Bozcaada Gezilecek Yerler | En Güzel 25 Yer

Bozcaada Gezilecek Yerler | En Güzel 25 Yer
5 Mayıs 2020 tarihinde eklendi, 60 kez okundu.

Heredot’un “insanlar uzun ömürlü olsun diye yaratılmış” diyerek bahsettiği Bozcaada’yı bir kez gidip gördükten sonra kolay kolay kopamayacağınızı, yıllar sonra da olsa tekrar kendinizi adada bulacağınızı henüz yazımıza başlarken söyleyebiliriz.

Çanakkale’ye bağlı bir ilçe olan Bozcaada, ülkemizin en büyük üçüncü adası olma özelliğine sahiptir. Yerleşim ilçenin merkezinde toplanmıştır ve ilçenin köyü bulunmaz. Bozcaada da cafe, otel ve restaurantlar çoğunlukla ilçe merkezinde bulunur, ilçe merkezinde her yer yürüme mesafesindedir. Merkez dışındaki koy ve plajlara ulaşmak için belirli saatlerde merkezden kalkan toplu taşıma araçları, özel araç veya merkezden kiralanabilecek bisikletler kullanılabilir. Hem doğal hem de tarihi güzellikler açısından oldukça zengin bir ilçedir. Bozulmamış ekolojisi ile huzur kaynağı olan Bozcaada tatilinizi planlarken en az üç gün ayırmanızı öneririz. Hazırladığımız gezi rehberine hemen göz atarak, Bozcaada gezilecek yerler ile ilgili listenize ekleyebileceğiniz en güzel yerleri keşfedebilirsiniz.

Hakkında

İklimi

Ada olması nedeniyle bağlı olduğu Çanakkale ilinden farklı özellikler gösteren Bozcaada’da genel olarak Akdeniz iklimi hakimdir. Boğazın karşısında olması sebebi ile oldukça kuzey rüzgarı alan Bozcaada düşük nem oranına sahiptir.

Rüzgarı neredeyse hiç dinmeyen adada, yaz ne kadar sıcak geçiyor olsa da asla bunalmayacaksınız.

Rüzgarı oldukça serin esebilen ada akşamlarına hazırlıksız yakalanmamak için yolculuğunuz hangi ayda çıkarsanız çıkın çantanızda bir hoodie bulundurmanızı öneriyoruz.

Ayrıca sörf ve yelken sporları ile ilgilenenler için oldukça verimli bir ada olduğunu da belirtmemiz gerekir.

Tarihi

Milattan önce 2000 yılından itibaren yaşam bulunduğu düşünülen ada, Yunan mitolojisinde “Tenedos” antik çağda ise “Leukophrys” adıyla bilinmektedir. Adanın ilk yerlilerinin Akalar’dan ayrılan Pelasg’lar olduğu düşünülmektedir.

Coğrafi konumunun önemi sebebiyle çok kez istilaya uğrayan adaya sırasıyla Pelazziler, Fenikeliler, Atinalılar, Yunanlılar, Persler, Büyük İskender, Bizanslılar, Cenevizler, Venedikliler ve Osmanlılar hakim olmuştur.

İstanbul’un fethinden sonra Türkler için büyük önem kazanan Bozcaada 1455 yılından itibaren Osmanlı hakimiyetine girmiş, sonrasında Venedikliler ile Osmanlı arasında ada hakimiyeti için mücadeleler yaşanmış ve hakimiyet dönem dönem Venediklilere geçse de Osmanlı hakimiyeti Balkan Savaşlarına kadar korunmuştur. 1912 yılında Yunanistan tarafından işgal edilen ada, 1923 yılında Lozan Antlaşması sayesinde Gökçeada ile beraber Türkiye Cumhuriyetine dahil olmuştur.

Kaleler

Bozcaada Kalesi

Henüz Geyikli feribotundayken sizi adadan karşılayacak olan kalenin hangi uygarlık tarafından ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Döneminde Fenikeliler, Cenevizliler ve Venedikliler tarafından kullanılmış olan kale, konumu dolayısıyla Ege’nin en önemli savunma hatlarından biri olma özelliğini taşımaktadır. Kalenin ilk halinin yıkılmasından sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından adanın fethinin ardından kalan kalıntıların üstüne kale 1455 yılında yeniden inşa edilmiştir.

Venedik ve Osmanlı arasında süren deniz savaşlarında kale bir takım bozulmalar yaşamış olsa da Köprülü Mehmet Paşa döneminde 1657 yılında onarılmıştır. Ardından son olarak II. Mahmut döneminde 1815 yılında yeniden inşa edilerek ortaya bugünkü ziyarete açık hali çıkmıştır.

İki bölümden oluşan kalenin dış bölümünde cephanelik, eğitim alanları ve diğer yapılardan izler bulunmakta, iç kalede ise revir, cami, zindanlar ve kışla yer almaktadır. Aynı zamanda iç kale kısmında adanın yakın çevresinden çıkartılan amforalarla eski mezar taşları ve çeşitli tarihi eserler de sergilenmektedir.

Günümüzde kalenin iç bölümü Bozcaada tarihi eserlerinden oluşan sergi alanı ve etnografya müzesi olarak kullanılmakta, dönem dönem konserlere ev sahipliği yapmaktadır. Eskiden bu kısımda bölgedeki Türk nüfusun yoğun olarak yaşadığı bilinmektedir.

Bozcaada’ya gelmişken kalenin içinden uçsuz Ege’yi panoramik olarak izleyeceğiniz pencerelerden bakmadan, kalenin üzerine çıkmak için kullanılan dar merdiveni kullanmadan dönmemelisiniz.

İlk olarak Fatih Sultan Mehmet döneminde yeniden yaptırılan ve sonra olarak da 1815 yılında yıkılan kısımları yeniden inşa edilen kale, büyük çaplı bir bozulma yaşamadan korunarak günümüze ulaşan en iyi kalelerinden biridir. Günümüzde kalenin içerisinde 1996 yılında ada halkının desteği ile kurulan bir etnografya müzesi de yer almaktadır.

Kaleye 10:00 ile 20:00 saatleri arası misafir kabul ediyor.

Bozcaada Yeni Kale

1827 yılında yaptırılan kale asıl bilinen Bozcaada kalesinin ilk yapılış tarihinden daha sonra inşa edildiği için Bozcaada Yeni Kale ismiyle anılmaktadır.

Kale maalesef günümüze iyi bir şekilde korunarak ulaşmayı başaramamış olup, şu anda neredeyse harabe bir durumdadır. Ada merkezinin hemen arkasına inşa edilen kaleyi ziyaret etmek isteyenler merkezde bulunan taş ocağının etrafından dolanarak ulaşılabilmektedir.

Kalenin bulunduğu bölgede kaleden kalanlar etrafa yayılmış durumda olduğu için dikkatli olmanız ve büyülü atmosferde fotoğraf çekmeyi unutmamanız önerilmektedir.

Kilise ve Manastırlar

Meryem Ana Kilisesi

Adada Hristiyanlar için önemli olan günler dışında da ibadete açık olan tek kilise olma özelliğine sahip ve Rum Ortodoks cemaatine aittir. Kilise girişinde 1869 yılı yer alsa da kilise korint düzeni başlıklara sahip olduğu için mimari açıdan Venedikliler döneminde yapıldığı düşünülmektedir. Avlusu içinde adanın hemen her yerinden görülebilen bir çan ve saat kulesi bulunmaktadır. Kulenin zaman içinde yıpranmaya bağlı olarak 1880 yılları civarında sökülerek kaldırıldığı ve 2006 ila 2007 yılları arasında gerçekleştirilen restore çalışmaları sırasında yeniden onarıldığı bilinmektedir.

Haftanın her günü misafirlere açık olmayan kilisenin içini görebilmek için 08.00’de pazar ayinine katılmanız önerilir.

Ayazma Manastırı

Merkezden Ayazma plajına doğru ilerlerken sağ tarafınızda dikkatinizi çekebilecek çınar ağaçlarının olduğu yerde bulunur. Manastırda aynı zamanda bir çeşme ve bir şapel de bulunmaktadır.

Ayazma Manastırı ismini Yunanca bir kelime olan “Hagiasme”dan almaktadır. Bu kelime günümüz Türkçesinde kutsal su anlamına gelmektedir. Rum Ortodoks cemaatine ait olan manastırın diğer adı Paraskevi’dir ve Rum Azize Aya Paraskevi adına, Manolaki Manolidis tarafından 1734 yılında yapılmıştır.

Manastır yapısı aslında diğer örneklerine oranla daha küçük bir manastır ve tek bir katı bulunan iki yapının birleşiminden meydana gelmektedir. Manastırın bahçesine yıl boyunca girilip gezilebilse de ibadete yalnızca özel günlerde açıldığını belirtmekte fayda vardır. Bu sebeple özel günler dışında gelinerek ibadete katılmak veya yalnızca ibadet edenleri izlemek mümkün değildir.

Adalı Rumlar için en önemli gün olan 26 Temmuz Ayazma panayırı olarak kutlanır ve Aya Paraskevi anılır. Yalnızca ada halkı değil, Gökçeada ve Yunanistan’dan gelen Rumların da katıldığı gün, sabahın erken saatlerinde ayin ile başlar, beraber yenilen yemekler ile devam eder ve gece eğlenceleri ile son bulur.

Manastıra misafir olduğunuzda yıllardır orada bulunan çınarların altında serinlerken, akan çeşmenin sesi ile hayatın keyfine varabilir ve manastır bahçesine bir aile tarafından açılan şirin cafede sunulan lezzetleri, benzersiz manzaranın karşısında deneyebilirsiniz. Manastırda bulunan çeşme suyundan bir kez içenin artık Bozcaadalı sayılacağı efsanesini de belirtmemizde fayda görüyoruz. Ayrıca manastırın alt tarafında bulunan dilek mağarasına uğrayarak mum yakabilir, taştan veya küçük tahta parçalarından dileklerinizi simgeleştirebilirsiniz.

Camiler ve Türbeler

Alaybey Cami

1700’lü yıllarda kale kumandanı Miralay Ahmet Ağa tarafından yaptırıldığı düşünülen cami, kırmızı kesme taştan yapılmış minareleri ise beyaz kesme taştan oluşturulmuştur. Cami içinde barok tarzı dal motifleri yer almaktadır. Yuvarlak bir kemerden geçerek girilen bahçesinde ise 14 mezardan oluşan küçük bir mezarlık barındırmakta olan cami günümüzde ibadete açıktır.

Camide bulunan mezarlardan birisinin Osmanlı sadrazamlarından biri olan Halil Hamit Paşa’ya ait olduğu bilinmektedir. Bazı tarihi kayıtlarda ise caminin bugün bulunduğu yerde eskiden Ali Ağa Camisinin bulunduğu ancak oldukça harap bir durumda olmasından ötürü Miralay Ahmet Ağa tarafından yeniden inşa edildiği geçmektedir.

Alaybey Hamamı

Alaybey Cami ile yan yana bulunan, 17. yüzyıldan kalma olduğu düşünülen ve 1960 yılından beri kullanıma kapalı olan hamam, adada bulunan tarihi mekanlar arasında görmeniz gereken bir yapı olma özelliğini koruyor.

Köprülü Mehmet Paşa Cami

Günümüzde kullanılan adını almış olduğu Yalı Mahallesi’nde bulunan caminin daha önceden de adada bulunduğu ancak Venedikliler tarafından yıkılmasının sonucunda sadrazam Köprülü Mehmet Paşa tarafından 1655 yılında tekrar yaptırıldığı bilinmektedir. Kitabesi günümüze ulaşmayan cami, yapılan onarımlardan sonra orijinal mimarisinden ne yazık ki uzaklaşmış durumda ve ibadete açıktır. Günümüzde ada halkı tarafından bulunduğu mahalleden yola çıkılarak Yalı Cami olarak da anılmaktadır.

Aburga Ahmet Dede Türbesi

Henüz feribot üzerinde adaya yaklaşıldığında, solda kalan türbeyi görmek mümkündür. Eski bir denizci olduğu rivayet edilen Ahmet Dede türbesi, adada bulunan Osmanlı’dan kalma en eski mezarı içinde bulundurmaktadır. Yıllar boyunca denizcilerin seferlerine çıkmadan önce ziyaret ettikleri ve adak adadıkları bir yer olmuştur. Türbeye ulaşım yolu küçük bir patikadan ibaret fakat varıldığında ulaşılan manzaraya değeceğini belirtmeliyiz.

Aburga Ahmet’in gerçekte yaşayıp yaşamadığı tam olarak bilinmese de türbeyle ilgili anlatılan pek çok hikaye vardır. Bu hikayelerden birine gören Çanakkale Boğazı’ndan çıktıktan sonra şiddetli bir fırtınaya yakalanarak yan yatan bir gemiyle ilgilidir. Anlatılanlara göre gemi tam batacakken geminin suya batmış kısmında beyaz sakallı, oldukça yaşlı bir kişi belirir. Rivayetler bu kişinin önce gemiyi suya batmaktan kurtardığını ancak daha sonrasında geminin yine de battığını söyler. İhtiyar adam da geminin batması sonucunda hayatını kaybeder, ölmeden önce ise şu anda Aburga Ahmet Dede türbesini göstererek onu oraya gömmelerini ister. İlk başlarda Kaburga Ahmet Dede olarak anılan türbe zaman içerisinde Aburga olarak anılmaya başlar.

Ada halkı tarafından hala ziyaret edilen türbede, bugün bilinen on mezar bulunmaktadır ve mezarların hepsinin Osmanlı denizcileri olduğu düşünülmektedir. Türbede mezarları bulunan başta Ahmet Dede olmak üzere denizcilerin adaya gelenleri karşıladığına, gidenleri ise yolcu ettiğine inanılmaktadır.

Turistik Yerler

Yel Değirmenleri

Rüzgarı ile meşhur olduğunu söyleyebileceğimiz ada tepelerinde yüzyıllar boyu kullanılan yel değirmenlerinden iki tanesi, 2019 yılı itibariyle restore edilerek misafir kabul etmeye başladı.

Nostaljik fotoğraflara ulaşmanın mümkün olduğu yel değirmenleri, bulunduğu tepenin eşsiz manzarasına kavuşmanız ve temiz havasını içinize çekmeniz için de bir bahane olmuş olacak.

Yel değirmenleri adanın Yeni Kale olarak anılan bölgesinde yer alıyor. Bölgeye Rum mahallesinin arkasında bulunan patika yol ile 5 dakika içinde ulaşım sağlayabilirsiniz.

Bozcaada Müzesi

İki katlı bir bağ evinden oluşan müze, adanın tarihini de içinde barındırıyor. Ara Güler’in çektiği Bozcaada fotoğrafları, Çanakkale Savaşından kalan asker mektupları, fotoğraflar, geçmiş zamanlarda adada oldukça yaygın olan süngercilik kıyafetleri, denizden çıkarılan eşyalar, şarapçılık için ayrılmış bir oda ve ada esnafının canlandırmaları da mevcuttur.

2013 yılında Unesco tarafından “Yunan kültürünü Yunanistan dışında en iyi tanıtan müze olması ve iki halk arası barışı simgelemesi” özelliği sayesinde ödüle layık görülmüştür.

23 Nisan ve 30 Ekim arasında müze saat 10:00 ile 20:00 arasında misafirlerini ağırlamak üzere kapılarını açmaktadır.

Rum Mahallesi

İlçe merkezi Rum mahallesi ve Türk mahallesi olarak ikiye ayrılır. Adanın restoran, bar, cafe ve otellerinin çoğu Rum mahallesinde bulunur. Rum mahallesinin merkezinde bir kilise ve saat kulesi bulunur aynı zamanda tarihi taş evler ve taş sokaklarda yürümek de oldukça keyiflidir. Sokakları birbirini dik kesen bir yapıdadır ve oldukça düzenli oluşuyla etkileyicidir. Keşfedilmeyi bekleyen çeşmeler, sizleri evlerin pencerelerinden izleyen kediler ve sık sık karşınıza çıkacak duvar boyamaları sayesinde size her sokağın ayrı heyecanlar yaşatacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Rüzgar Gülleri

2000 yılında adaya kurulan ve adanın ihtiyacından yaklaşık 30 kat fazla enerji üreten 17 rüzgar gülü adanın batı ucunda bulunmaktadır. Motorlu taşıtlar ile gidiş yolu oldukça keyifli olan rüzgar güllerine bisiklet ile ulaşmak, engebeli yapısı sebebiyle yüksek kondisyona sahip olmayan kişiler tarafından pek keyifli olmayacağı gibi güneş battıktan sonra ilçe merkezine kadar aydınlatma olmadığı için tehlikeli de olabilir.

Rüzgar gülleri mevkiine vardıktan sonra “girilmez” tabelasını görmek sizi yanıltmamalı çünkü sol tarafta bulunan toprak yol üzerinden giriş serbest fakat aracınızı burada bırakmanızda da fayda var.

Rüzgar güllerine özel aracınız ile gitmeyecekseniz, her gün mevkiiye yapılan turlar ile katılım sağlayabilirsiniz. Turlar öncelikle şarap fabrikasına uğruyor ve ziyaretçilerin şarap alması için yeterli süre boyunca duraklıyor, rüzgar güllerinin sonunda bulunan Polente fenerinde güneş batırıldıktan sonra ilçe merkezine geri dönüyor. Polente Feneri’ni rüzgar gülleri ile aynı başlıkta incelemekte fayda var zira hemen yan yana bulunmaktalar. Denizden 32 metre yüksekte yer alan, Bozcaada’nın en uzak köşesinde bulunan fener 1861 yılında yapılmış, adanın önemli sembollerinden bir tanesi.

Göztepe

Yaklaşık 192 metre yüksekliği ile Bozcaada’nın en yüksek tepesi olan Göztepe’ de gün batımını izlemek için şahane bir mevki. Ulaştığınızda karşılaşacağınız sonsuz manzara içinde adanın tüm yer şekilleri, etraftaki diğer adalar ve rüzgar gülleri bulunmakta. Eğer hava uygun olursa denizde Gökçeada’yı, Midilli adasını ve Çanakkale boğazını, karada ise Truva antik kentini görmeniz mümkün.

Araba yolunun dar ve dik olması sebebiyle dikkatli sürüş yapmak önemli. Araba kullanmayacak kişiler için yürüyüş de bir seçenek. Mevkiye ulaşmak için yürüyüş yolu bulunmakta ve yolculuk yaklaşık 50 dakika sürmektedir. Eğer yürüyüşü tercih ederseniz yanınıza merkezden içecek ve yiyecek almanız önemli, zira adanın keyfine varmak için duraklamak isteyeceğiniz harika noktalar karşınıza çıkacaktır fakat civarda işletme bulunmamakta.

Namazgah Çeşmesi

Adadaki sayılı Türk eserlerinden olan çeşme kitabesinde yazıldığı üzere adada yaşayanların birlikte oluşturduğu, kesme tüf ve moloz ile örülmüş bir yapıdır. Alaybey Mahallesi’nde bulunan ve “Namazgah alanı” olarak bilinen meydanda yer almaktadır. Mevkiye ismini veren namazgaha dair bir iz kalmamış olsa da, yakın tarihe kadar yaz mevsimine denk gelen bayramda namazlarının alanda kılındığı bilinmektedir. Su sıkıntısının sıklıkla yaşandığı adada, halkın beraber bulduğu bir çözüm olan çeşme, hala buz gibi suyu ile misafirlerini ve ada sakinlerini serinletmeye devam etmektedir.

Köprülü Hamamı

Köprülü Mehmet Camii yakınına, dönemin sadrazamı Köprülü Mehmet Paşa tarafından kadın ve erkekler tarafından ayrı ayrı kullanılması için “çifte hamam” özelliğine göre yaptırılan hamam 70 yıldır kullanıma kapalı ve günümüzde şarap mahzeni olarak kullanılmaktadır.

Plajlar ve Koylar

Mayıs ayının sonundan, ekim ayının ortalarına kadar denize girmenin mümkün olduğu adanın suyu, kolay kolay ısınmadığı için plajların yoğunluğu en çok temmuz ve ağustos aylarında yükselişe geçse de, eylül ayı rüzgarın da nispeten düşmesi sebebiyle adada denize girmek için en tatlı zaman diyebiliriz. Turist yoğunluğu ne kadar yoğun olursa olsun adada fazla koy bulunduğu için kalabalıktan kaçmak her daim mümkün olabiliyor.

Bozcaada’nın bir diğer avantajı ise dalgalı denizden kaçma şansı tanıması. Şöyle ki, rüzgarın yönünü önceden öğrenerek sakin denizde yüzmek isteyenler lodos için adanın kuzey koylarını, poyraz rüzgarında ise güney koylarını tercih ettiği takdirde çarşaf gibi denizin keyfini çıkarabilme şansına sahip olabiliyor.

Biraz sonra sayacağımız plajların ve koyların büyük bir kısmında yüzmenin yanı sıra dalış yapılması ve adanın deniz ekosisteminin yakından incelenmesi de mümkündür.

Ayazma Plajı

Bozcaadanın en popüler ve en yakın plajı olduğundan en kalabalık plajı olma özelliğine de sahip olan Ayazma plajına merkezden toplu taşıma mevcut. İncecik ve yumuşacık kumu ile tertemiz ve turkuaz denizi ile misafirlerine yumuşacık bir karşılama sunuyor. Plajın hemen karşısında misafirlerini bekleyen birden fazla restoran bulunuyor. Genellikle öğle ve akşam yemeği için tercih edilen restoranlar çiğ börek, mantı gibi yemeklerden soğuk ve sıcak mezelere, taze deniz mahsüllerine kadar uzayan zengin bir menüye sahip. Ayazma plajında, aynı zamanda eğlenceli su sporları yapmak isteyenler için de su kayağı, su topları, muz ve jet ski kiralaması yapan iki ayrı işletme de bulunmakta.

Ayazma plajının poyraz rüzgarında tercih edilmesi öneriliyor. Suyu her ne kadar çok temiz olsa da çok soğuk olduğunu da söylemekte fayda vardır. Bu sebeple yazın ilk günlerinden ziyade Temmuz ve Ağustos aylarında tercih edilmesi önerilmektedir.

Plajdaki işletmelerden şezlong ve şemsiye kiralayabileceğiniz gibi dilerseniz kendi eşyalarınızı yanınızda getirerek plajdan hiçbir ücret ödemeden faydalanabilirsiniz

Sulubahçe Koyu

Ayazma plajının hemen yanında bulunan koy, birbirlerine oldukça yakın olmalarına rağmen işletme bulunmadığı için her zaman daha tenha olma özelliğine sahip. Ayazma plajı ile neredeyse yan yana olduklarından Sulubahçe’nin de poyraz rüzgarında tercih edilmesi öneriliyor.

Bu koya gidilmeden önce, plajda bir işletme bulunmamasından dolayı hazırlıklı gitmeniz önerilmektedir. Dilenirse biraz daha yukarıda bulunan çadır tesisinden çadır kiralayarak ya da yanınızda kendi çadırınızı getirerek kamp yapıp, sakinliğin tadına vararak keyifli vakit geçirebilirsiniz.

İçerisinde herhangi bir işletme bulunmadığı ve çok fazla kalabalık olmadığı için Sulubahçe koyu Bozcaada’nın en temiz koylarından biri olma özelliğini taşımaktadır. Bu sebeple koydan ayrılmadan önce çöplerinizi mutlaka toplayarak doğayı kirletmemeniz önemle rica edilmektedir.

Koya Ayazma dolmuşlarıyla gidilebileceği gibi eğer yakın bir bölgede bulunuyorsanız yürüyerek de ulaşabilirsiniz.

Habbele Plajı

Her zaman sakin bir görüntüsü olan plajın, zemini hem yumuşacık kum hem de taşlı olma özelliğine sahip. İşletmenin yer alıyor olması nedeniyle herhangi bir hazırlık yapmadan plaja gidilebilir. Plaj, denizin diğer koylara nazaran daha sığ olması sebebiyle çocuklu aileler tarafından daha çok tercih ediliyor.

Poyraz rüzgarında tercih edilmesi öneriliyor. Özellikle bağ bozumu döneminde plajın ziyaret edilmesi durumunda görsel açıdan ziyaretçilerine bir ziyafet sunmaktadır.

Ayazma dolmuşları ile ulaşılabilecek plajda, dilenirse kamp da yapılabilmektedir.

Akvaryum Koyu

Mermer Burnu olarak da bilinen koy, özellikle dalış severler tarafından kesinlikle görülmesi gereken koylardan biridir. Merkeze uzaklığı ve yakın çevresinde hiçbir işletme yer almıyor oluşundan, merkezden yiyecek ve içecek alarak hazırlıklı olarak gidilmesi gerekir. Tamamen berrak ve tertemiz bir suya sahip olan koy ilk 30 metre için tehlikesiz ayrıca iki yanı burunla çevrili olduğundan ada genelinde hissedilen deniz sıcaklığından daha yüksek su sıcaklığı mevcuttur. Akvaryum koyuna yine merkezden toplu taşıma kullanarak ulaşım mümkün.

İçerisinde bulunan çeşitli deniz ekosistemi canlılarından ötürü asıl adı olan Mermer burun olarak değil Akvaryum Koyu olarak anılmaya başlanmıştır. Küçük bir koy olsa bile adada profesyonel olarak dalış sporunun yapıldığı koylardan birisidir. Dalış yapıldığı takdirde adanın çevresinde bulunan doğal ekosistemine ait pek çok sayıda balık ve deniz altı canlısıyla karşılaşma ihtimaliniz son derece yüksektir.

Koyun suyu çok temiz olduğundan özellikle Poyraz rüzgarında dalış yapmanıza bile gerek olmadan akvaryum izler gibi deniz altı güzelliklerini izleme şansını yakalayabilirsiniz. Koyun plajında çadır kurmak veya karavanla kamp yapmak için uygun alanlar bulunmasa da dilenirse plajın çevresinde bulunan alanda kamp yapılabilmektedir. Aynı zamanda koyda balık tutmak da mümkündür. Bölge halkının çeşitlilik açısından balıkçılık için en çok kullandığı koylardan birisidir.

Beylik Koyu

Ayazma plajının sol tarafında bulunan koyda işletme bulunmadığından ihtiyacınız olabilecek yiyecek, içecek veya güneş kremi gibi eşyaları ada merkezinden almakta fayda var. 2014 yılında karaya oturan gemi ile oldukça popüler hale gelen Beylik koyu, kamp noktası olarak da kullanılmakta fakat ada genelinde belirlenmiş yasal kamp alanlarından biri olmadığını da belirtmemiz gerek. Karaya oturan gemiyi görmek ve fotoğraflarını çekmek amacıyla son senelerde oldukça kalabalık olabilen koyun insanlar tarafından kirletilmeye başlanması ile 2019 yılında gemi kaldırılmıştır.

Poyraz rüzgarında tercih edilmesi önerilir. Koya Ayazma dolmuşları ile kolayca ulaşım sağlanmaktadır. Dolmuştan Ayazma’da inilmesinin ardından, Ayazma Plajının hemen yanında bulunan patika yola girilerek kısa sürede koya ulaşılmaktadır. Deniz suyu sıcaklığı adanın geneline oranla daha yüksek olduğu için adanın diğer koylarını fazla serin bulan ziyaretçilerin özellikle uğradığı bir koydur.

Tuzburnu Koyu

Koya merkezden toplu taşıma ile ulaşım mümkün. Herhangi bir tesis bulunmadığından ve merkeze yürüyerek 1 saat uzaklıkta olduğundan koya gelirken hazırlıklı olmakta fayda var. Denizi taşlık ve büyük kayalıklardan oluşan koy, genelde yüzmekten ziyade uçsuz Ege’yi izlemek için tercih edilir.

Koya gelmişken adanın en solunda yer alan Tuzburnu fenerine çıkmadan dönmeniz önerilmez. Lodos rüzgarında tercih edilmesi önerilir. Merkeze diğer koylara oranla daha uzak olduğu için genellikle daha sakin ve sessizdir. Koya, merkezden kalkan dolmuşlarla veya şahsi aracınızla rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

Çayır Koyu

Adanın kuzeyinde yer alan koy, poyraz rüzgarlarında rüzgar sörfü ve sörf sporları için oldukça uygundur. 2015 yılında gerçekleşen Rüzgar Sörfü Avrupa Şampiyonası’na ev sahipliği yapmıştır. Lodos rüzgarını Çayır koyunda yakalayabilirseniz, adanın en yüksek tepesi olan Göztepe’yi izleyerek çarşaf gibi suda yüzme keyfine de erişebilirsiniz. Turistler tarafından çok bilinmeyen koy, adalılar tarafından sakin ve huzurlu olması nedeniyle tercih ediliyor ve koyda herhangi bir işletme bulunmadığından hazırlıklı gelinmesi öneriliyor.

Koyda daha önceden rüzgar sörfü ve sörf için eğitim verilen bir tesis olsa da günümüzde bu tesisin ders vermeye devam etmediği bilinmektedir. Ancak dilerseniz bu tesisten kiralayacağınız veya yanınızda getireceğiniz ekipmanlarla koyda sörf yapmak hala mümkündür. Tamamı kumdan oluşan plajıyla keyifli bir deneyim sunan koya dolmuşlar aracılığıyla rahatça ulaşabilirsiniz.

Poyraz Limanı Koyu

Ada merkezine en yakın plaj olma özelliğine sahip, merkezden yürüyerek 20 dakika içinde ulaşmak mümkün. Ayrıca etrafında ve yakın çevresinde pansiyonlar ve bağlar bulunmakta. Adanın en sıcak denizine sahip plaj deniz kestaneleri ile ünlü olduğundan deniz ayakkabısı giymeden girmemekte fayda var.

Lodos rüzgarında tercih edilmesi önerilir fakat poyraz rüzgarında bile fazla dalgalı olmaz. Bunun sebebi sahip olduğu çanak yapısından kaynaklanmaktadır, bu durum rüzgarı kestiğinden, adada yüzülebilecek en güvenilir koylardan biri olmasını sağlamaktadır.

Tekirbahçe Koyu

Tekirbahçe Bozcaada’nın turizm bölgesi olarak geçmekte ve oteller, tatil köyleri bulunmaktadır. Poyraz koyundan yürüyerek ulaşmak da mümkündür. Oldukça uzun bir kumsala sahiptir. Tertemiz bir denizi olan Tekirbahçe plajı irili ufaklı taşlı bir zemine sahip olmakla beraber, deniz kestanesi bakımından da oldukça zengin olduğundan deniz ayakkabısı ile girmeniz önerilir.

Mitos Plajı

Habbele koyunda bulunan plaj, bölgede en çok tercih edilen plajların başında gelmektedir Özellikle ince kumlu kumsalının bulunmasından dolayı, çakıllık ve taşlık alanlarda yüzmek istemeyen ziyaretçilerin akınına uğramaktadır.

Plaj bir halk plajı olmadığından girişin ücrete tabi olduğunu belirtmekte fayda vardır, içerideki hizmetlerden kendi malzemelerinizi yanınızda getirerek ücretsiz yararlanma imkanınız bulunmamaktadır. İçerisinde yer alan tesiste gündüzleri olduğu gibi geceleri de hizmet verilmektedir. İçerisinde bulunan kafe ve restoran bölümleri kahvaltı ve akşam yemeği hizmeti sunmaktadır.

Ayazma dolmuşlarıyla ulaşabileceğiniz plaja gitmeden önce, mutlaka rezervasyon yaptırmanız gerekmektedir. Adanın en popüler plajlarından biri olduğu için rezervasyonunuz olmadığı takdirde tesise giriş sağlanamamaktadır.

Açık Hava Aktiviteleri

Rüzgar Güllerinin Altında Gün Batımını İzlemek

Bozcaada’da yapılması gereken aktivitelerin en başında rüzgar güllerinin bulunduğu Batı Burnu’nda gün batımını izlemek gelmektedir. İsterseniz hazırlayacağınız bir piknik sepeti, isterseniz de adada yetiştirilen şaraplardan size hitap eden bir şişe ile gelenek haline gelen alana ulaşmanızı öneriyoruz. Yaz dönemi boyunca alana merkezden kalkan minibüsler ile gitmek mümkün. Özellikle son yıllarda son derece popüler olduğu için kalabalık olma ihtimalini göz önünde bulundurarak gitmelisiniz. Ayrıca merkezde bu aktivite için yanınıza alabileceğiniz sepetler hazırlayan yerler dahi mevcut.

Oldukça yüksek bir tepede, elinizde şarabınız ve yanınızda sevdikleriniz ile güneşin uçsuz bucaksız denizin altına indiğini görmeden, Bozcaada’nın hakkını vermiş sayılmazsınız. Çoğunluk tarafından tehlikeli görünse de uçurum tadı veren kayalıkların arasından, aşağıda bulunan muhtemelen sizden başka hiç kimsenin inmediği koya inmek de mümkün.

Bağ Bozumuna Katılmak

Temmuz sonu ve Eylül başında gerçekleşen, iki saatte bir düzenlenen ve yaklaşık bir buçuk saat süren turlara katılarak, römorklar aracılığı ile bağlara gidebilir ve bulunan üzüm türleri ile üzümlerin nasıl toplanacağını öğrendikten sonra size turun başında verilmiş olan hasır sepetlerinizi üzüm ile doldurmanın tadına varabilirsiniz.

Bağ bozumunu katıldıktan sonra dilenirse Bağ Bozumu Festivaline de dahil olarak günün yorgunluğunu burada eğlenerek atabilirsiniz. Oldukça renkli görüntülere ev sahipliği yapan festival sırasında, adanın sokaklarına kurulan tezgahlardan alışveriş yapabilir, yarışmalara katılabilir veya dilerseniz festival sırasında çıkan sanatçıları dinleyebilirsiniz, Ada halkını daha yakından tanımak ve ada kültürüne şehitlik etmek için oldukça iyi bir fırsat olan bu festivalde, aynı zamanda geçmiş ve geleceğin birbirinin içine nasıl karıştığını rahatlıkla görebilirsiniz.

Bağ Bozumu Festivali sırasında aynı zamanda hem o yılın hasatları kutlanır hem de yılın Üzüm Güzeli seçilir. Oldukça farklı bir atmosfere sahip festivale her yıl hem ada halkının hem de yerli ve yabancı turistlerin katılımı oldukça yüksektir.

Tekne Turuna Çıkmak

Günübirlik tur yapan tekne ile saat 11:00’da adadan ayrılarak adanın koylarını gezebilir, eşsiz denizin keyfini çıkarabilirsiniz. Öğle yemeğini teknede yedikten ve verilen deniz molasında koyların tadına vardıktan sonra saat 18:30 civarında adaya geri dönebilirsiniz.

Çoğu tur ilk olarak Batı Burnu’ndan başlamaktadır. Verilen yüzme molasının ardından, Polente Feneri ve rüzgar santrallerinin önünden geçilir. Batı Burnu’ndan yola çıkan tekne, Batı Burnu sol cenahta yeniden yüzme molası verir. Ardından Ayazma Plajına varılır ve burada yenilecek öğle yemeğin ardından yüzme molası için tekneden inilir. Bölge, barındırdığı resiflerle özellikle ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

Ayazma Plajındaki verilen molanın ardından da tekne geri dönüş yoluna başlar ve gün batımından hemen önce yolda diğer koyları da gezerek kalktığı yere geri döner. Burada dilenirse biraz oyalanıp, meşhur Bozcaada gün batımının izlenmesi de tercih edilebilmektedir.

Tekne turu adanın etrafından dolaştığı için ziyaretçilere adayı bir bütün olarak görme imkanı tanımaktadır. Özellikle yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisiyle karşılaşan plajlarda, tekne turu misafirleri için ayrılmış özel yerlerde vakit geçirerek, yer bulma derdi gibi sıkıntılar yaşamadan sadece denizin ve kumun tadını çıkartabilirsiniz.

Yürüyüş Yapmak ve Bisiklet Sürmek

Fazla engebeli olmayan ada, bisiklet sürmeye de tempolu yürüyüşe de uygundur. Adada karşınıza çıkacak tüm toprak yollar ayrı bir doğal güzelliğe açılan birer kapı özelliği taşımakta aynı zamanda da adada kaybolmanız çok mümkün olmamaktadır. Hem uzun yürüyüşler hem de bisiklet sürmek için bahar aylarını seçmek, sıcağa maruz kalmamak açısından daha keyifli olacaktır.

Bu gezintilerin en güzel yanı da kaybolma riskinizin bulunmamasıdır. Pek çok turist kaybolma ihtimallerine karşı bu turlara katılmaktan çekinse de aslında Bozcaada kaybolma ihtimalinin en düşük olduğu konumlardan birisidir. Yüzünüzü batıya döndürdüğünüzde rüzgar gülleri size yol gösterici görevi üstleneceğinden, strese girmeden bu gezintinin keyfini kolaylıkla çıkartabilirsiniz.

Eğer adanın en yüksek tepesi olan Göztepe’ye giderseniz, burada biraz mola vererek manzaranın keyfini çıkartabilirsiniz. Biraz dikkatli bakarsanız bu tepeden Limni Adasını ve Gökçeada’yı kolaylıkla görebilirsiniz. Adada hatıralık fotoğrafların çekilebileceği en uygun konumlardan birisidir.

Yanınızda bisiklet getirmediyseniz adanın merkezinde bulunan dükkanlardan uygun fiyata bisiklet kiralamanız mümkündür. Dilerseniz bu dükkanlarda uzun turlara daha uygun ve daha donanımlı özel dağcı bisikletleri de kolaylıkla kiralayabilirsiniz.

Bağ Yolunda Yürümek

Bozcaada ülkenin tek bağ yoluna ev sahipliği yapmaktadır. Sadece adaya özgü üzümleri göreceğiniz yol, 1 km uzunluğunda, taraça düzeni ile oluşturulmuş özel bir yürüyüş yoludur. Sulubahçe tarafında yer alan yol, sonunda sizi plajlara ulaştırmaktadır. Adada yetişen üzümleri, bağcılık yöntemlerini ve genel bilgilerini içeren broşürler ve bir haritanın size eşlik edeceği bağ yolu, özellikle Ağustos sonu ve Eylül başında ziyaret için mükemmeldir.

Dalış Yapmak

Diver and fishes.

Su altı zenginliği ile ünlü olan ada, Ege’nin en önemli dalış merkezlerinden biridir. Aynı zamanda fazla derin olmaması özelliği ile dalış ile yeni tanışanlar için uygun bir noktadır. Ada çevresinde 8 ayrı dalış bölgesi bulunmaktadır. Ada genelinde deniz suyu oldukça temiz olduğundan, görüş mesafesi oldukça yüksektir. Ayrıca Türkiye geneline bakıldığından kıyıdan tüple dalış yapılan nadir yerlerden birisidir. Deniz canlıları açısından oldukça zengin olan adada, ayrıca eskiden kalma gemi parçalarına rastlamak da mümkündür.

Adada dalış dersleri de verilmektedir. Dalış sporuyla daha önce ilgilenmediyseniz, bu derslerden yararlanmanız ve tecrübe kazanmanız önerilmektedir. Kısa bir eğitimin ardından adanın da dalış koşullarının kolaylığı göz önüne alındığında, dalışa hazır hale gelebilirsiniz. Adada dalış gündüzleri yapılabileceği gibi kalabalıktan uzak ve daha sakin bir yolculuk adına, bu gezintinin geceleri gerçekleştirilmesi turistlerce daha çok tercih edilmelidir.

Sörf Yapmak

Daha önce adada açılmış olan bir sörf okulu bulunsa da maalesef şu an aktif olarak çalışmasına devam etmemektedir. Ancak sörf sporuyla ilgilenenler, yanlarında gerekli ekipmanları bulunduğu sürece Çayır Plajında sörf yapabilmektedirler. Uygun ekipmana sahip olunmaması durumunda ise plajdan rahatlıkla kiralanabilmektedir.

Şarap Fabrikalarını Gezmek

Bozcaada üzümleri ve şarapları ile meşhur bir adadır. Adanın en eski şarap fabrikaları ilçe merkezinde bulunmaktadır ve ziyaretçi kabul etmektedir. Ayrıca ilgisi olanlar için fabrikaları gezmek için oluşturulan turlara katılarak, şarap yapımı hakkında bilgi sahibi olabilir ve şarap tadımlarına katılabilirsiniz. Adada uzun bir zaman geçirmek üzere bulunuyorsanız, merkezde seramik, cam ve yoga atölyelerine katılım da sağlayabilirsiniz.

Bozcaada Caz Festivali’ne Katılmak

2020 yılında üçüncüsü gerçekleşecek olan festival, 17-19 Temmuz günlerinde, Ayazma Manastırında caz ve doğaçlama müzik keyfini adalılara ve misafirlerine yaşatıyor olacak.

Festival Bozcaada’daki ormanlık bir alanda gerçekleştiğinden, bazı yerli halk tarafından eleştirilmektedir. Festival döneminde ada kalabalıklaştığı ve kirlendiği için halk sık sık bu rahatsızlığını belirtse de festivalin üçüncüsü ve devamının gerçekleştirilmesi iyi bir turizm kaynağı olması açısından düşünülmektedir.

Festival hakkında detaylı bilgi ve biletler için web sitesine bakabilirsiniz.

Seramik Yapmak

Eğer farklı bir deneyim yaşamak ve adadan kendi yaptığınız bir eser ile dönmek isterseniz size harika bir önerimiz var. Merkezde bulunan Miskin seramik atölyesine gidebilir, hem aklınıza gelebilecek her türlü hediyelik seramik eşyayı görebilir hem de kendi seramiğinizi yapma deneyimini kazanabilirsiniz.

Seramik yapmakla ilgilenenler için atölyenin yalnızca Çarşamba ve Perşembe günleri saat 14:00 ile 16:00 arasında açık olduğunu belirtmekte fayda vardır. Gidilmeden önce atölyenin aranarak dersler ve fiyatla ilgili bilgi alınması önerilmektedir.

Cam Atölyesine Katılmak

Bozcaada’daki eski Rum Mahallelerinden birinde bulunan cam atölyesi hem yetişkinlere hem de çocuklara yönelik çalışmalar yapmaktadır. Camın büyülü dünyasına şahitlik edebileceğiniz bu otantik yer, adada yapabileceğiniz en ilgi çekici etkinliklerin başında gelmektedir. Atölyeyi ziyaret etmeden önce telefonla arayarak çalışma günleri ve saatleri hakkında bilgi almanız önerilmektedir.

Yoga Derslerine Katılmak

Son yıllarda adanın huzurlu atmosferiyle birlikte rahatlamak isteyenler için yoga dersleri de verilmektedir. Yalnızca yaz aylarında gerçekleşen bu derslere katılmadan önce mutlaka arayarak ders günleri ve saatleri hakkında bilgi almanız ve kayıt olmanız gerekmektedir.

Homeros İlyada Günlerinin Bir Parçası Olmak

Salhane’de gerçekleştirilen etkinliğe katılarak Homeros günlerinin bir parçası olabilirsiniz. Homeros ünlü destanı İlyada’da Bozcaada’dan Troya’nın bir adası olarak bahseder ve güzelliğini över. Bu sebeple de ozanın yeri ada halkı için çok ayrıdır.

Bu etkinlik sırasında İlyada toplu bir kalabalığın önünde ilk olarak Yunanca, ardından da Türkçe olarak okunmaya başlar. Bu etkinlik sırasında İlyada’nın ünü nesilleri, ülkeleri aşan kahramanlarından bahsedilir, alanında uzman kişiler bu konu hakkında hem tarihi hem de mitolojik bilgilerini dinleyicilerle paylaşır. Adanın en keyifli etkinliklerinden birisidir. Özellikle Antik Dönem Tarihi ve Mitolojisi ile ilgileniyorsanız bu etkinliğe katılmanız önerilmektedir.

Bozcaada’ya Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler

  • Yanınıza kamp sandalyesi alabilirsiniz, adanın hemen her yerinde denize girmek mümkün fakat makalemizin “nerede yüzülür” başlığında da yer verdiğimiz gibi her koyda tesis bulunmamakta. Koyların tadını doyasıya çıkarmak isterseniz ve özel arabanız ile adaya gelecekseniz, bagajınızda katlanan sandalye ve şemsiye için yer ayırmanızı öneriyoruz. Kamp yapmadan önce mutlaka daha öncesinde yasal olarak koyların kamp yapılmasına açık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Zira bazı koylarda doğal ekosistem göz önünde bulundurulduğunda, kamp yapılmasına izin verilmediği gibi Mitos gibi bazı plajlarda bulunan işletmeler de kampa izin vermemektedir.
  • Deniz ayakkabısı için valizinizde yer açmanız her koyda denize rahatça girebilmenizi sağlar. Deniz kestaneleri ve irili ufaklı taşların bulunduğu koylarda keyfinizden ödün vermeden, tertemiz denizin tadını çıkarabilirsiniz. Aynı zamanda yanınızda deniz gözlüğü ve şnorkel de getirerek özellikle Akvaryum Koyu başta olmak üzere adanın geneline oranla suyunun daha berrak olduğu koylarla profesyonel dalış yapmadan, deniz altını inceleme fırsatı da bulabilirsiniz.
  • Bahar aylarında ziyaret edecekseniz adaya özgü “Amaranda” çiçeğini görmelisiniz. Kuruduğunda dahi rengini kaybetmeyen mor rengi ile kendine hayran bırakan çiçeği, merkezdeki mağazalardan satın alabilirsiniz. Aynı zamanda Şehit Lalesi olarak da bilinen Turril, bu bölge ile Gelibolu bölgesinde bulunan soyu tükenmekte olan endemik bir yaban karanfili olmakla birlikte, görenlerin büyük ilgisini çekmektedir.
  • Adaya gidildiğinde Bozcaada’ya özgü bir karga cinsi bulunduğunu da unutmamakta fayda vardır. Adanın genelinde yaygın olarak bulunan bu karga türü, diğer kargalara oranla daha küçük ve tiz sesli olup, beyaz gözleri ile dikkat çekmektedir. Adanın hemen hemen her yerinde bulunan kargaların bir fotoğrafını çekmeyi unutmamanız önerilmektedir. Zira bu karga türü başta bir şarap markasının ismi olmakla birlikte, adadaki pek çok işletme için ilham kaynağı haline gelmiş durumdadır.
  • Eğer zamanınız varsa adaya kadar gelmişken Çanakkale merkez, Truva Antik Kenti, Assos ve Kaz Dağlarını da görebilirsiniz. Özellikle Truva Savaşı ve Truva Kenti ile yakından ilgisi olan ada, daha önceden de belirttiğimiz üzere Yunan Ozan Homeros’un İlyada isimli destanında da geçmektedir. Döneminde oldukça önemli olan ada için ünlü Truva Kralı, Hector ile Paris’in babası Priamos’un, kendisini adadayken evinde gibi hissettiğini söylediği bilinmektedir. Bu sebeple adayı ziyaret etmeden önce imkanınız varsa İlyada destanını okumanız ve kitabı yanınızda getirmeniz önerilmektedir. Böylelikle okuma günlerine katılma şansını bulursanız, destanı takip ederek gerekli yerlere eklemeler yapabilirsiniz.
  • Bozcaada’ya gitmeden önce dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da ada halkı tarafından yoğun bir çevreci anlayış benimsemesidir. Adanın enerjisi 2000 yılından itibaren rüzgar santrali ile sağlanmakta olup bölgede sıkı bir geri dönüşüm kampanyası da yürütülmektedir. Bu sebeple adaya ziyaret ettiğinizde adayı kirletmemeye özellikle dikkat etmeniz gerekmektedir, aksi takdirde ceza alabilirsiniz.
  • 2008 yılı, Temmuz ayı itibariyle adada her türlü naylon ve plastik poşetin kullanımı yasaklanmıştır. Bu sebeple yanınızda bir file çanta ya da bez çanta götürmeniz önerilmektedir. Dilerseniz adanın yerel işletmelerinden adanın ünlü yerlerinin baskılarının bulunduğu, bez çantaları da satın alabilirsiniz.

Bozcaada’ya Nasıl Ulaşabilirsiniz?

Adaya Çanakkale’ye bağlı Ezine ilçesinin beldesi olan Geyikli sahilinden feribot seferleri düzenlenmektedir. İlçe nüfusunun yoğunluğu yaz sezonunda en yükseğe ulaşıyor olsa da ilçede sürekli yaşayan kesim bulunduğundan yaz-kış bu seferler sürmektedir. Seferler GESTAŞ tarafından düzenlenmekte olup, internet sitesi üzerinden sezon tarife ve saat bilgilerine ulaşmak mümkündür. Geyikli-Bozcaada feribot biletleri gidiş ve dönüş olarak kesilmektedir.

Özel araç ile Bozcaada’ya gitmek için Çanakkale Ezine ilçesine bağlı Geyikli beldesine ulaşarak Bozcaada feribotuna binmek yeterlidir.

Yaz ayları daha sık olsa da yılın her döneminde Bozcaada’ya otobüs ile ulaşım da mümkündür. Özel otobüs firmaları yolcularını Geyikli beldesine kadar ulaştırmaktadır. Kış dönemlerinde bazı firmalar Ezine’ye kadar yolculuk etmektedir, böyle bir durumda kalırsanız belirli saatlerde Ezine’den Geyikli’ye toplu taşıma imkanı veya taksi bulunduğunu unutmamalısınız.

Çanakkale’den adaya deniz otobüs seferi de bulunmakta. Yaz sezonu boyunca haftanın üç günü saat 10.00’da diğer sezonlarda ise hava durumu ile bağlantılı olarak değişikliğe uğrasa da hafta sonları sefer düzenlenmekte olup, bu seferlere GESTAŞ’ın web sitesi üzerinden güncel olarak ulaşabilirsiniz.

Hava yolculuğu etmek isterseniz, Çanakkale havalimanına ulaştıktan sonra Geyikli otobüslerini kullanarak Bozcaada’ya ulaşımınızı sağlayabilirsiniz.

Çanakkale merkez ile Geyikli arası 47 km olup, özel araç ile 50 dakikayı, toplu taşıma ile 1 saati aşmamaktadır.

Benzer Yazılara Göz Attınız Mı ?
Sayfa başına git