane bulunmaktadır. Eskiden kadınların bu çamaşırhanede çamaşırlarını yıkayıp bu ağacın altında sohbet ettikleri söyleniyor.

    Merkez

    Çanakkale’ye bağlı adanın en kalabalık ilçesidir. Eski adı Panayia olan merkez Çınarlı Mahallesi, Yeni Mahalle ve Fatih Mahallesinden oluşmaktadır. Mahallelerde eskiden daha çok Rumlar yaşarmış, şimdilerde kendi kültürümüzden yansımalarda görmek mümkündür. Çınarlı Cami en az değişen bölgedir. Burada Aya Panayia Kilisesi, 1813 yılına ait adanın ilk camisi ve 2 adet çamaşırhane bulunmaktadır. Fatih Mahallesi Kaleköy’e giden yolun yanında bulunmaktadır. Bu yol oldukça işlektir, dükkanlar ve kamu binaları burada sıralanmıştır. Ayrıca Metropolitanlık binası, Metropolitan Kilisesi ve Fatih Camii’de bu mahallededir. Yenimahalle merkezden biraz daha uzakta kalmaktadır.

    Burada gezilecek yerler ise Aya Varvara Kilisesi ve yanındaki eski çeşmedir. Merkezde kamu binası, okul, hastane, eczane, banka, PTT ve alışveriş ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Merkez Kuzulimanı’na 7 km uzaklıkta bulunmaktadır. Denize yakın bir mesafede değildir ama en fazla otel, restoran merkezde bulunmaktadır fakat köylerdeki kadar kültür yansıtan özellikleri yoktur.

    Köylerde kalmayıp merkezde konaklayan ziyaretçiler plaja ve diğer gezilecek yerlere merkezden kalkan dolmuşlar ile gidebilirler. Adayı tam anlamıyla gezmek isteyenler için merkez en mantıklı tercih olacaktır. Pazar günleri Fatih Mahallesinde doğal ürün pazarı açılmaktadır, buradan salça, sabun, kekik, meyve ve sebze ihtiyacınızı giderebilir, yöreye ait eşsiz tatları tadabilirsiniz.

    Adada mutlaka görmeniz gereken yerlerden biride eski hamamın olduğu binaya açılan Kent Müzesidir. Ada hakkında daha fazla bilgiye sahip olabilirsiniz. Merkezde bulunan kafelerde yöreye özgü tatları deneyebilir ve atmosferin tadını daha fazla çıkarabilirsiniz. Ada merkezinde görülmesi gereken bir diğer yer İş Bankası sokağıdır. Bu sokak trafiğe kapalıdır ve gezmek için çok güzel kafeleri, dükkanları vardır.

    Gökçeada’da Ne Yenir?

    Adadaki yemekler genelde Ege mutfağına benzerdir ancak Yunan ve Rum mutfağının yemeklerini de tadabilirsiniz. Yemeklerde en çok deniz ürünleri, kırmızı et, yabani otlar ve zeytinyağı kullanılmaktadır. Özellikle balık hemen hemen her restoranda bulunur, çeşitleri mevsimine göre değişiklik gösterir. Ahtapot, kalamar, karides, istakoz, yengeç ve deniz kestanesi en çok tüketilen balık çeşitleridir. Adada hayvanlar genelde kekik ile beslenmektedir ve bu yüzden tatları enfestir. Kırmızı etin en lezzetli olduğu yerdir diyebiliriz. Özellikle kuzu ve keçi eti tercih edilmektedir. Yemeklerde kekik bol kullanılır, kekik balı bulabileceğiniz adaya özgü tatlardan biridir. Mutlaka tatmanız gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz;

    • Cicirya

    Rumlara özgü bir pizzadır. İçinde keçi peyniri, nane, kekik ve sütten oluşan bir harç bulunmaktadır. Yanında genelde adaya özgü tatlardan vişinada ve kuşburnu kurabiyesi verilir. Pizzadan sonrada tatlı olarak sakızlı muhallebiyi tatmanız önerilir. Pizzayı en güzel yapan yer Zeytinliköy’dedir.

    • Mantı

    Adadaki bir diğer güzel tattır, her yerin mantısı güzel olmayabilir ancak adada yediğinizi unutmanız zor olacaktır. Mantıyı genelde yerli Türk halkı yapmaktadır. Mantı dışında gözleme, çiğ börek, avcı böreği, pide çeşitleri, dönerde yiyebilirsiniz.

    • Kurkuti

    Bir diğer Rum yemeğidir. İçinde buğday, et suyu, süt ve tuz bulunmaktadır. Buğdaylar pişirmeye geçmeden önce öğütülmektedir.

    • Ahtapot Yahni

    Rumların özel yemeklerinden biridir. İçinde sarımsak, zeytinyağı, biber, soğan ve ahtapot bulunmaktadır. İsteğe gör üstüne şarap dökülebilir.

    • Koliva

    Rumların kutsal tatlılarından biridir, özellikle yabancı turistler tarafından tercih edilmektedir. İçinde buğday, badem, ceviz ve toz şeker bulunmaktadır.

    • Badem Tatlısı

    Bu tatlı isim günü için özel olarak hazırlanmaktadır. İçinde badem, toz şeker, yumurta akı bulunur. Yapıldıktan sonra kimin isim günüyse onun evine gönderilir. Bu tatlıda Rum mutfağına aittir.

    • Ev Şarabı

    Adada yapılan şarap oldukça meşhurdur. Sırf bu şarabı tatmak için gelenler bile vardır. Adada eskiden her evde ev şarabı yapılırmış. Üzüm yetiştiriciliği de bu yüzden çok fazladır. Halen pek çok Rum evinde şarap yapılır ve özellikle köylerde satılmaktadır.

    Adada gece klubü bulunmamaktadır, genelde Kaleköy limanındaki bar ve çay bahçeleri tercih edilir. Rum kültürünü tanımak istiyorsanız Rum köylerindeki kahvelere gidebilir dibek kahvesi içebilirsiniz.

    Kafeleri

    Bi Yer

    Ada merkezinde 2012 yılında açılmış, kendine has bir dokusu vardır. Özellikle kahvaltısı, oğlak kebabı, kuzu güveci, damla sakızlı muhallebisi, ev yapımı ekmekleri, pancarlı ve otlu çorbaları oldukça meşhurdur. Kafede en çok tandır ekmeği üzerine sürülen 4 çeşit ada peyniri, zeytinyağı ve sarımsak sosu tercih edilmektedir.

    Dondurma Mekanı

    Bu kafe 2019 yılında açılmıştır. İçinde adadaki keçilerin sütünden yapılan dondurmalar bulunmaktadır. Dondurmaları oldukça lezzetli ve meşhurdur, genelde mevsiminde yetişen meyveler kullanılmaktadır. Tamamen doğal oluşu adanın unvanına yakışır bir tattır.

    Gastronomi Merkezi

    Ada merkezinde bulunan bu restoran genelde dünya mutfağından lezzetler sunmaktadır. Özellikle oğlak eti, otlu ciğeri, kabak çiçeği kızartması, limonata, reyhan, lavanta ve karadut şerbetleri, serpme kahvaltısı, Saman sarısı isimli özel kadayıf tatlısı ve peynirli mantarlı tavası ile çok meşhurdur. Bu restoranda alkolde tercih edilmektedir.

    Gül Hanım Mantı Salonu

    Adada elbette Türk yemekleri de bulunmaktadır, bu restoran merkezde ve zengin kahvaltı çeşitleriyle, el açması gözlemesi, otlu patlıcanlı böreği, ebegümeci ve akasya çiçeğinden yapılmış reçelleriyle, karadut suyu ve gelincik şerbetiyle meşhurdur. Restoranda genelde ev yemekleri ağırlıkta ve kullanılan tüm malzemeler adanın doğasından toplanmaktadır.

    Kalyopi’nin Evi

    Eski bir Rum evinin 2017 yılında restore edilmesi sonucunda bu tatlı kafe ortaya çıkmıştır. Dereköy’de bulunmaktadır ve bir çift tarafından işletilmektedir. Kafede pişili, fırında patatesli börek, otlu gözlemeleri oldukça meşhurdur. Ayrıca kahvaltısı da keçi peyniri, bal, reçel, zeytin, zeytinyağı, salçayı içinde barındıran zengin bir çeşitliğe sahiptir. Bu kafeye uğramışken mutlaka adadan topladıkları karadut suyunu içmeniz gerekir. Tamamen ev yapımıdır. Onun dışında reyhan, nane, karanfil şurubu, ev limonatasını içmeniz de önerilir. Eski bir Rum evinin bahçesinde adanın mis gibi havası eşliğinde yöresel tatları tadarken kendinizi cennette hissedebilirsiniz.

    Kayıkçı

    Yıldızkoy’da bulunan bu kafe, plajda denize nazır bir konumda olduğu için özellikle yaz sezonunda yoğunluk göstermektedir. Özellikle İspilya kalamarı ile meşhurdur. Bunun dışında tereyağında kavurma kılıç, şarapta pişirilen ahtapot salatasını mutlaka yemelisiniz. Bu kafede kullanılan et ve diğer malzemelerde yine adanın doğasından temin edilmektedir. Burada, denize karşı akşam yemeği yemek size çok iyi gelecektir.

    Lost İmroz

    Yapısı adanın dokusunu çok fazla yansıtmamasına rağmen merkezdeki tek bar burasıdır. 2019 yılında açılmıştır ve menüde içki dışında kahve çeşitleri, kalamar, midye tava, karides de bulunmaktadır.

    Mina Kafe

    Bu kafe ismini alan kişi tarafından Zeytinliköy’de işletilmektedir. Kafenin olduğu bina bir zamanlar işletme sahibinin babasının bakkalının olduğu yermiş, şimdilerde adaya uygun bir şekilde dekore edilmiş, taş bina ve rengarenk çiçeklerden oluşmaktadır. Bu kafede daha çok Panna cotta, sakızlı muhallebi dışında kremalı kadayıf, milföy tatlısı, tiramisu gibi tatlılar tüketebilirsiniz. Özellikle panna cottası ile çok meşhurdur. Adanın doğasından topladıkları malzemeler ile karadut suyu, vişne ve gül likörü, limoncello yapmaktadırlar. Kafe akşam saatlerinde bara dönüşmekte, daha çok alkol tüketilen bir yer haline gelmektedir.

    Mustafa’nın Kayfesi

    Kaleköy’ün en meşhur yerlerinden biri olan kafe koca çınar ağacının altında ve yanında kilise vardır. Kafe her zaman çok rahatlatıcı bir atmosfere sahiptir. 2009 yılında açılmıştır ve özellikle kahvaltıları ile çok ünlüdür. Kendi ürettikleri karadut şurubunu yemeniz önerilir. Kafede okuyabileceğiniz dergiler de bulunmaktadır, günün her saati keyifli vakit geçirebilirsiniz.

    Petrino Kitchen

    Daha çok yeni olan kafe merkezde bulunmaktadır. Değişik tarzı ve yemekleriyle hemen sevilen restoranlar arasında yer almayı başarmıştır. Özellikle ev yapımı hamburgerleri ve makarnaları ile çok meşhurdur. Kafede profesyonel aşçılar bulunmaktadır. Mekanda alkol çeşitlerine de yer verilmiştir. Yemek servisi sadece akşam başlamaktadır, öğlen ise ev yapımı reçellerin ve poğaçaların tadına bakabilirsiniz.

    Şahika Kahvaltı Evi

    Merkezde bulunan kafe adeta adayı ayakları altına almaktadır,manzarası mükemmeldir, teras gibi kocaman bir bahçesi vardır, adadaki dağlar, denizleri, tarihi dokuyu buradan keyifle izleyebilirsiniz. Özellikle kahvaltısı çok meşhurdur. Kahvaltı gün boyu sürmektedir ve sadece 35 TL’dir. Rakiplerine göre oldukça uygun bir fiyata sahiptir.

    Salih’in Yeri

    Kaleköy’de bulunan kafe yine eşsiz bir manzaraya sahiptir. Tüm doğayı keyifle izleyip mantı, gözleme, günlük ev yemeği, erik suyu, karadut şurubunun tadını çıkartabilirsiniz. Özellikle Iğdır sarması ile meşhurdur. Kafede Türk yemekleri yapılmaktadır.

    Soykan Çiftliği

    Bu doğa ile iç içe olan çiftliğe girince bir daha çıkmak istemeyeceksiniz. 5 dönümlük arazide keçileri, tavukları, köpeği, kedisi, meyve ağaçları, bostanı bulunmaktadır. Çiftlikte hem köy kahvaltısı yapabilir hemde çiftlikte yetişen ağaçları inceleyebilir, hayvanları ziyaret edebilirsiniz. Restoran 20 kişilik kapasiteye sahiptir. Kahvaltıda çiftliklerinde yetişen sütü, yumurtayı, peyniri kullanmaktadırlar. Ev yapımı limonata, vişne suları ve şarabı mutlaka denenmelidir. Çiftliğe girmeden önce rezervasyon yaptırmanız gerekmektedir. Eğer oğlak eti yiyecekseniz en az 4 saat öncesinden işletmeye haber vermeniz gerekir.

    Yanık Kaşık

    Tepeköy’de bulunan kafe eskiden gazoz atölyesi olarak kullanılırdı. İçinde yarım asırlık dut ağacı vardır ve kafe bu ağacın altında bulunmaktadır, bir nevi doğal bahçedir. Kahvaltısı, süt reçeli, yanık muhallebisi ve ekşi mayalı ekmeği ile meşhurdur.

    Yıldızkoy Beach Bar

    Yıldızkoy plajındaki kafeden sonra barı ile meşhur, denize girmek için en uygun yerlerden biridir. Merkezdeki bara göre daha renkli ve geniştir. İçeride hafta sonları dj eşliğinde partilerde verilmektedir. Denize çok yakın olduğu için ayrı bir havası vardır, dış mekanında dalga seslerini rahat duyabilirsiniz. Ayrıca sadece küçük balık çeşitleri, oğlak pirzola, saç kavurma yiyebilirsiniz.

    Ada Mantıcısı

    Merkezde bulunan mantıcı 2016 yılında kurulmuştur, tatlı bir havası vardır ve mantıları çok lezzetlidir. Mantıları kendileri açmaktadırlar ve onun dışında gözleme, kahvaltı, patlıcanlı tepsi böreği, sultan kebabı, etli sarma, köfte, pirzola, oğlak da bulunmaktadır.

    Adelya

    Kaleyköy’de bulunan kafe doğa ile iç içedir, yeşillikler arasında taş bir binadadır ve etrafında renk renk çiçekler bulunmaktadır. Buranın özellikle kahvaltısı, pişisi, çorbaları, tepsi yemekleri, zeytinyağlıları,oğlağı, yeşillik yemekleri ile meşhurdur. Hepsi ev yapımıdır ve adaya özgü tatları vardır. Bunlar dışında menüde su böreği, patlıcanlı börek, havuçlu, incirli kek, tahinli kurabiye, çay ve kahvede bulunmaktadır.

    Alomiya Dondurma

    Burası ada’nın ünlü dondurmacısıdır. Dondurmanın üretildiği yer ayrıca kafe olarak işletilmektedir. Merkeze çok yakın bir tepede bulunmaktadır ve 2 katlı bir taş binadır. Manzarası da en az dondurmaları kadar mükemmeldir. Alomiya dondurmasının tüm çeşitlerini burada bulabilirsiniz. Doğaldır ve adadaki keçilerin sütünden yapılmaktadır. İşletmede ayrıca Boşnak böreği ve ev yapımı ürünler bulunmaktadır. Yaz sıcağında buradan bir dondurma yemek size çok iyi gelecektir.

    Ayışığı Çamlık Restoran

    Dereköy’de bulunan restoran çam ağaçları arasında güzel bir yerdir. Piknik alanına benzeyen çardakları bulunmaktadır, burada meşhur oğlak ve kuzu tandır yiyebilirsiniz. Zaten başka alternatif bulunmamaktadır. Yemekler taş fırınlarda pişmektedir ve hayvanlar kendilerine aittir. Aynı zamanda kahvaltısı da meşhurdur. Eğer tandır yiyecekseniz gitmeden önce haber vermeniz gerekmektedir.

    Meyhaneleri

    • Kokina Restoran,
    • Leyla,
    • Meraklis,
    • Son Vapur,
    • Adada 4 Mevsim,
    • Angelikis Taverna,
    • Dami,
    • Dimitri Restoran.

    Gökçeada’da Nerede Kalınır?

    Konaklama sıkıntısı asla çekmezsiniz çünkü özellikle köy halkı çok misafirperverdir, kapılarını çalıp rica ettiğiniz zaman mutlaka size de bir yatak açacak, yemeklerini paylaşacaklardır. Ancak ada genel olarak konaklama konusunda gelişmiştir. Merkezde pansiyon ve oteller daha fazladır ve her yere ulaşımın kolay sağlanması açısından en çok tercih edilen yerdir. Merkezden sonra çoğunluğu butik otel olan Kaleköy’de Anemon Otel’i veya Eflin Butik Otel’i tercih edebilirsiniz. Bu oteller eski Rum evlerinin restore edilmesi ile oluşmuştur. Otellerin içide dışı kadar huzur doludur ve adanın tarihi dokusunu yansıtmaktadır.

    Bademli de İspilya Otel, Örnek Pansiyon, Kokina Konuk Evi gibi seçeneklere sahiptir. Eğer plajlara yakın olmak istiyorsanız Kuzulimanı, Aydıncık ve Yuvalı’da bulunan otelleri tercih edebilirsiniz. Koylarda genelde kamp tercih edilmektedir. Şen Caping kamp için tercih edilen bir işletmedir ancak kendi çadırınız ile de gelebilirsiniz. Yıdızkoy’da bulunan Arkadia Camping bir diğer kamp alanıdır. Burası Kaleköy’e çok yakındır. Kamp ile adanın ve doğanın keyfini daha rahat çıkarabilirsiniz.

    Pansiyonlar genelde halkın kendi oturduğu evlerdir, müstakildir ve temizliğe çok önem verilmektedir. Son zamanlarda Rum evlerine olan talep daha fazla artmıştır. Bu evler taştandır ve mimarisi adaya çok uygundur. Genelde kahvaltı dahil 150 TL, oteller 200-400 TL arası, günlük apartlar 100-250 TL arasındadır.

    Merkezdeki Konaklama Yerleri

    • Troiada,
    • Uygun Apart,
    • Vintage Inn,
    • Wagon Concept Camping,
    • Alaylı Apart,
    • Ali Bey Apart,
    • Argos Ev,
    • Asya Ev,
    • Ayan Pansiyon,
    • Azra Apart,
    • Bakırcı Apart,
    • Cerit Apart,
    • Ege Rüzgarı Konuk Evi,
    • Mercan Suit Otel,
    • Meydani Otel,
    • Mimoza Evleri,
    • Nehir Apart,
    • Özbek Otel,
    • Pamuk Apart,
    • Rüzgargülü Apart,
    • Şahika Konukevi,
    • Sidelya Apart,
    • Suna Apart,
    • Taş Suit Konukevi,
    • Teras Otel,
    • Termit Apart.

    Rum Köylerindeki Konaklama Yerleri

    • Ayışığı Çamlık Paniyon,
    • Değirmen Konukevi,
    • Dimitri Ada Evi,
    • Eflin Otel,
    • Gökçe Motel,
    • Güzel Ev,
    • İspilya Otel,
    • Mayer Taş Ev,
    • Mustafa’nın Fidanı,
    • Naturel Otel,
    • Panos,
    • Petrada,
    • Reyna Apart,
    • Son Vapur Otel,
    • Soykan Çiftliği Bungalov,
    • Taş Ev Otel,
    • The Castle Hotel,
    • Vama Konukevi,
    • Teldeğirmeni Taş Evi,
    • Yeşil Ev Otel,
    • Yıldızkoy Camping,
    • 8 Oda Pansiyon,
    • Adada 4 Mevsim Otel,
    • Altın Apart,
    • Anemos Otel.

    Yeni Bademli Konaklama Yerleri

    • Uysallar Köy Evi,
    • Yalçıntaş Pansiyon,
    • Yıldırım Apart,
    • Adayıldızı Pansiyon,
    • Ağa Apart,
    • Akdeniz Pansiyon,
    • Aydın Apart,
    • Aydoğan Apart,
    • Aydos Pansiyon,
    • Dolphin Apart Motel,
    • Efendi Dayı’nın Yeri,
    • Ersoy Pansiyon,
    • Gül Pansiyon,
    • Ersoy Pansiyon,
    • Gökcan Pansiyon,
    • Gökkuşağı Apart,
    • Konak Paniyon,
    • Mine Apart,
    • Minenin Evi,
    • Nurbadem Apart Otel,
    • Olimbera Otel,
    • Örnek Pansiyon,
    • Özdoğan Pansiyon,
    • Rüya Pansiyon.

    Aydıncık Plajı Konaklama Yerleri

    • Mavi- Yeşil Apart,
    • Eray Pansiyon,
    • Flamingo Sport Club.

    Uğurlu Civarı Konaklama Yerleri

    • Poyraz Konukevi,
    • Şirin Pansiyon,
    • Uğurlu Apart,
    • Uğurlu Tuğra Apart,
    • Aysun Apart,
    • Beyazgül Apart,
    • Çarpışantürk Konakları,
    • Deniz Yıldızı Ada Evi,
    • Karadeniz Apart,
    • Laz Koyu Konukevi,
    • Mutlu Ada Pansiyon,
    • Özdemir Apart.

    Gökçeada Nerede ve Ne Zaman Gidilir?

    Çanakkale iline bağlı bir ilçedir, Ege Denizi’nin Saroz Körfezi girişinde bulunmaktadır ve Türkiye’nin en büyük adasıdır. Komşu adaları Semadirek adası, Bozcaada, Limni adası ve Gelibolu adasıdır. Coğrafi yapısı oldukça engebeli bir araziden oluşmaktadır ancak toprakları çok verimlidir. 673 metre yüksekliğindedir ve en yüksek tepesi Doruk Tepesidir. Özellikle şelalesinde bulunan tatlı suları ile meşhurdur. Ada Çanakkale’ye 45 km, İstanbul’a 330 km uzaklıktadır.

    Ne Zaman Gidilir?

    Genel olarak ılıman bir havaya sahiptir ancak rüzgarı eksik olmaz. Akdeniz iklimi hakimdir ancak Marmara iklimi de görülmektedir bu yüzden Akdeniz Bölgesine nazaran kışları daha serin geçer. Yazın gidecekseniz sıcaktan bunalırım diye düşünmeyin çünkü havası her zaman hafif serindir, diğer yazlık yerlerden daha fazla rahat edersiniz. Yaz ayında denize girebilir, köyleri daha rahat gezebilir, kiliselere girebilir ve festivallere katılabilirsiniz. Ada kışın daha sakindir, yerli halk bile yazın gelmektedir.

    Gökçeada’ya Nasıl Gidilir?

    Adaya ulaşım oldukça basittir, farklı yollar içinden size en uygun ulaşım yolunu tercih edebilirsiniz. Genelde deniz yolu tercih edilmektedir. Bu yolculuk hiç sıkıcı geçmeyecektir. Geçtiğiniz yollar denizin ve mavinin karışımı mükemmel manzaralar sunmaktadır.

    Deniz Otobüsü ile Ulaşım

    Deniz yolu ile 2 arabalı feribot ve 1 deniz otobüsü kullanılmaktadır. 2008 yılında yapılan yeni ro-ro tipi arabalı feribotlarda ziyaretçilere konforlu bir yolculuk sunacaktır. Deniz yoluyla gittiğinizde adada ilk Kuzulimanı’nı göreceksiniz.

    Araba ile Ulaşım

    Eğer özel aracınızla gelecekseniz yine arabalı feribotları kullanmanız gerekmektedir. Yolculuk 1 saat 15 dakika sürecektir. Arabanızı Çanakkale’de bırakmak isterseniz Çanakkale’den deniz otobüsüne binerek 50 dakikada adaya ulaşabilirsiniz.

    Arabayla gelirken Tem otoyolu üzerinden Te­kir­dağ, Ke­şan, Ge­li­bo­lu, Ecea­bat istikametine ilerlemeniz gerekmektedir. Oradan Kabatepe Limanı’na ulaşacaksınız. Eğer İz­mir, An­ka­ra, Es­ki­şe­hir, Bur­sa’dan geliyorsanız Çanakkale Boğazı’ndan geçmeniz gerekmektedir. Geçiş için Gelibolu – Lapseki (20 dakika), Eceabat – Çanakkale (15 dakika) ve Kilitbahir – Çanakkale (7 dakika) yollarından birini seçebilirsiniz. Unutulmaması gereken önemli bir nokta, boğaz geçişi için aldığınız bilet ile aynı gün feribot bileti alırsanız bedavaya gelecektir.

    Otobüs ile Ulaşım

    Adaya otobüsle gidecekseniz iki farklı şirketten birini seçebilirsiniz. Yaz döneminde daha fazla yoğunluk olduğu için İstanbul- Gökçeada’ya her gün sabah akşam seferler düzenlenmektedir. Kış döneminde adaya otobüsle gelmek mümkün değildir. Otobüsle Eceabat’a kadar gidebilir, oradan Kabatepe dolmuşlara binmeniz gerekmektedir. Eğer An­ka­ra, Bur­sa, Es­ki­şe­hir yönünden otobüsle gelecekseniz otobüsler Çanakkale’ye kadar gitmektedir. Çanakkale- Gökçeada seferlerini yapan deniz otobüslerine binerek 1 saat içinde adaya ulaşabilirsiniz. İzmir’den gelenler de İstanbul ile aynı yönü kullanacaktır.

    Deniz Yolu ile Ulaşım

    Eğer kendi tekneniz ile gelecekseniz iki limandan birini tercih edebilirsiniz. Limanlar oldukça güvenli ve bakımlıdır. Bu limanlardan biri feribotlarında yanaştığı Kuzulimanı diğeri ise Kaleköy Limanı’dır. Limanlar devlete bağlıdır ve elektrik, su, yakıt ihtiyacınızı rahatlıkla karşılayabilirsiniz.

    Havayolu ile Ulaşım

    Hava yoluyla gelmek mümkün değildir. Aslında bir havaalanı bulunmaktadır ancak uzun zamandır sefer düzenlenmemektedir.

    Ada İçi Ulaşım

    Ada fazla büyük değildir, genelde dolmuşla istediğiniz yerlere gidip gelebilirsiniz. Merkezde 10 taksiden oluşan bir taksi durağı da vardır. 10 adet köy bulunmaktadır ve köylerin içini gezerken herhangi bir ulaşım aracına ihtiyaç duymazsınız. Ama birbirleri arasında gidip gelmek için bir araba bulmanız gerekir. Adada ku­zey-gü­ney uzun­lu­ğu 13km, do­ğu-ba­tı uzun­lu­ğu 29,5 km’dir. Adada gezerken yürümek saklı köşeleri keşfetmenizi sağlayacaktır ancak görülmesi gereken yerleri önceden araştırıp ona göre araçla gitmek çok daha mantıklı olacaktır.

    Denizden Mesafeler

    • Gökçeada – Çanakkale 28.6 mil
    • Gökçeada – Kabatepe 14.5 mil
    • Gökçeada – Bozcaada 20 mil
    • Gökçeada – Limni 16 mil
    • Gökçeada – Semadirek 14 mil

    Karadan Mesafeler

    • İstanbul – Kabatepe 350 km
    • Ankara – Çanakkale 653 km
    • Bursa – Çanakkale 271 km
    • İzmir – Çanakkale 319 km
    • Eceabat – Kabatepe 10 km

    YAZAR BİLGİSİ
    Modanium Özel
    Modanium özel yayınıdır - Doğada seçimi kadın yapar !
    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.