Rahim Ağzı Yaraları Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Rahim Ağzı Yaraları Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi
23 Şubat 2017 tarihinde eklendi, 972 kez okundu.

Tıp dilinde servisit olarak adlandırılan rahim ağzı yaraları, çeşitli nedenlere bağlı olarak oluşmaktadır. En karakteristik belirtileri arasında ise kasık ağrısı ve akıntı bulunmaktadır. Aktif bir cinsel hayata sahip olan her kadında oluşma ihtimali bulunmaktadır. Bu hastalık dışarıdan görülemediği için ve diğer kadın hastalıkları ile de karıştırılabildiği için hastanın kendisi tarafından teşhis edilesi zor olmaktadır. Genellikle rutin jinekolojik muayeneler ile tespit edilen hastalığın tedavisi ise son derece kolay olmaktadır. Diğer bir yandan ise tespit edilememesi ve ilerlemesi durumunda ise rahim kanserine varan problemlerin yaşanmasına sebep olmaktadır.

Rahim Ağzı Yarası Nedir?

Rahim ağzı kanalının iç kısmını döşeyen hücrelerin özellikleri salgı yapıcı olmaktadır. Vajinanın iç yüzeyinde bulunan hücreler ise, bu salgı yapıcı hücreleri bakteriler, aşınma ve virüs gibi dış etkenlerden koruyabilmesi amacı ile yassı epital hücreler olmaktadır. Bu iki farklı hücre türünün birbirine yaklaştığı noktaya ise değişim bölgesi adı verilmektedir.

Birbirinden farklı bu iki hücre türünün bu kadar yakın olması hücre geçimsizliklerine yol açmaktadır. Diğer bir değişle her hücre türü kendi alanını genişletmek istemektedir. Bu sebeple de bu değişim bölgesinde hücreler arasında sınır kavgaları yaşanmaktadır. Bu savaşın süreci ise yıkım ve yenileme olarak devam etmektedir. Bu süre içerisinde de bazı hücreler atılır ve yenileri ile değiştirilirler. Yaralarda tam olarak burada görünürler. Yara olarak adlandırılan doku asıl olarak salgı yapıcı hücrelerin sınırlarını geliştirmesi ve çoğalması olmaktadır. Bu hücrelerin görüntüsü de bölgede kızarık bir görüntü oluşturduğu için yaraya benzemektedir.

Hastalığın belirtilerinden birisinin bol akıntı olmasının sebebi de, bu salgı yapan hücrelerin anormal derecede artmış olmasından kaynaklanmaktadır. Bu hücreler artık vajinanın koruyuculuğu altında olmamaktadırlar. Salgıların özelliği alkalen olmasıdır. Ancak vajinanın doğal ortamı asitik özellikler taşımaktadır. Çünkü vajinayı korumakla görevli olan bakteriler ancak asitik ortamda yaşayabilmektedirler. Ancak salgı yapan hücrelerin buralara taşması ve ortamı alkalik bir düzeye çekmesi sebebi ile vajinanın doğal koruyuculuğu kaybolmaktadır. Bu koruyuculuk kaybolduğu için de bölge enfeksiyonlara açık hale gelmektedir. Bu sebeple sıklıkla vajinit geçiren kadınların, bu sorunu yaşamalarındaki ana sebep genellikle rahim ağzı yaraları olmaktadır.

Rahim Ağzı Yaralarının Belirtileri Nelerdir?

Rahim ağzı yaralarının belirtileri genellikle başka hastalıkların belirtileri ile benzemektedir. Hatta bir çok vakıada herhangi bir belirtiye rastlanmamaktadır. Bu sebeple bu hastalığın tanısı genellikle rutin kontroller sonucunda konulmaktadır.

Akıntı

Bu hastalığın belirtileri diğer birçok jinekolojik hastalık ile benzer özelliklerde olmaktadır. Bu sebeple hastalığın teşhisi genellikle jinekolojik veya koposkopik gözlem sonucunda yapılmaktadır. Ancak kadınlar şikayet ettikleri genel semptomlar arasında ağrısız ve kokusuz bol akıntının bulunması olmaktadır. Bu akıntılar özellikle adet dönemlerinin bitişini izleyen dönemlerde görülmektedir. Hafif vakaılarda akıntıların kokusu olmamasına rağmen, vakıanın ilerlemesi durumunda akıntılar kokulu ve iltihabi olmaktadır.

Kanama

Eğer bölgede oluşan yaraların boyutları büyükse o zaman özellikle cinsel ilişki sonrasında olmak üzere kanamalar gözlemlenmektedir. Bu kanamalar genellikle lekelenme şeklinde olmaktadır. Bazı durumlarda cinsel ilişki sırasında ağrıya da rastlanmaktadır.

Ağrılar

Hastalığın tedavi edilememesi ve ilerlemesi durumunda hastalarda bel ve kasık ağrılarına sebep olmaktadır. Aynı zamanda idrar yaparken yanma ve ağrı da görülmektedir.

Kısırlık

Tedavi edilmiş rahim ağzı kanseri hastalarında kısırlık da görülmektedir. Kısırlığın oluşmasının sebebi ise dokunun rahim ağzını kapatarak, spermlerin yumurtalara erişimini engellemesi olmaktadır. Bunun için kısırlık durumlarında öncelikle incelenen nokta burası olmaktadır.

Düşük ve Erken Doğum

Servisiti olan kadınların hamile kalmaları durumunda düşüklere veya erken doğumlara rastlanmaktadır. Bunun yanında bu hastalığa sahip olan annelerden doğan bebeklerde akciğer ve göz enfeksiyonları görülme riski artmaktadır.

Rahim Ağzı Yararlarının Nedenleri Nelerdir?

Kadınlarda en sık görülen jinekolojik hastalıklardan olan rahim ağzı yaralarının sebepleri tam olarak bilinmemektedir. Ancak bazı durumların hastalığı tetiklediği veya oluşması için ortam hazırladığı düşünülmektedir.

Enfeksiyonlar

En sık görülme sebebi rahim ağzında oluşan enfeksiyonlar olmaktadır. Bu enfeksiyonlar ise genellikle klamidya, trikomoniyaz, genital herpes ve gonore gibi cinsel yollar ile bulaşan hastalıkların sonucunda oluşmaktadır. Ayrıca vajinanın ph dengesinin bozulması da çeşitli enfeksiyonlara hem zemin hazırlamakta hem de sebep olabilmektedir.

Travmalar

Yaralara sebep olan bir diğer etmen ise yaşanan travmalar olmaktadır.

Kimyasallar

Rahim içi bölgesini yıkamak için kullanılan sabun ve kimyasallar da yaraların oluşmasına sebep olmaktadır. Bu oluşuma ise bölgenin ph dengesinin bozulması sebep olmaktadır. Prezervatiflerin üzerinde bulunan kimyasalların da bu bölgede yara oluşumuna etkisi olduğu düşünülmektedir. Aynı şekilde kadın pedlerinde ya da deodarantlarında bulunan kimyasallara karşı gelişen alerjilerde bu hastalığın gelişmesinde rol oynamaktadır.

Bakteriyel Aşırı Büyüme

Normal şartlarda vajinada üreme sistemlerini korumak amacı ile bakteriler bulunmaktadır. Bu bakteriler kadın üreme sistemini korumaktadırlar. Ancak bazı koşulların oluşması ile bu bakteriler olması gerekenden daha fazla çoğalmaktadırlar. Bu durumda hastalığın gelişmesine sebep olmaktadır.

Doğum Sıklığı

Kadınların sık aralıklar ile doğum yapması da servisite sebep olmaktadır.

Doğum Kontrol Hapları

Doğum kontrol hapları kullanan kadınlarda salgı yapıcı hücreler daha hızlı artmaktadır. Bu sebeple bu kadınlarda daha sık rahim ağzı yarası görülmektedir.

Hormonal Değişimler

Ergenlik ya da menapoz gibi hormonal değişimlerin yaşandığı dönemlerde hastalığın oluşma riski artmaktadır. Düşük östrojen veya yüksek progesterona sahip olmak da vajinanın dengesini bozduğu için hastalığa sebep olabilmektedir. Bu hormonlarda ki değişimler normal servikal dokunun sürdürülmesinin önüne geçmektedir.

Tampon Kullanımı

Rahim ağzı yaralarının oluşmasına ilk elden etkili olmasa da oluşmasına zemin hazırlamaktadır.

Aktif Cinsel Yaşam

Enfeksiyon riskini arttıran bir etmen olduğu için sevisiteye zemin hazırlayan sebeplerden birisi olmaktadır. Aynı zamanda cinsel ilişkilerin sık aralıklar ile yaşanması da bu hastalığa sebep olduğu düşünülmektedir.

Rahim Ağzı Yararlarının Teşhisi

Vücut savunmasının normal bir sonucu olan rahim ağzı yaraları, bu bölgedeki kan akışını hızlandıran bir mekanizmadır. Nasıl ki vücudun herhangi bir yerinde yara oluşumundan sonra kan bu bölgede artıyor ve bölgenin oksijenlenmesi ve hızlı iyileşmesi sağlanıyor ise aynı mekanizma rahim ağzında da görülmektedir. Genellikle jinekolojik muayene ile teşhis edilebilen bu hastalık kendisini pembe ve şiş bir yara olarak kendisini göstermektedir. Jinekolojik muayene sonrasında ise tanının kesinleşmesi için bazı testlerde yapılmaktadır. Bu testler ise şunlar olmaktadır.

Bimanual Pelvik Muayene

Bu muayene doktorların elle yaptıkları bir jinokolojik muayene olmaktadır. Bunun için doktor, eldiven giydiği elinin bir parmağını vajinaya sokarken, diğer eli ile de karın bölgesine baskı yapmaktadır. Bu muayene ile sadece rahim ağzı yaraları değil diğer bir çok jinokolojik bozuklukların tanısında da kullanılmaktadır.

Servikal Akıntı Kültürü

Gelen akıntıların laboratuvar ortamında incelenmesi ile yapılan bir test olmaktadır. Bu test ile kandidiyaz ve vajinoz gibi enfeksiyonlar tespit edilebilmektedir.

Biyopsi

Rahim ağzı yaralarından şüphelenilmesi durumunda bölgenin 4 farklı yönünden örnek alınmaktadır. Lokal anestezi uygulanarak yapılan bu işlemin sonuçları ise genellikle 1 hafta içerisinde belli olmaktadır. Biyopsi işlemi yapılmasının sebebi ise yaralarının boyutlarının anormal derecelere ulaşması olmaktadır. Tanının kesin olarak konması çok önemli olduğu için, şüpheli görülen bütün alanlardan örneklerin alınması önemli olmaktadır.

Kolposkopi

Sevisteyi diğer kadın hastalıklarından ayrılmasını sağlayan en önemli test olmaktadır. İşleme başlanmadan önce rahimin içi temizlenmektedir. Daha sonrasında ise rahimin içerisine boya zerk edilir. Bu boyalar rahim içinin daha net görünmesine olanak tanımaktadır. Daha sonrasında ise büyüteç ve ışık yardımı ile ayrıntılı bir şekilde incelenmektedir. Bu inceleme sırasında kılcal damarların durumları dikkatlice incelenmektedir. Çünkü kılcal damarlar hastalığın iyi ya da kötü huylu olup olmadığını belirlemektedir. Ayrıca bu inceleme ile biyopsi örneklerinin alınacağı yerlerde belirlenmektedir.

Smear

Bu test normal şartlarda her 3 yılda bir rutin jinekolojik muayene sırasında yaptırması gereken bir test olmaktadır. Son derece kolay ve ağrısız olan bu testin yapılası için ise herhangi bir anesteziye gerek duyulmamaktadır. Rahim duvarından ince bir kanül yardımı ile sürüntü örneği alınması işlemi olmaktadır. Bu test hem rahim ağzı yaralarının hem de bu yaraların sebep olduğu kanserin belirlenmesinde kullanılmaktadır.

Rahim Ağzı Yaralarının Tedavisi

Hastalığın tedavi edilebilmesi için öncelikli olarak altında yatan sebebin bilinmesi gerekmektedir. İltihap sebebi ile oluşan yaralarda antibiyotik tedavisi uygulanmaktadır. Antibiyotik tedavisine cevap vermeyen vakıalarda ise basit cerrahi müdahalelere başvurulmaktadır. Bu müdahaleler ise şunlar olmaktadır. Eğer tampon ya da kimyasal bir sebepten dolayı yaşanan bir alerji ise, alerjiye sebep olan alerjenin kullanımın kesilmesi ile sorun çözülmektedir. Enfeksiyon sebebi ile oluşan hastalığın tedavi edilmesinden sonra tekrar tekrarlamasının önüne geçmek için partnerlerinde muayene edilmesi gerekmektedir. Ayrıca partnerde HIV bulunması durumunda rahim ağzı yaraları sebebi ile daha kolay bulaşma söz konusu olmaktadır.

Koter Tedavisi

Halk arasında yara yakma adı verilen bu tedavi de yaralara ısı verilerek iyileşmesi sağlanmaktadır. Bu hastalıkta en sık kullanılan tedavi şekli olan koter tedavisinde kalem şeklinde bir probdan yararlanılmaktadır. Elektrik akımı ile bu probun ucunun ısınması sağlanmaktadır. Bu ısı ile de yaranın yakılması sağlanmaktadır. İşlem sırasında hafif bir ağrının olması kabul edilmektedir. Tedavinin dezavantajı ise tedaviden sonra bölgede doku oluşumu gözlenebilmektedir. Bu doku oluşumu da tıkanmalara sebep olmaktadır.

Kriyoterapi

Teknik olarak koter tedavisinin tersi olmaktadır. Bu tedavide yaralar yakma yerine dondurulmaktadır. Dondurma işlemi içinde sıvı azot ya da karbondioksitten yararlanılmaktadır. Halk arasında dondurma olarak adlandırılan bu tedavi koter tedavisine göre daha avantajlı olmasının sebeplerinden birisi çok az ağrı hissedilmesi olmaktadır. Avantajlı olmasının diğer bir sebebi ise işlemden sonra daha az doku oluşması ve rahip ağzının kapanmamasıdır. Ağrının yok denilecek kadar az olması sebebi ile de anestezi uygulanmamaktadır. Tedavinin sonuçları ise işlemden 2 hafta sonra görülmeye başlanmaktadır.

Lazer

Rahim ağzı yaralarına uygulanan cerrahi müdahalelerinin en az ağrılı olanı olmakla birlikte, diğer işlemlere oranla daha hızlı sonuç vermesi ile bilinen lazer tedavisinde, yaralarının üzerine lazer ışını verilmektedir.

Tedavi Sonrasındaki Süreç

Uygulanan tedavi yöntemi her ne olursa olsun tedaviden sonra vajinal akıntı görülmektedir. Oluşan bu vajinal akıntılar kirli olmaktadır. Tedaviden sonra 2 3 haftaya kadar görülmeleri normal olarak karşılanmaktadır. Normal olarak kabul edilen bir diğer durum ise lekelenme şeklinde kanamaların oluşmasıdır. Ancak bu lekelenmelerin en fazla 2 hafta sürmesi beklenmektedir.Tedavi sonrasında cinsel hayatın yeniden başlaması için 3 veya 4 hafta beklenmesi gerekmektedir. Rahim ağzı yaralarının ve tedavisinin tam olarak iyileşmesi ise 6 hafta kadar sürmektedir.

Doğal Tedavi Seçenekleri

Elbette ki rahim ağzı yaralarının tedavi edilmesinde öncelikle doktorun tedavisinden yararlanılması gerekmektedir. Ancak semptomların azalmasında, iyileşmenin hızlanmasında ve kronikleşmesi durumunda ev yapımı reçetelerden faydalanılmaktadır. Bu reçeteleri kullanmadan önce ise uzman görüşünün alınması önerilmektedir.

Geleneksel Çin Tıbbı

Yapılan bazı araştırmalar Çin tıbbında kullanılan bazı bitkilerin anti enflamatuar özelliklerinden dolayı rahim ağzı yaralarının tedavisinde kullanılabileceğini göstermiştir.

Prebiyotik Takviyesi Almak

Bakteriyel vajinozis nedeni ile oluşan servisittin tedavisine yardımcı olabileceği yapılan çalışmaların sonucunda kanıtlanmıştır. Bu bakterileri takviye alarak almak mümkün olmakla beraber, yoğurt ya da kefir gibi mayalı besinlerden de elde etmek mümkün olmaktadır. Bu sayede vücuttaki bakterilerin düzenlenmesi sağlanmış olmaktadır.

Sarımsak Yemek veya Sarımsak Takviyesi Almak

Sarımsağın en bilinen özelliği şüphesiz ki enfeksiyonlar ile savaşması olmaktadır. Enfeksiyon kaynaklı olan rahim ağzı yaralarında sarımsak veya sarımsak takviyesi tüketmenin iyileştirici etkisi bulunduğu çalışmalar ile kanıtlanmıştır.

Yukarıda bulunan öneriler servisit tedavisinde birinci tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple de daha fazla çalışma yapılmasına ihtiyaç duymaktadır. Hastalığın önlenmesinde ise aşağıdaki reçetelerden yararlanılmaktadır. Özellikle kronik olarak şikayeti olan kişilerin bu reçetelerden yararlanması söz konusu olmaktadır.

Yeşil Çay

Sağlık için birçok yararı bulunan yeşil çayın, yapılan araştırmalar sonucunda yumurtalık ve endometriyal kanser riskini azalttığını göstermiştir. Bu çalışmaların sonuçlarından bir diğeri de kadınları rahim ağzı yaralarından da koruması olmaktadır.

Rahim Ağzı Yaralarından Korunmak İçin Yapılması Gerekenler

Rahim ağzı yaralarından korunmak için yapılması gerekenler son derece basit olmaktadır. Bunun için ilk akılda tutulması gereken nokta ise düzenli olarak doktor kontrollerinin yapılması ile erken teşhis sağlanabileceğidir. Korunmak için yapılması gereken diğer noktalar ise şunlar olmaktadır.

  • Çok iyi tanınmayan veya emin olunmayan kişiler ile cinsel ilişkiye girilmemesi gerekmektedir.
  • Eğer partnerinizde gorono belirtilerine rastlarsanız o zaman en kısa süre içerisinde doktora başvurmanız gerekmektedir.
  • Vajinal akıntının her zamankinden fazla olması durumunda erken teşhis için doktora başvurulması gerekmektedir.
  • Kokulu tampon ve deodorant kullanımlarından uzak durmak gerekmektedir.
  • Vajinanın içerisi kesinlikle su ve sabunla yıkanmamalıdır. Çünkü bu bölgenin kendisine özgü bir ph değeri bulunmaktadır.
  • İç çamaşırının sık sık değiştirilmesi ve sentetik olmayan ve terletmeyen kumaşların tercih edilmesi vajina bölgesinin enfeksiyon riskini azaltmaktadır.
  • Tuvalet sonrasında vulvanın temizliğine dikkat edilmesi gerekmektedir. Kesinlikle arkadan öne doğru silinmemesi gerekmektedir. Bu durumda bütün bakteriler vulvanın etrafına gelmekte ve enfeksiyona sebep olmaktadır.
  • Korunmasız cinsel ilişkiler de enfeksiyon bulaşma riskini arttırmasından dolayı bu tür ilişkilerden kaçınılması gerekmektedir.
  • Birden çok partner ile kurulan ilişkilerde enfeksiyon riskini arttırmaktadır.
  • Erken yaşlarda başlanan cinsel hayatta bu hastalığa zemin hazırladığı için erken yaşlarda başlanmasından kaçınmak gerekmektedir.
  • Diyabeti olan kişilerin kan şekerlerini daha dikkatli bir şekilde düzenlemeleri gerekmektedir.

Benzer Yazılara Göz Attınız Mı ?
Sayfa başına git