Troya Müzesi – Çanakkale

Troya Müzesi – Çanakkale
15 Mayıs 2020 tarihinde eklendi, 49 kez okundu.

Homeros’un İlyada Destanı ile tarihe geçmiş Troas Bölgesi’nde iz bırakan Troya ve kültürlerinin yaşamı ve arkeolojik tarihi anlatılmaktadır. Ayrıca bu bölgede yapılmış olan kazılardan çıkarılmış eserler bulunmaktadır.

Troya müzesi, Çanakkale’de bulunmaktadır ve içerisinde Çanakkale iline bağlı bulunan Troya antik kentine ait arkeolojik eserler sergilenmektedir. Müzenin projesi 2011 yılında belirlenmiş ve 2013 yılında yapımına başlanıştır. 18 Mart 2018’de açılan bu müze, 90.000 m² büyüklüğündedir. Bu müze, müze teşhir, depolama, idari birimler, sosyal donatı mahalleri ile açık teşhir, peyzaj ve ziyaret alanlarından meydana gelmektedir. 3 kattan oluşan müzenin her teşhir katına rampadan çıkarak ulaşılabilmektedir. Bu çıkılan rampaların toplam uzunluğu ise yaklaşık 480 metredir. İçerisinde bölgede yapılmış olan kazılardan çıkarılmış eserler bulunmaktadır.

Bölümleri

Müze Troas Bölgesi Arkeolojisi, Troya’nın Tunç Çağı, İlyada Destanı ve Troya Savaşı, Antik Dönemde Troas ve İlion, Doğu Roma ve Osmanlı Dönemi, Arkeoloji Tarihçesi, Troya’nın İzleri olarak 7 ayrı başlığa bölünmüştür. Rampaların duvarlarında Troya’nın farklı katmanları, mezar taşları, büyük boy heykeller, sahne canlandırmaları bulunmaktadır. Ayrıca bunlar büyük boy fotoğraflarla da anlatılmıştır.

Zemin kat

Troas, coğrafyası ve arkeolojik kalıntılarıyla genel olarak anlatılmaktadır, ayrıca Assos, Tenedos, Parion, Alexandria Troas, Smintheion, Lampsakos, Tyhmbria, Tavolia ve İmbros kentlerinin tarihleri, kazıların kısa bilgileri ve pişmiş toprak figürleri, tıbbi aletler, taş ve kemik aletler, mermer eserler, altınlar, pişmiş toprak kaplar, masklar, heykelcik ve kuklalar ile cam eserler bulunmaktadır. Müzenin ilgi odağı olan Troas Altınları, bu katın tam merkezinde özel aydınlatmalı ayrı bir odada sergilenmektedir.

Birinci kat

Troya’nın Tunç Çağı dönemlerini anlatmaktadır. Kronolojik bir sırayla Troya’nın katmanları ve gelişim evreleri net bir şekilde açıklanmıştır. Bu dönemdeki zanaat, gündelik yaşam, çevre ilişkileri ve üretim şekilleri yansıtılmıştır. Gemi-vitrin ve geç Tunç Çağı sonunda kentin bir savaşla terk edilmesi hikayesini temsil eden figürler bulunmaktadır. İkinci bölüm ile arasındaki geçişteki rampada, Tunç Çağı ile Klasik Dünya arasındaki geçiş anlatılmaktadır. Tunç Çağı’nın görkemli krallıkları, Hitit ve Miken Sarayları yıkılmış, Mısır Krallığı zayıflamış ve hakkında az şey bilinen karanlık çağların başlangıcı anlatılmıştır.

İkinci kat

İlyada ve Troya Savaşı Destanı’nın bölgedeki sözlü geleneğe, inanç dünyasına, siyasete, mimariye ve sanata yansımaları bulunmaktadır. Troya savaşının ozanı, kahramanları, olayları, mekânları, sikkeler, çanak çömlek ve mermer eserlerle beraber, çizimler, maketler bulunur ve dijital program ile tanıtılır. İlyada’da adı geçen haritalar, metinler ve eserlerle yer verilmiştir ve Troya’nın yıkılış hikayesi anlatılmaktadır. 1994’te gün ışığına çıkarılan ve Troas’ta Pers hâkimiyetini temsil eden Poliyksena Lahti, Roma imparatorlarının heykelleri ve Parion’da 2012 yılında ortaya çıkarılan Triton (Kentauros) Heykeli de ikinci katta sergilenmektedir.

Üçüncü kat

Osmanlı yerleşimlerini, Çanakkale Boğazı’nın Osmanlı Devleti’nin ilk zamanlarındaki önemini anlatan metin, gravür ve fotoğraflar bulunmaktadır. Ayrıca çanak çömlek geleneği, taş işçiliği ve sosyal yaşam taş eserler, sikkeler ve seramikler sergilenmektedir. 19.yüzyıldan bu yana devam eden kazıların tarihi ve hikayesi de bu katta anlatılmaktadır.

Tarihçe

Bölgenin en büyük önemi Homeros’un İlyada Destanı’nda anlattığı Troya Savaşı’na sahne olmasından kaynaklanmaktadır. Tarih öncesi döneme ait ilk sistematik kazı Anadolu’da ilk kez Troya’da yapılmıştır. Schliemann tarafından 1870 de ilk kez kazılmış ve sonrasında devam edilmiştir. Günümüzde ise kazılar Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji bölümü tarafından yürütülmektedir.

Troya, M.Ö. 3. ve 2000 yıllarında canlı bir kültür kenti ve yerleşik tarım topluluklarını yöneten bir krallığın tam da merkezinde bulunmuştur. Geçirdiği büyük Troya savaşı sonrasında bir yangın geçiren kent, sonrasında tekrar imar edilmiştir. Daha sonrasında ise sırasıyla Persler, Büyük İskender, Selevkoslar ve Pergamon kentin gelişmesinde büyük rol oynamışlardır. Romalıların yağmalamasından sonra Romalı general Sulla tarafından kent yeniden kurulmuştur. Son olarak İstanbul başkent ilan edildikten sonra, “İlion” gerilemiştir. Yapılan kazılar sonucunda Troya’nın, üst üste kurulmuş ve 7 ayrı kültürü temsil eden 4 mimari kat oluşturduğu, 9 yerleşimi olduğu keşfedilmiştir.

Troya Efsanesi, Savaş ve Tahta Atı

Geçmişte dinleyicilerin aklını başından alan bu efsane günümüzde hala ilgi çekmeye devam etmektedir. Aşkı ve kaybı, cesareti ve tutkuyu, şiddeti ve intikamı, zaferi ve trajediyi efsanevi ölçüde ele alan bu hikaye M.Ö. yedinci ve sekizinci yüzyılda Yunan ozan Homeros tarafından kelimelere dökülmüştür. Truva efsanesi, Çanakkale’de yaşanmış olan bir efsanedir. Efsane aslında bir düğün ile başlamaktadır. Deniz tanrıçası Thetis, bir ölümlü ile tüm tanrı ve tanrıçaların davetli olduğu bir düğünle evlenirken, düğüne davetli olmayan nifak tanrıçası Eris, düğünün yapıldığı yere üzerinde “en güzeline” yazılı elma fırlatmıştır ve Hera, Afrodit ve Athena arasında güzellik yarışı başlamıştır. Bunun kararını vermek ise Troya prensi Paris’e kalmıştır. Paris ise oyunu, ona dünyanın en güzel kadınının, Helena’nın aşkını vaat eden Afroditten yana kullanmıştır. Fakat Helena Sparta kralı Menelaos’la evlidir.

Efsane, Truva şehrinin kralı Priamos’un oğlu Paris, Menelaus’un genç ve güzel karısı Helen’e aşık olup, onu Truva’ya kaçırması ile başlar. Menelaos, bu olay üzerine müttefiklerini de alarak Truva şehrine savaş ilan eder ve Truvalılar Anadolu’daki diğer güçleri yanlarına alarak savunmaya geçerler. Savaş çok uzun sürer ve askerler zor durumda kalırlar. Bu sırada üstün zekası Athena tarafından da taktir edilen Odysseus, tahtadan bir at yapma fikri ortaya atar. Bu fikir herkes tarafında kabul edilir ve tahtadan at yapılarak içine asker doldurulur. Bu atın içerisinde Odysseus da vardır. Kalan askerler ise saklanırlar. Truvalılar, Akha askerlerini göremeyince, savaşın bittiğini ve onların kaçtığını düşünürler. Truva atını ise Akhalılardan bir hediye olarak görür ve kutsal sayarak şehrin içine alırlar. Sevinçten akşam eğlenceler düzenleyen Truvalılar ve Truvalı askerler, sarhoş bir haldeyken gece Akha askerleri atın içinden çıkarak Truvalılara saldırır. Dışarda saklanan diğer Akha askerleri ise ortaya çıkarak atın içinden çıkan askerlere yardım eder. Bu zekice oyun sonucunda Truva’ya giren Akhalar Truvalılara karşı zafer kazanır. Helen’i de yanlarına alarak Akha’ya geri dönerler. Bir grup Troyalı kaçmayı başarmış fakat Truva şehri yanarak kül olmuştur.

Önemi

Troya müzesi, UNESCO’nun 1998 yılında Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmıştır. Bu müze 3.000 m2 sergi salonu, 11.200m2 kapalı inşaat alanına sahiptir. 2018 yılında kapılarını ziyaretçilerine açmış olan bu müze, ziyaretçiye bir oryantasyon sağlamak amacıyla arkeoloji bilimi, arkeolojik ve arkeometrik tarihleme yöntemleri, “neolitik, kalkolitik, tunç çağı, demir çağı, höyük, restorasyon, konservasyon” gibi terimler şemalar, çizimler, metinler ve interaktif yöntemlerle anlatılmaktadır. Ayrıca müzenin bahçesinde, peyzaj ile birlikte, lahit, sütun, steller, sütun başlıkları gibi taş eserler de birbirleriyle bir bütünlük oluşturacak şekilde sergilenmeye devam etmektedir.

Giriş Ücreti ve Ziyaret Saatleri

Haftanın her günü 08:30- 17:30 saatleri arasında ziyarete açık olan Troya müzesine giriş ücreti 42 TL dir.

Nerede ve Nasıl Gidilir?

Çanakkale – İzmir yolunun 25. km’sinde Tevfikiye Köyü istikametinde 5. km’de bulunmaktadır. Aynı zamanda Çanakkale merkezden Tevfikiye Köyü minibüsleri ile de ulaşım sağlanabilir.

Benzer Yazılara Göz Attınız Mı ?
Sayfa başına git