Toplumun Bizi Acımasızca Kalıplara Soktuğunun 13 Kanıtı

Toplumun Bizi Acımasızca Kalıplara Soktuğunun 13 Kanıtı
31 Mart 2017 tarihinde eklendi, 244 kez okundu.

Bazen kimin koyduğu belli olmayan, fakat uyulması mecburi kurallar vardır hayatta. Uyulmadığında manevi cezalara maruz kalabileceğimiz. Dışarıdan baktığımızda, dış görünüşüne göre yaftaladığımız insanlar dolu etrafımızda. Ve tabi yaftalandığımız. İşte size toplumun bu acımasız kalıplarına örnekler.

1. Kıyafet seçimlerimize, giyim tarzımıza göre acımasızca eleştiriliyoruz.

Çok açıksa yollu. Kaplıysa yobaz, ortası belirsiz.

2. İçimizden geldiği için dolu dolu bir kahkaha attığımızda bile saygısız ya da iffetsiz gibi tanımlarla damgalanıyoruz.

Sokak ortasında kahkaha atmak kadar günah bir şey olamaz toplum gözünde. Hele kadınsanız. Gülmeniz yasaktır. Ciddiyet, sınırlarla belli olur yüzdeki suratsızlıkla değil.

3. Küpe takmak, saç uzatmak sanki sadece kadınlara özgü bir olguymuş gibi bunları yapan erkeklere de hemen birer etiket yapıştırılıyor.

Saçı uzun bir erkek görünce sanki yabancı cisim muamelesi yapmak da tuhaf. Hele bir de küpesi varsa.

4. Bir erkek sevgilisine, eşine fazla düşünceli, kibar davrandığında hemen kılıbık hanım köylü gibi saçma sapan yakıştırmalara maruz kalıyor.

Sahiplenen, eşine sadık, merhametli,duyarlı olmalı erkek dediğin. Kılıbıklıksa bunun adı kılıbıklık olsun.

5. Güzellik ve çekiciliğin sadece fiziksel özelliklere bağlı olduğunu sanıyoruz.

Göreceli bir kavramdır güzellik. Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmazsa.

6. Başarılı olup olmadığımız sadece, yaptığımız meslek, okuduğumuz bölüm ya da ne kadar para kazandığımız gibi kıstaslar ile ölçülüyor.

Eğer bir doktorsan çok zekisindir. Ama çobanlık yapıyorsan hiçbir şeyden anlamazsın.

7. Ve daha da kötüsü bu meslekler de kendi arasında cinsiyetçi bir tutumla kadın işi – erkek işi diye sınıflandırılıyor.

Erkekse her türlü iş yapabilir, kadın elinin hamuruyla her işe karışmamalıdır.

8. Sanki en önemli göstergesi buymuş gibi sınavlardaki başarımıza göre iyi bir evlat olup olmadığımız yönünde kıyaslandırılıyoruz.

Merhametli bir öğretmen, işini iyi yapan bir doktor, rüşvet almayan bir siyasetçi evlat yetiştirmek yerine doktor olsun da hırsız olabilir, yeter ki doktor olsun. Bakan olsun da rüşvet alabilir, yeter ki olsun.

9. Düşüncelerimize, kökenimize, hayata bakış açılarımıza göre kategorizeleştiriliyoruz.

Dinci, sağcı, solcu, şucu bucu…

10. İdeal bir hayat için, hepimizin evlenmesi ve çocuk yapması gerekiyormuş gibi hissettiriliyor, belli bir yaştan sonraysa bu yönde ciddi bir baskıya maruz kalıyoruz.

Herkes evlenecek diye bir kaide yok. Ve her evli olanın da çocuğu yok. Sonsuza kadar evli kalmayan da çok.

11. Özellikle kadınlara sadece bunun için dünyaya gelmişler gibi, anne olmak, iyi bir ev hanımı olmak gibi misyonlar yükleniyor.

Kadına başka görev isnat etmek istemeyen ataerkil toplumlarda sıkça görünen bir durum. Kadın evden çıkmasın, kocasının hizmetçisi olsun düşüncesi vardır. Araba kullanan kadın görülmeyedursun. Trafikte sırf kadın diye yapılan tacizlerin haddi hesabı yoktur.

12. Popüler olan bir şeyi yapmadığımızda, kullanmadığımız veya almadığımızda anormalmişiz gibi hissettiriliyoruz.

Popüler bir şey yapmıyorsanız kesinlikle çağdışısınızdır.

13. Aşkın sadece bir kadın ve bir erkek arasında yaşanabileceğine bunun dışındaki tercihlerin sapkınlık, hastalık vs olacağına inandırılıyoruz.

Ve farkında olmadan birilerinin olmasını istediğimizi hayatı yaşayıp duruyoruz. Kendimizi kaybetmiş, ne istediğini bilmeyen bir toplum yetişiyor.

Bonus

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git