Alanya Gezilecek Yerler | En Güzel 40 Yer

Alanya Gezilecek Yerler | En Güzel 40 Yer
5 Mayıs 2020 tarihinde eklendi, 47 kez okundu.

Türkiye’nin Akdeniz Bölgesinde bulunmakta olan Antalya iline bağlı bağlı bir turizm ilçesidir ve şehir merkezine uzaklığı yaklaşık olarak 154 kilometredir. 1.598,51 km²’lik bir alana sahip olan Alanya’ya 45 kilometre mesafede Alanya Gazipaşa Havalimanı bulunmaktadır. Konum olarak Akdeniz tam kıyısında ufak bir yarımada şeklinde bulunmaktadır. Tam kuzeyinde bulunan Toros Dağları ve Alanya tarih boyunca burada bulunmuş olan Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı imparatorlukları için bir kale görevi görmüştür, bu yüzden jeopolitik önemi fazlasıyla büyüktür. Alanya kalesi, tersane ve kızıl kule şehrin önemli sembolleri arasındadır.

Tipik Akdeniz iklimi özellikleri görülen bu bölgede, kışları ılık ve yazları ise oldukça sıcak geçmektedir. Türkiye’de turizm açısından yüzde dokuzluk gibi önemli bir paya sahiptir. Bölgede özellikle 1958 sonrasına turizm oldukça gelişmeye başlamıştır. Özellikle yaz aylarında ilçedeki en etki iş kolu olan turizm zaman içerisinde bölgede nüfus artışını da meydana getirmiştir. Birçok sportif faaliyet ve kültürel etkinliğe olan yatkınlığı ile bu ilçe sıcak iklimi sayesinde çoğu faaliyete ev sahipliği etmektedir.

Tarihi boyunca çok arklı isimlere sahip olan bu şehir, Alanya ismini Latince (Coracesium) veya Yunanca (Korakesion), aynı zamanda Luvi dilinde de çıkıntılı anlamına gelen Korakassa kelimesinden almaktadır. Bu şehir Bizans egemenliği altındayken, güzel dağ anlamına karşılık gelen Kalonoros veya Kalon Oros adı ile anılmıştır. Selçuklular döneminde ise, Alâiye’ye döndürülmüştür. Alâiye, I. Alaeddin Keykubad’ın isminin farklı bir türevi olarak bilinmektedir. İtalyanlar tarafından, Candelore veya Cardelloro adı kullanılmış ve son olarak Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1935 yılında yaptığı ziyarette Alanya adını almıştır. Hazırladığımız gezi rehberine hemen göz atarak, Alanya gezilecek yerler ile ilgili listenize ekleyebileceğiniz en güzel yerleri keşfedebilirsiniz.

Alanya Hakkında Bilgiler

Tarihçesi

Antik Çağ’da Alanya

Alanya şehri tarih boyunca birçok imparatorluğa ev sahipliği yapmıştır. Antik çağlarda korsanlara, Bizans döneminde derebeylerine, Anadolu Selçukluları döneminde ise başkent olmaya kadar yükselmiştir. Ender güzellikte bulunan bu tarihi şehir, antik çağda Pamfilya ile Kilikya arasında yer almıştır. Bu bölgede yaşayan insanların soyunun Herodot’a göre Truva savaşı sonrasında güneye kaçan insanlardan geldiği bilinmektedir. Ayrıca yapılan tüm araştırmalar sonucunda da bu bölgede bulunan yerleşimlerin üst Paleotik Döneme, yani günümüzden 20 bin yıl öncesine kadar uzandığı bulunmuştur.

İlk İmparatorlukların Kuruluşu

Tarihte kullanılmış ilk ismi ise Coracesium olarak bilinmektedir. İlk olarak Perslerin istilası altında olan bu şehir sonrasında korsanların barınağı haline gelmiştir. Daha sonra Seleukos imparatorluğu tarafından istila edilmiş olsa bile korsan barınağı olmaktan kurtulamamıştır. Zaman içerisinde Romalı bir komutan olan Magnus Pompeius tarafından Roma İmparatorluğunun topraklarına katılmıştır ve hemen ardından Roma’nın çöküşü ile Bizans döneminde de güzel dağ anlamına gelmekte olan Kalonoros adını almıştır.

Anadolu Selçukluları ve Sonrası

1221 yılında Anadolu Selçukluları tarafından ele geçirildiğinde, sultan Alâeddin Keykubat tarafından kışlık başkent yapılmış ve ismi Alâiye olarak değiştirilmiştir. Alanya şehri en parlak dönemini Alâeddin Keykubat döneminde yaşamıştır. Bugün halen daha ayakta durmakta olan kale ve tersane dâhil bir çok yapı o dönemden kalmıştır. Son olarak Osmanlı beyliğinin ortaya çıkmasıyla 1471 yılında komutan Gedik Ahmet Paşa tarafından Osmanlı Devleti topraklarına dahil edilmiştir. İlk başta Kıbrıs eyaletine bağlı olan Alanya, daha sonrasında Antalya’nın bir ilçesi haline gelmiştir.

Cumhuriyet Dönemi ve Günümüz

1931 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün ziyareti sonrasında, o dönemin belediye başkanı Hüseyin Hacıkadiroğlu tarafından Atatürk’ün seyahat etmekte olduğu gemiye telgraf çekilmiştir. Alaiyelilerin sevgi, saygı ve bağlılıklarının iletildiği bu telgrafta, Alaiye’nin adı yanlışlıkla Alanya olarak yazılmıştır. Bunu fark ettikten sonra Mustafa Kemal Atatürk şehrin adının Alanya olarak değiştirilmesi talimatını vermiştir. Günümüzde de hala Alanya adı ile bilinen bu şehir, dünya üzerindeki eşsiz güzellikte olan şehirlerden biridir.

Turizm

Türkiye’de turizmde önemli bir paya sahip olan Alanya şehrinin ekonomisi tamamen tarım ve turizme dayalıdır. Hizmet sektöründe oldukça gelişmiş olan bu şehir, 1980’li yıllarda turizmde yapılan atılımlar sayesinde bugünkü halini almıştır. Yaklaşık olarak 1.000 kişi kapasiteli tesislerden 3.500 kişi kapasiteli devasa tesislere kadar pek çok farklı türde tesis bulunmaktadır.

Coğrafya

Antalya’nın tam körfezinde, Pamfilya ovasına yerleşmiş, Türk Rivierası sınırları dahilinde bulunan bu şehir, yaklaşık olarak 70 kilometrelik alana sahip bir ilçedir. Ayrıca Manavgat, Side ve Selde gibi eski şehirlere de ev sahipliği yapan Alanya’da en çok Lübnan sediri, maki, incir ağaçları ve karaçam yetişmektedir. İlçenin kuzeyinde ise boksit ve alüminyum cevheri sıkça görülmekte ve mayınlı olma ihtimalleri de oldukça yüksektir. Kayalık özelliğe sahip olan bu yarımadanın en belirgin özelliği doğu ve batı olarak bölünmüş olmasıdır.

Limanı ve Keykubat, Damlataş, Kleopatra isimli sahilleri bulunmaktadır. Keykubat sahili ismini Alaaddin Keykubattan, Damlataş sahili ise ismini Damlataş mağarasından almaktadır. Kleopatra sahilinin ismi ise tamamen bir efsaneye dayanmaktadır. Efsaneye göre İmparator Marcus Antonius, Kleopatra ile burada balayı yapmış ve sonrasında düğün hediyesi olarak sahile Kleopatra’nın adını vermiştir.

Antik Kentler

Alanya’da oldukça fazla sayıda antik kent bulunmaktadır. Bunlardan bazıları çok geç keşfedildiği için harabe olarak bulunmuş, bazıları korunmamış bazıları ise uzun zamandır bilinen ve korunan antik kentlerdir. Bunlar, Syedra, Leartis-learti, Hamaxia, Colybrassus, Iotape, Adanda Lamus ve Antiocheia Ad Cragum antik kentleri olmak üzere 7 tanedir.

Syedra Harabeleri

Kargıcak Beldesiyle Seki Köyü arasında sınır teşkil eden bir tepenin üstüne kurulmuş olan tarihi Syedra şehri, merkezin doğusunda bulunmaktadır. İki bölümde incelenen bu şehrin birinci bölüm liman kenti dediğimiz Adataş mevkiidir. Fakat günümüzde yalnızca Adataş yerinde kalmıştır. İkinci bölüm olan tarihi şehrin bulunduğu yere yeni açılmış bir yol bulunmaktadır.

Bu antik kent engebeli arazisi olan bir tepenin eteklerine kurulmuştur. Zirvesinde baş döndürücü manzaraya sahip olan bu antik şehrin, yapılan kazı çalışmaları sonucunda sütunlu caddenin, 250 x 10 metre boyutlarında ve kuzeyi sütunların taşıdığı ahşap çatı ile kapalı, güneyi taş döşemeli açık yol şeklinde olduğu ortaya çıkarılmıştır. Aynı zamanda kentin tüm su ihtiyacını karşılamış olan sarnıçlar, tapınak, tiyatro, dükkanlar, evler ve kent surlar bulunmaktadır.

Bu antik kentte bulunan yapıların çoğunun tabanları mozaiklerle süslüdür. İçerisinde bir de kilise bulunan bu antik kentte yapılan araştırmalara göre ortaya çıkarılan kalıntılarda MS 138-161 yılları arasında Marcus ve Antonius adına basılan paralara rastlanmış ve Roma kalıntısı olduğu anlaşılmıştır. 15 Nisan-2 Ekim arası yaz dönemi ziyaret saatleri 08:30-19:30, 3 Ekim-14 Nisan kış dönemi ziyaret saatleri ise 08:30-17:30 arasında her gün ziyarete açıktır. Girişi ise ücretsizdir.

Leartis – Learti Antik Kenti

Bu antik kent, açık bir müze görünümündedir. Büyük Ören ismi verilen kısımdaki büyük sütunların, hatta tarihi şehirde kullanılan araç ve gereçlerin çeşitli ihtiyaç maddelerinin deniz yoluyla bu limana geldiği ortaya çıkmıştır. Liman kentindeki kalıntılar neredeyse tamamen dağılmış durumda bulunmaktadır.

Asıl tarihi antik şehir, deniz seviyesinden yaklaşık olarak 900 m. yükseklikte bulunan bir tepenin üstünde bulunmaktadır. Bu antik şehre olan tüm ulaşım zorluklarına rağmen, ulaştığınızda yemyeşil ormanlar ve dik yamaçlar arasında gördüğünüz manzara karşısında büyülenecek ve yorgunluğunuzu unutacaksınız. İlk olarak kendinizi tarihi tapınağın bulunduğu kolonlu caddede bulacaksınız. Yapısı korunmamış olan bu şehir, birçok özelliği ile diğer antik şehirlere benzemektedir.

Her şeye rağmen ayakta kalan yapıtlar arasındaki tapınakların kolonlu caddeleri, odeonu kiliseleri su sarnıçlarını heykel kaidelerini öküz başları ve kartal ayak­larıyla süslenmiş mermer parçalarının zeytin yağ üretmek için kurul­muş değirmenleri bulunmaktadır. Bu antik şehirde Trayan ve İmparatoriçe Herennia Etruscill adlarına paralar basıldığı ve en parlak devrinin M.S. I. yüzyılla III. yüzyıl arasında yaşadığı bilinmektedir. Liman kentinin adı Naula olan bu şehri haftanın her günü ve her saati gezmek mümkündür. Girişi de ücretsizdir.

Hamaxia Antik Kenti

Alanya’nın 12 kilometre kuzeybatısında bulunan bu antik kent, Antik çağda Pamfilya bölgesi içinde bulunmaktadır. O dönemin coğrafyacısı olan Strabon tarafından kentte bol miktarda sedir ağacı bulunduğu ve bunların gemi yapımında kullanıldığından söz edilmektedir. Geniş bir nekropol alanı bulunan bu kentin büyük bir kısmı harabe halindedir, ancak kenti çevreleyen sur duvarı ve çok sayıda yapıya ait kalıntılar görülebilmektedir. Antik kentin düzenlemesi heniz tam olarak bitmemiştir.

Colybrassus Antik Kenti

Alanya’nın 30 kilometre kadar kuzeybatısında bulunan bu antik kentin kalıntıları Roma dönemi özellikleri taşımaktadır. Kentte çok sayıda yazıt bulunmuş ve bu yazıtlarda kentte yapılan yarışlar ve yapılar ile ilgili bilgiler verilmektedir. Ayrıca içerisinde kayaya oyulmuş merdivenli bir mezar ve çok sayıda lahit kalıntıları bulunmaktadır. Antik kentin düzenlemesi heniz tam olarak bitmemiştir.

Lotape Antik Kenti

Alanya’nın 33 kilometre doğusunda bulunan bu antik kentin, denize doğru uzanan yüksek bir burnu bulunmaktadır. Kentin akropolü olan bu kısım, karaya bağlandığı vadide liman kalıntıları bulunmaktadır. Aynı zamanda yine bu kısımda denize girmek için küçük bir koy vardır ve ideal bir kumsala sahiptir.

Adanda Lamos Antik Kenti

Alanya’nın 55 kilometre doğusunda bulunan bu antik kent, yüksek bir dağın zirvesinde bulunan iki tepenin üzerine kurulmuştur. Kentte 2 tane tapınak bulunmaktadır. Roma döneminden kalan bu kentteki tapınaklardan biri Roma İmparatorlarından Vespasianus öteki Titus adına yapılmıştır. Ayrıca doğu tarafında bulunan tepede, kaya içinde oyulmuş odalar ve büyük tip lahitlerden oluşan mezarlar bulunmuştur.

Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti

Alanya’nın 60 kilometre doğusunda bulunan bu antik kent, antik çağda Dağlık Kilikya olarak bilinen bölgede bulunmaktadır. Bu kent adını İsa’dan sonra 1. yüzyılda yaşamış Kommagene Kralı IV. Antiochus’dan almıştır ve kentin günümüzde bulunan kalıntıları üç yükselti üzerinde bulunmaktadır.

Tarihi Yerler

Tarihi Tersane ve Tophane

Tarihi Tersane ve Tophane de Selçuklu döneminden kalmış olan yapılardandır. Kızıl kulenin yapımından sonra yapımlarına başlanmış ve bir yılda bitirilmiştir. Tersane kemerli beş gözden oluşmaktadır. Ayrıca denize bakan cephesi 56.5 metre, derinliği 44 metredir. Tersane yapımı için seçilen yer özellikle gün ışığından en fazla yararlanılacak şekilde ayarlanmıştır ayrıca girişinde bulunan yazıt rozetlerle süslü ve Sultan Keykubat’ın armasını taşımaktadır.

Bu tersane Akdeniz’in ilk tersanesi olma özelliğini taşımaktadır. Daha öncesinde yine Alâeddin Keykubat tarafından yaptırılmış olan Sinop Tersanesi ve Alanya Tersanesine “iki denizin sultanı” unvanı verilmiştir. Bir yanında mescit diğer yanında muhafız odası bulunan tersanenin gözlerinden birinde zaman içinde körlenmiş bir kuyu bulunmaktadır. Bu tarihi tersaneye denizden teknelerle ya da Kızıl Kule’nin yanındaki surlardan yürüyerek ulaşım mümkündür, ayrıca giriş ise ücretsizdir.

Tophane ise, Tersane’nin hemen bitişiğinde denizden 10 metre yükseklikte bir kayaya yapılmıştır. Amacı tersaneyi korumaktır. Kesme taştan inşa edilen üç katlı ve dikdörtgen planlı olan bu yapıda, savaş gemileri için top döküldüğü de bilinmektedir. Günümüzde bu Tersane ve Tophaneyi bir Denizcilik Müzesi’ne dönüştürülmektedir.

Kasra Hamamları

Alanya’da çok sayıda tarihi hamam bulunmaktadır. Yaklaşık olarak 24-25 tane tarihi hamam bulunan bu şehirde her biri otantik mimarileri ile turistlerin ilgisini çekmektedir. Bazılarında giriş ücretsizken bazılarında ise ücretlidir. Ücretli olanlarda 50 ile 170 TL arasında fiyatlar değişiklik göstermektedir.

Bedesten

Bedesten Süleymaniye Caminin oldukça yakınındadır. Yürüyerek geçilebilecek bu yer 14. yada 15. yüzyılda Karamanoğulları döneminde çarşı veya han olarak inşa edildiği düşünülmektedir. Görülmeye değer olan bu tarihi bina günümüzde otel, restoran ve kafeterya olarak kullanılmaktadır.

Kargı Hanı

Alanya’nın batısında bulunan Kargı çayının kuzeyinde olan bu hanın, Kervansaray olarak kullanıldığı düşünülmektedir. İçerisinde bulunan odalarının hepsinin tavanında hava bacaları bulunmaktadır. Ayrıca odalar avlunun etrafında sıralanmıştır. Kapının karşısında ise taştan oyulmuş sabit hayvan yemlikleri bulunmuştur.

Cami ve Kiliseler

Süleymaniye Camii

Alanya’da bulunan tarihi camii, Alâeddin Keykubad tarafından kentin yeniden düzenlenmesi sırasında kalenin zirve kısmında, İç Kale’nin hemen dışına yaptırılmıştır. Sonraki yıllarda yıkılmış fakat Kanuni Sultan Süleyman tarafından tekrar yaptırılmıştır. Tek minareli olan bu cami, Alâeddin, Kale yada Süleymaniye adıyla bilinmektedir. Kare bir plana sahip olan bu cami, Sekizgen kasnak üzerinde bulunmaktadır ve kiremitli bir kubbesi vardır. Camide akustiği sağlamak için, kubbenin askılık görevi üstlenen kısmında 15 küçük küp bulunmaktadır. Bu özelliği ibadet sırasında ortaya çıkmaktadır. Ayrıca camide bulunan kapı ve pencere kapakları Osmanlı dönemindeki ahşap oyma işçiliğinin en güzel örneklerindendir.

Andızlı Camii

Selçuklular döneminden kalan tarihi cami olan Andızlı cami, Alanya’nın Tophane Mahallesi’ndedir. Hemen yanında bulunmakta olan andız ağaçlarında adını almış olan bu camiye Emir Bedrüddin Camisi de denmektedir. Selçuklu döneminin özgün mimari özelliklerini taşıyan bu cami, kesme taştan yapılmıştır ve yüksek olmayan bir minaresi vardır. Minberi ise Selçuklu zamanının en güzel tahta oymacılık sanatı örneklerinden birisini yansıtmaktadır. Bu camiye Kızıl kulenin hemen yanından aşağı kapı yoluyla ulaşım sağlanabilir.

Hıdırellez Kilisesi

Bu kilise iki tepe arasındaki bir düzlükte, Alanya’nın yaklaşık olarak 15 km kuzeyinde yer almaktadır. Üç adet giriş kapısı bulunan bu kilisenin, doğuda bulunan kapılarından birisi kilise içinde ahşap ve yüksek tutulmuş ikinci bir mekana girişi sağlar. Önündeki sütunları ahşap olan bu yapının doğu ve batı cephesinde dörder pencere kuzeyinde de iki pencere bulunmaktadır. Tonoz biçiminde ahşap bir kırma çatısı bulunmakta ayrıca batı tarafındaki kapının üst kısmında da Grek alfabesi ile yazılmış Karamanlıca bir kitabe bulunmaktadır.

Müslümanlarca da kutsal yer olarak sayılan bu kilise, turistlerin uğrak yeridir. Özellikle Hıdırellez haftasında baharı karşılamak için ziyaret edip, civarda piknik yapmaktadırlar. Yanında su kaynağı bulunan bu yer, Alanya ve Akdeniz’in harika manzarasına sahiptir. Ayrıca giriş ücreti de bulunmamaktadır.

Sitti Zeynep Türbesi

Bu türbe kaleye çıkan yol üzerinde bulunmaktadır. Selçuklu yada Osmanlı döneminden kaldığı tahmin edilen bu türbede mezarı bulunan kişinin bir eren olduğu düşünülmektedir. Ayrıca türbenin yapılmış olduğu kayanın içerisinde antik çağda oyulmuş olan 3 tane lahit bulunmaktadır.

Tarihi Kale ve Saraylar

Alanya Kalesi

Alanya’nın simgelerinden biri olan bu kale denizden yaklaşık 250 metre kadar yükselen bir yarımada üzerinde bulunmaktadır. Toplamda 6.5 kilometre uzunluğunda surlara sahip olan bu kale, Helenistik dönemde inşa edilmiştir. Bu kalede toplam 83 kule ve 140 burç bulunmaktadır. Ayrıca Ortaçağda surların içinde bulunan kentin su gereksinimini sağlamak amacıyla içerisinde 1200 tane sarnıç yapılmıştır. Bu sarnıçlardan bir çoğu halen kullanılmaktadır.

Kalenin surları planlı bir şekilde Ehmedek, İçkale, Adam Atacağı, Cilvarda burnu, Arap Evliyası ve Esat Burcu’nu takiben Tophane ile Tersane’yi geçerek tam Kızılkule’de bitecek şekilde inşa edilmiştir. Bu kale öncelikle korsan faaliyetlerinden rahatsız olan Romalılar tarafından sonrasında ise sırasıyla, Selçuklular, Karamanoğulları, Memlükler ve son olarak Osmanlı Devleti sınırlarına geçmiştir. Günümüzde, yarımadanın zirvesinde bulunan ve müze olarak düzenlenmiş İçkale bulunmaktadır.

Alaeddin Keykubad’ın sarayını inşa ettirdiği bu kale içinde halen daha yerleşim bulunmaktadır. Motorlu taşıt trafiğine açık olan kaleden yürüyerek 1 saatte İç Kale’ye varılabilmektedir. İç Kale, 1 Nisan-31 Ekim arası yaz döneminde, Sabah 8:00 de açılıp, 19:00 da kapanmakta, 31 Ekim-1 Nisan arası kış döneminde ise, sabah 8:30 da açılıp, akşam 17:30 kapanmaktadır. Giriş ücreti ise 30 Tl’dir.

Kızıl Kule

Kızıl kule, Alanya Kalesi ile kentin simgelerinden biri olan kuledir. Alanya Limanı’nda bulunan bu kule, sekizgen planlı yapıdadır ve 13. yüzyıl Selçuklu eserlerinden biridir. Bu kule Sekçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad tarafından yaptırılmıştır. Bu kulenin inşaatı sırasında belli bir yükseklikten sonra taş blokları kaldırmak oldukça zor olduğundan dolayı kulenin üst kısmının tamamı pişmiş kırmızı tuğlalardan yapılmıştır.

Adını bu kırmızı tuğlalardan almış olan Kızıl kulenin duvarlarında antik çağdan kalma mermer bloklar bulunmaktadır. Kulenin sağlamlığını arttırmak için harcında yumurta akı kullanılmış ayrıca kırmızı rengini veren ise dış yüzeyine de yumurta sarısı sürülmüştür. Kulenin yüksekliği 33 metre, çapı 29 metre olarak bilinmektedir. Ayrıca her bir duvarı sekizgen planlı ve 12.5 metre genişliğindedir. Zemin dahil olmak üzere 5 kattan oluşmaktadır.

Kulenin üst kısmına yüksek aralıklı ve 85 basamaklı taş merdivenle ulaşım sağlanmaktadır. Bu kule denizden gelecek olacak saldırılara karşı limanı korumak amacı ile inşa edilmiştir. 1979 yılında bu kule tekrar ziyarete açılmış ve birinci katı Alanya Etnografya Müzesi’ne dönüştürülmüştür. Haftanın her günü 09:00-17:00 saatleri arasında ziyarete açık olan Kızıl kulenin giriş ücreti 5 Tl’dir. Öğrenciler ve müze kartı olanlar ise ücretsiz olarak ziyaret edebilir.

Alara Sarayı

Alanya’nın 37 km batısında kalan bu kale, denizden 9 km içeride bulunmaktadır. Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat tarafından yeniden yapılmış, ayrıca içerisinde bulunan Bizans kalıntıları da korunmuştur. Bu sayede bugünkü görünümüne kavuşmuştur. Bu kale ana ticaret yolunu ve Alara Hanı’nı korumak için inşa edilmiştir. İçerisinde Kervan Müzesi, cami, kilise, su kaynağı ve hamamlar bulunmaktadır.

Bu kale İpekyolu üzerinde bulunmaktadır. Görkemli bir görüntüsü olan bu kale aynı zamanda Alara Çayı kenarındaki handa mola veren kervanların güvenliğini de sağlamaya yardımcı olmuştur. Kalenin içerisinde kayaların oyularak yapıldığı tüneller bulunmaktadır.

İçerisinde bulunan hamamda, sekiz köşeli yıldız ve aralarda haç kollarından ibaret çini kaplamalar bulunmaktadır. Bunun yanı sıra yıldız çiniler üzerinde hayvan figürleri, haç formlu çiniler üzerinde ise stilize edilmiş bitki motiflerinin yer aldığı da görülmüştür. Yapılmış olan araştırmalara göre bu hamam, Selçuklu fethinden önce inşa edilmiş, fetihten sonra başlayan imar faaliyetleri sırasında bazı ekleme ve onarımlar yapılarak tekrar kullanıldığı ortaya çıkmıştır.

Alara kalesinin girişinde herhangi bir ücret talep edilmemektedir. Fakat içeride herhangi bir market ve kafeterya olmadığı için yanınızda yiyecek ve içecek götürebilirsiniz. Ayrıca tüneller çok karanlık olduğu için yanınıza fener almanızın da faydası olacaktır.

Sharavsin Kervansarayı

Alanya’dan 15 km mesafede bulunan Sharavsin Kervansarayı, 13. yüzyılda Alaeddin Keykubat’ın oğlu tarafından yapılmıştır. Bu kervansaraya giriş ve ziyaret ücretsizdir.

Mağaralar

Damlataş Mağarası

Alanya ilçesinde deniz kıyısında bulunan Damlataş Mağarası, şehir merkezine 3 km uzaklıkta bulunmaktadır. Alanya kalesinin batı kıyısında kalmaktadır. Liman inşaatı sırasında kullanılmak üzere taş ocağı olarak yeri tespit edilmiş olan bu mağara, birbirinden güzel binlerce sarkıt ve dikitlerle süslüdür. Tespit edildikten sonra derhal koruma altına alınmış ve araştırmalara başlanmıştır. Daha sonrasında turizme açılmış olan Damlataş mağarası, Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarasıdır.

Kapısından girildiğinde 50 m uzunluğunda bir geçit, 13–14 m çapında ve 15 m yüksekliğinde silindirik bir boşluk ve ayrıca 15000 senede oluşmuş sütunlar bulunan bu mağaranın, iki katlı olan boşluğu 2500 m³ hava bulundurmaktadır. Yaz-kış mağaranın içi 22°C’de bulunmakta ve %95 nem, 760 mm sabit basınca sahiptir. Mağarada bulunan havanın içerisinde yüzde 71 azot, yüzde 20,5 oksijen, on binde 2,5 karbondioksit ve bir miktar radyoaktivite ile iyonlar vardır. Mağarada bulunan sarkıt ve dikitler 15 bin yılda oluşmuştur ve sarkıtlardan damlamaya devam eden su damlaları sebebiyle adını Damlataş mağarası olarak almıştır.

Bu mağara ortamında normalden 8-10 kat daha fazla karbondioksit ve yüksek oranda nem bulundurmaktadır. Bu özelliğinden dolayı astım hastalığına iyi geldiği tespit edilmiş ve zaman içerisinde astım hastaları tarafından özellikle ziyaret edilen bir yer olmuştur. 21 gün boyunca günde 4 saat şifa amacıyla burada kalınmaktadır. Yaz döneminde ziyaret saatleri 10:00-19:00 arasında, kış döneminde ise 10:00-17:30 arasında her gün ziyarete açıktır. Giriş ücretleri, yetişkinler için 6 TL, öğrenciler için ise 3 TL’dir. Müze kart burada geçerli değildir. Araçla gitmek isterseniz otopark ücreti 5 TL’dir.

Dim Mağarası

Alanya’nın doğusunda bulunan Dim mağarası, Cebireis Dağının batı yamacında, 1691 m yükseklikte bulunmaktadır. Çevresi çınar ağaçları ve çam ormanları ile kaplıdır, ayrıca Dim çayı ve vadisi de yer almaktadır. Çevrede yaşayan insanlara Dimli denildiği için mağaraya Dim Mağarası adı verilmiştir.

Mağaraya ulaşım 2 şekilde sağlanabilir. Hem Dim Çayı vadisinden hem de Kestel beldesinden asfalt yol ile ulaşılabilmektedir. Zaman zaman toplu olarak yürüyüş sporu yapılmakta olan bu yol, Cebireis Dağı eteğinde açılmış olan Yaylalı köyü sulama kanalı boyunca devam etmektedir. Bu yoldan yürüyerek çam ormanları ve arada ortaya çıkan Toros Dağları manzarası ile 50 dakikada mağaraya ulaşılabilir.

Toplam uzunluğu 410 m’dir, yatay ve yarı kuru mağara sınıfında yer almaktadır. Sadece 360 metrelik bölümü ziyarete açık olan bu mağaranın, dört ana salonda mağaranın gezi yolları boyunca genişlik ve yükseklikleri değişkendir. Tavandan yer yer su damladığı için makarna sarkıtlar oluşmaktadır. Mağaranın içerisinde elektrik aydınlatmalar bulunmaktadır ve olası elektrik kesintisine karşı jeneratör de bulunmaktadır. içinin sıcaklığı sabit 18 °C’dir.

İçerisinde küçük havuzlar ve son bölümde 200 m² yüzeyli, 2 metre derinliğinde bir göl bulunan bu mağara, Türkiye’nin en güzel mağaralarından biridir. Ziyaretçi akınına uğramakta olan bu mağara, yıl boyunca ziyarete açıktır. Çevresinde restoran ve tesisler de bulunmaktadır. Aynı zamanda seyir terası da bulunan bu mağarada Akdeniz’i, Alanya ve Alanya Kalesini, Toros Dağları’ndan bir kesiti izleyebilirsiniz.

Dim mağarasının yaz döneminde ziyaret saatleri 09:00-18:30 arasında, kış döneminde ise 09:00-16:30 arasında her gün ziyarete açıktır. Ücretleri ise tam 6 TL, öğrenci 3 TL olarak değişmektedir. Eğer ulaşım araç ile sağlanacaksa otopark ücreti de 5 Tl’dir.

Kızlar Mağarası (Korsanlar Mağarası)

Tavanı yaklaşık 78 m yükseklikte olan korsanlar mağarası, eski zamanlarda korsanlar tarafından ganimet deposu olarak kullanılmıştır. Kaçırdıkları kızları burada sakladıkları bilinmektedir. Bu mağaraların kale ile arasında yol bağlantısı olduğu düşünülmektedir. Kaçırılan kızların ve ganimetlerin bu yol sayesinde kaleye ulaştırıldığı düşünülmektedir. Fakat uzun yıllar içerisinde bu yolun çöküp kapandığı düşünülmektedir. Tekneler ile bu mağaraların içine giriş serbesttir.

Fosforlu Mağara

Kale civarında bulunan diğer bir muhteşem mağara ise fosforlu mağaradır. Tekneler ile girişi mümkün olan bu mağara muazzam bir manzaraya sahiptir. Ayrıca yapı ve görüntü olarak da jeolojik değere ve görenler adeta büyüleyecek kadar nadir bulunmakta olan doğal güzelliğe sahiptir. Fosforlu mağara adını almasının sebebi, içerisinde bulunan ve gündüzleri daha çok belli olan fosfor parıltılardır. Geceleri de içi aydınlık olan bu mağaranın içerisi Mavi fosforlu renktedir. Turistik amaçlı yapılan tekne ve yat turları sırasıyla bu mağaralara uğramaktadır.

Aşıklar Mağarası

Deniz seviyesinden 3 metre yükseklikte bulunan Aşıklar mağarasına tekne ile giriş imkansızdır. İki tane girişi olan bu mağarayı ancak tırmanarak görmeniz mümkündür. Bu mağara diğerlerine göre biraz dar bir yapıya sahiptir, ayrıca 75 metre uzunluğundadır. Diğer mağaralarda olduğu gibi bu mağaraya da antik çağda korsanların ganimetlerini sakladıkları düşünülmektedir. Çevresinde gezdiğinizde yarımadanın diğer tarafına ulaşabilirsiniz. Damlataş tarafında bulunan diğer girişi ise denizden on beş metre kadar yüksektedir. Buradan denize atlanmaktadır çünkü kayalıklara tutunarak aşağıya inmek daha zordur. Bu mağaralara giriş çıkışlarda herhangi bir ücret yoktur.

Kadıini Mağarası

Kadıpınarı bölgesinde bulunan bu mağara, içerisinde zengin sarkıt ve dikitler bulunmaktadır. 2018 de yapılan kazılar sonucunda 400-800 metrede Üst Paleolitik ve Eski Tunç Çağı dönemine ait insan iskeletleri bulunmuştur. Mağaranın uzunluğu ile ilgili mevcut bir bilgi bulunmamaktadır, fakat Alanya’daki ilk yerleşimin burada olduğu kanıtlanmıştır. Mağaranın bulunduğu bölgede piknik alanları mevcuttur fakat mağara henüz ziyarete açılmamıştır.

Müzeler

Etnografya Müzesi

Bu müze Kızıl kulenin içerisinde bulunmaktadır. Kulenin giriş katında bulunan bu müzede, Alanya yöresine özgü halı, kilim, giysi, mutfak gereçleri, silahlar, tartı aletleri, aydınlatma aletleri, dokuma tezgahları, ayrıca Toroslardaki yörük Türkmen kültürünü yansıtan çadır gibi çeşitli etnografya eserleri sergilenmektedir.

Yaz dönemi olan 15 Nisan-3 Ekim arasında ziyaret saatleri 08:30-19:30, kış dönemi olan 2 Ekim-14 Nisan arasında ziyaret saatleri 08:30-17:30 olarak bilinmektedir. Aynı zamanda resim sergisi, klasik müzik konseri gibi kültür ve sanat etkinlikleri de gerçekleştirilen bu tarihi mekana giriş ücreti 10 TL’dir.

Arkeoloji Müzesi

Alanya Arkeoloji Müzesi içerisinde Ankara’da bulunan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nden getirilen Tunç Çağı, Urartu, Frig ve Lidya dönemlerine ait eserler bulunmaktadır. 1967 yılında açılmış olan bu müze, daha sonraki yıllarda bu bölgede yapılan kazı çalışmalarından çıkan veya bir şekilde bu bölgeye getirilmiş olan eserler sayesinde zenginleştirilmiştir. Arkeoloji ve etnografya bölümlerinden oluşan bu müzenin arkeoloji bölümünde, Alanya çevresinde bulunarak sergilenen en eski tarihli eser olan İsa’dan önce 625 yılına ait Fenike dilinde bir taş yazıt bulunmaktadır.

Müzede bulunan en ünlü eser ise, Herakles’in heykelidir. Bronz döküm olan bu heykel ayrı bir salonda sergilenmektedir. Etnografya bölümünde ise, Alanya çevresinden derlenen, aynı zamanda bölgenin folklorik özelliklerini yansıtan, yörük kilimleri, alaçuvallar, heybeler, giysiler, işleme örnekleri, silahlar, günlük kullanım kapları, takılar, el yazmaları ve yazı takımları gibi objeler sergilenmekte ve eski bir Alanya evine ait günlük oda bulunmaktadır.

Müze içerisinde Arkaik, Klasik, Hellenistik, Roma, Bizans dönemlerine ait bronz, mermer, pişmiş toprak, cam ve mozaik buluntularla zengin kül kutuları ve sikke koleksiyonları bulunmaktadır. Tüm bunların yanı sıra Selçuklu ve Osmanlı devletlerine ait eserlerde bulunmaktadır. Müzenin bahçesinde bile Roma, Bizans ve İslami dönemlere ait yapılmış eserler bulunmaktadır. Alanya Arkeoloji müzesinin 15 Nisan-2 Ekim yaz döneminde ziyaret saatleri, 08:30-19:30, 3 Ekim-14 Nisan arası kış döneminde ziyaret saatleri ise 08:30-17:30 arasındadır. Giriş ücreti ise 5 TL olarak bilinmektedir.

Atatürk Evi Müzesi

Burası kereste tüccarlarından biri olan Tevfik Azakoğlu tarafından yaptırılmıştır. Yaklaşık 235 metrekarelik alanı kaplayan bu yer, üç katlı konak tipinde inşa edilmiştir. Ayrıca 826 metrekarelik bir alan içerisinde bulunmaktadır. Zemin kat ve birinci kat moloz taş ahşap hatıllı olarak yapılmıştır. Diğer kat ise ahşap çatkılı bağdadi tarzında inşa edilmiştir. Piramidal tarzda bir çatıya sahip olan bu evin, içi sıvalı ve badanalıdır. Ayrıca çatısının üzeri de Marsilya kiremidi ile kaplıdır.

Mutfak, banyo, tuvalet gibi kısımlar bu eve sonradan dahil edilmiştir. Girişi güney cephedeki bahçeden iki kanatlı demir bir kapı ile sağlanmaktadır. Zemin kat toprak bir tabana sahiptir ve depo olarak kullanılmıştır. Diğer katlar ise neredeyse birinin aynısıdır. Katların hepsinde beşer oda ve bir de sandık odası bulunmaktadır. Alanya’nın iklim özellikleri düşünülerek inşa edilmiş olan bu evin ön cephesi tarihi Alanya Kalesine bakmaktadır.

Esas sahibi olan M. Tevfik Azakoğlu’nun ölümünden sonra, oğlu tarafından Atatürk evi ve Müzesi olarak kullanılmak şartı ile tapusu hazineye verilmiştir. Atatürk evi olmasının sebebi ise, Mustafa Kemal Atatürk’ün deniz yoluyla Alanya’yı ziyareti sırasında bu evde kalmış olması ve çanaklığında çekilmiş tarihi fotoğraflarının bulunmasıdır.

Dini bayramların ilk günü öğlene kadar kapalı olan bu müzenin, yaz döneminde ziyaret saatleri 08.30-19.00, kış döneminde ise ziyaret saatleri 08:00-18:00 arasındadır. Ayrıca bu müzeye girişler ücretsizdir.

İpek Evi ve Kültür Evi Müzesi

Alanya Kalesinde, Süleymaniye Camiiye oldukça yakın olan bu iki müze, restore edilmiş eski Alanya evleridir. İçlerinde ise Alanya’daki ipek böcekçiliği ve dokumacılığı konusunda bilgi veren metinler ve o döneme ilişkin eşyalar sergilenmektedir. Bu iki müzenin de girişi ücretsizdir.

Plajlar

Kleopatra ve Damlataş Plajları

Mavi bayraklara sahip Damlataş ve Kleopatra Plajları, Alanya’ya girişte tarihi yarımadanın ve Alanya kalesinini batı tarafında bulunmaktadır. Yan yana yer alan bu plajlar, tarihi yarımadanın batı eteklerine dayanmıştır. Damlataş plajı, Damlataş mağarasının hemen önünde bulunan kıyı şerididir. Efsaneye göre Kleopatra ile Roma İmparatoru Antonius burada yüzdüğünden Kleopatra adı ile anılmaktadır. En önemli özelliklerinden biri ise suyunun berraklığı dır. Yukarıdan denizin içerisine bakıldığında balıklar ve deniz dibinin doğal güzellikler görülebilmektedir.

Alanya’nın en çok bilinen, tanınan ve sevilen plajlarından olan Kleopatra ve Damlataş plajları yaklaşık 2’şer km uzunluktadır. Ayrıca her iki plajda halka ücretsiz açıktır. Yalnızca şezlong ve şemsiye hizmeti ücretlidir. Özellikle gün batımında sahip olduğu eşsiz manzarasıyla izleyenleri hayran bırakan bu plajlarda şezlong ücretleri sezona göre 20 ila 40 TL arasında değişiklik göstermektedir.

Keykubat Plajı

Keykubat plajının uzunluğu Alanya limanından başlayarak Oba Çayı’nın denize döküldüğü yere kadar devam etmektedir. Geniş park alanlarına sahip ve iyi düzenlenmiş olan bu plajın sahil kesimi temiz ve oldukça bakımlıdır. Büyük bir kısım kumsaldan oluşan bu plajın bazı kesimlerinde girişte kayalıklar bulunmaktadır. Birçok turistin ilgi odağı olan Keykubat plajı, merkezde olduğu için sahip olduğu imkanlar oldukça iyidir.

Soyunma kabini ve duşlar bulunan bu plaja giriş ücretsizdir. Plaj hizmetleri, şezlong ve şemsiyeler ücretli olup, 20 Tl’ye kiralanabilmektedir. Ayrıca ücretli olan kısımları da mevcuttur. Ücretli olan kısımlarda çeşitli su sporları yapma imkanı elde edebilirsiniz, plaj boyunca her türlü su sporu için tesisiler bulunmaktadır. Bölgede bulunan tesislerin restoran ve kafeteryaları dışarıdan gelen tüm müşterilere açık durumdadır.

Keykubat plajı yaklaşık olarak 3 km uzunluğa sahip mavi bayraklı plajlardan biridir. Ayrıca bu plajda diğer plajlara olduğu gibi toplu taşıma ile rahatça ulaşım sağlanabilir. Plaj kıyısında yer alan bazı otellerin iskelesinden tekne turlarına çıkma imkanı da bulunmaktadır.

Çay ve Kanyonlar

Dim Çayı

Merkezden 6 kilometre uzaklıkta bulunan bu çay, Alanya ilçesi sınırlarında yer almaktadır. Dim çayı Toros Dağlarından doğmakta ve yaklaşık olarak 60 km uzunluğuna olduğu bilinmektedir. Suyu yaz kış soğuk olduğundan özellikle yaz aylarında Akdeniz’in bunaltıcı sıcağından kaçmak isteyenler için oldukça ideal bir serinletici kaynaktır.

Aynı zamanda Dim çayının paralelinde bulunan yolda çok sayıda lokanta ve çay bahçesi bulunmaktadır. Dim çayı içerisine kurulmuş masalar oturup dinlenebilir, muhteşem doğa içerisinde karşı yemek yiyebilirsiniz, üst kısımlarında ise rafting gibi çeşitli su sporları yapılmaktadır. Toplu taşıma ile rahat ulaşılabilen bu yere özel araçla da Alanya ilçesinde bulunan sahil yolu üzerinde ulaşım mümkündür.

Oba Çayı

Akdeniz’e dökülen Oba Çayı Alanya’nın Kadıpınarı mevkiinden çıkmaktadır. Ayrıca burada su kenarında piknik alanları ve mesire yerleri vardır. Çam ve çınar ağaçlarının gölgesinde huzurlu bir gün geçirmek ideal bir mekan olan oba çayı, her zaman serindir. Ayrıca Alanya’nın tarih öncesi çağlardaki ilk yerleşimine ev sahipliği yapan Kadınlar Mağarası da burada bulunmaktadır. Birbirlerine çok yakın olan yerde, önce oba çayının kenarındaki kır lokantalarında alabalık yeyip, sonrasında ise Kadınlar mağarasını dolaşabilirsiniz.

Sapadere Kanyonu

Sapadere köyünde yer alan ve karstik oluşumlu bir kanyon olan Sapadere Kanyonunun uzunluğu 360 m, yüksekliği 400 m’dir. Bu kanyonun oluşumunda kireçtaşı bloklarının kimyasal ayrışması etkili olmuş, ayrıca kanyondan çıktığı noktada ise kanyonun tabanı coşkun akan dere tarafından tamamen kapanmış durumdadır.

Kanyonun iç kısımlarına devam edebilmek için yan duvarlara demir çubuklarla tahta köprü inşa edilmiştir. Bu köprü üzerinden geçtikten sonra kanyonun sonunda Şelale yer almaktadır. Bu kısımda şelale döküldüğü yerde bir dev kazanı oluşturmuştur ayrıca oldukça soğuk bir suyu vardır. Yaz mevsiminde yapılan ziyaretlerde bu doğal havuzun soğuk sularında yüzmek serbesttir. Son birkaç yıldır turistlerin ilgisini üzerine toplayan bu kanyonun girişinde gelen ziyaretçilerin temel ihtiyaçlarının karşılanabileceği yeme-içme mekanları bulunmaktadır.

Bu kanyon Alanya’ya 44 km uzaklıkta bulunmaktadır. Kanyon içerisinde insanların rahatlıkla yürüyebilmesi için planlanmış yürüyüş yolu bulunmaktadır. Temiz orman havası alıp, şehrin stresinin ve gürültüsünün uzaklaşacağınız muhteşem bir gün geçirebilirsiniz. Bu kanyona ziyaret saatleri ise 08:00-19:00 arasında değişiklik göstermektedir. Haftanın her günü ziyaret edebileceğiniz bu kanyonun giriş ücreti 12 yaşından büyükler için 9 TL’dir.

Dağlar ve Yaylalar

Toros Dağları

Batı Toroslar’da bulunan Alanya’da yaşamın ayrılmaz parçası bu görkemli dağlardır. Yaz aylarında yaylaya çıkıp, bütün yazı yaylada geçirmek bilinen bin yıllık Yörük Türkmen kültürüdür. Bu kültür artık günümüzde yerini çadırlara bırakmıştır. Çam ve sedir ağaçlarıyla kaplı ormanları, derin vadileri ve zirvelerden taşıp gelen akarsuları ile Toroslar ve doğanın eşsiz güzelliklerinin içerisinde şehrin kalabalığından çıkıp serin bir hafta sonu tatili geçirmek için mükemmel bir tercih olacaktır. Yerli ve yabancı turistlerin sık sık gittikleri yerler haline gelen yaylalarda, eski Türkmen gelenekleri yaşatılmaktadır.

Türbenilas Yaylası

1 saatlik otomobil yolculuğu ile çıkılan bu yaylaya kendi aracınız ile de ulaşım sağlayabileceğiniz gibi bölgeye ciplerle düzenlenmekte olan safari turlarına da katılabilirsiniz. Temiz hava almak, manzara görmek isteyen herkesin kesinlikle görmesi gereken bu yerde içecek şişelerinizi çeşme yalağındaki suda soğutabilir, yemek olarak da tereyağı ve domates salçası ile tencerede pişirilen köy tavuğunu deneyebilirsiniz.

Söğüt Yaylası

Demirtaş Çayı’nın kıyısında bulunan narenciye bahçeleri, seralar, maki bitkileri ve çam ağaçları arasından yapacağınız yolculuk ile 50. kilometrede Söğüt yaylasına varabilirsiniz. Yayla içerisinde bulunan köylerde oldukça fazla kır kahvesi ve kır lokantaları bulunmaktadır. Buralarda dinlenip temiz havanın keyfini çıkarabilirsiniz.

Dereköy Yaylası

Dereköy yaylası, Kargı Çayı’nın aktığı vadinin yamaçlarında bulunan ve eşsiz bir manzaraya sahip olan bir yayla köyüdür. Çam ağaçları ve meyve bahçeleri arasında bulunan bu köye ulaşım 30 kilometrelik asfalt yoldan sağlanmaktadır. Orman boyunca, piknik ve yürüyüş yapmak için oldukça elverişli olan yolda, yürüyüş yaparken aynı zamanda muazzam manzara fotoğrafları da çekebilirsiniz. Köy de bulunan bakkaldan alışverişinizi yapabilir ve yola koyulabilirsiniz. Ayrıca civarda çeşitli et yemekleri veya yöreye özgü yemekler sunmakta olan kır lokantaları da mevcuttur. Özellikle üzümü, inciri, pekmezi ve pestili oldukça meşhurdur.

Eğlence Merkezleri

Alanya AquaPark

Alanya Aquapark, Damlataş mevkiinde Kleopatra plajına 5 dakika uzaklıkta bulunmaktadır. Muhteşem Alanya Kalesi Manzarasına sahip olan bu Aquapark çocukların olduğu kadar yetişkinlerin de ilgi odağı haline gelmiştir. Ulaşımı şehrin merkezinde oldukça rahattır. Aynı zamanda çevresinde birçok otel bulunan bu tesis, uluslararası ve her kesime hizmet sunmaktadır.

20.000 metrekarelik alanda kurulu olan bu tesisin içerisinde 13.000 metrekare açık 7.000 metrekare kapalı alanı bulunmaktadır. Çeşitli bölümlerden oluşmakta olan bu tesiste, 10 adet yetişkinler için 5 adet çocuklar için farklı farklı toplam 15 adet kaydırak bulunmaktadır. Bunun dışında yapay rafting havuzu, 70 metrelik bungee jumping, dalga havuzu ve birbirinden farklı birçok kaydırak ve oyuncağın bulunduğu bu alanda çocuklarınız ile doyasıya eğlencenin tadını çıkarabilirsiniz.

Yaklaşık 2000 kişilik kapasitesi olan bu Aquapark, bölgenin en büyük aquaparklarından biridir. Giriş ücreti 150 Tl olan bu aquaparkta, giriş fiyatına konakladığınız yerden transfer hizmeti, Aquapark giriş bileti, havuz, şezlong, şemsiye, kaydıraklar, aktiviteler, rehberlik, fast food açık büfe, her türlü yerli içecekler, otopark, soyunma kabinleri, duş kullanımı ve safe box dahildir. Rafting ve bungee jumping hizmetleri ücrete dahil değildir.

Dolphin Park ve Sealanya

Çeşitli yunus ve fok balıklarının gösterilerini izleyebileceğiniz, yunuslar ile yüzme imkanı elde edebileceğinizi unutulmaz bir gün geçirmenizi sağlayacak olan bu yer her yıl ya yazlarında yerli ve yabancı turistlerin akınına uğramaktadır. Yüzme bilmeyenler için özel programları da olan bu parkta gün boyu çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Aynı zamanda bu aktiviteler sırasında fotoğraflarınız da çekilmektedir.

Yunuslara ve foklara dokunup onları hissetmek ve onlarla beraber yüzme deneyimine sahip olmak için biletleri önceden almalısınız. Gün içerisinde sınırlı sayıda yüzme yapılabilmektedir. 0-4 yaş arası için uygun olmayan bu aktiviteye, 5-6-7 yaş çocuklar ebeveyn eşliğinde katılabilmektedirler. 4-6 kişilik gruplar halinde yapılan bu etkinliğin ücreti kişi başı 100 Avro’dur. Foklar ile yüzmek için ise ücret kişi başı 50 Avro’dur.

Aynı zamanda yunus ve foklar ile yapılan çeşitli şovları izleme imkanı da bulabilirsiniz, sizi zekaları ve kabiliyetleri ile büyüleyecek olan bu canlıların gösteri saatleri, Nisan ayı boyunca her gün saat 10:30 da tek şov olarak, Mayıs ayından itibaren ise Salı günleri saat 10:30 da tek, diğer günler 10:30 ve 15:00 günde iki şov olarak yapılmaktadır. Şov süresi yaklaşık 45 – 50 dakikadır. Gösteri ücretlerinde 0-3 yaş arası ücretsiz, 4-9 yaş arası 15 Avro ve 9 yaş üzeri 20 Avro’dur. Tüm bu etkinlikleri paket olarak satın alma imkanı da vardır. Paket ücretleri, 4-9 yaş arası 45 Avro, 9 yaş üzeri ise 60 Avro’dur.

Benzer Yazılara Göz Attınız Mı ?
Sayfa başına git