Şerefiye Sarnıcı – Fatih / İstanbul

Şerefiye Sarnıcı – Fatih / İstanbul
13 Mayıs 2020 tarihinde eklendi, 40 kez okundu.

İnsan varoluşundan beri su ve suyun temin edilmesi en önemli problemlerden bir tanesi olmuştur. Tarih sahnesine bakıldığında genellikle medeniyetler su kaynaklarının yanından uzaklaşmamayı tercih etmiş ve su kenarlarının yanına kurulmuşlardır. Toplayıcılıktan tarım dönemine geçen insan verimli toprakları işlemesinden dolayı su kaynaklarından uzak kalmış ve su kaynağını verimli topraklarla buluşturabilmek adına çözümler aramıştır. Bu çözümlerin içerisinde su kemeri, suyolu ve suyun depolandığı açık yada kapalı sarnıçlar yer almıştır.

Suyun halka kadar gelmesinden önce insanlar su kaynaklarını çamaşır yıkayarak, çöp atarak kirletmiştir. Bu durum da insanlığın temiz su kaynağı bulma yada depolama ihtiyacını doğurmuştur. Temiz suyu şehre kanallar yada başka vasıtalar ile getiren insanoğlu suyu depolamış ve depoladıkları yerlere de sarnıç adını vermişlerdir.

Tarih sahnesine bakıldığında sarnıçların ilk yapım aşaması tarım toplumu olan halkın verimli topraklarını sulayıp, ürün elde edebilmesi içindir. Genellikle tarıma elverişli topraklar su kaynaklarından uzak olduğundan dünyanın her yerinde çeşitli mimari tarzda ve büyüklükte sarnıçlar yapılmıştır. Tarımın gelişmesi ve yerleşik hayata geçmenin sonucunda nüfus artışının da hızla artması sarnıçların içme suyu temin etme amacı ile de kullanılmasını sağlamıştır. Bu sarnıçlardan birisi de Tarihi İstanbul Yarımadası’nda bulunan Şerefiye Sarnıcı’dır.

Tarihsel Gelişimi

Sarnıçlar insanoğlunun yerleşik hayata geçmesinden beri kullanılan mimari elemanlardır. Dünyadaki bilinen en eski örneği ise Peru yakınlarındaki Nazca’da bulunmaktadır. Cantayo bölgesi olarak bilinen yerde sarnıç yapıları taş bir örgü ile spiral düzende yapılmıştır. Temiz su kaynaklarından oldukça uzakta kalan bu bölgedeki sarnıcın yağmur suyunu biriktirdiği yakın bir zamana kadar düşünülse de yapılan araştırmalar neticesinde sarnıcı besleyen suyolları ve kanalların varlığına ulaşılmıştır.

Arkeolojik kazılarda çıkan bir diğer sarnıç ise Hindistan’da Bheemili bölgesinde milattan önce 2. yüzyılda yapıldığı düşünülen sarnıçtır. Dünyadaki en eski sarnıç yapılarından biridir. Bölgedeki en yüksek noktadaki kaya keşfedilerek içi oyulmuş ve yağmur suyu toplanmıştır. Ayrıca sarnıcın bir kenarında da oyularak elde edilmiş merdiven bulunmaktadır.

İnsanlığın en eski yerleşim yerlerinden birisi olan Kudüs’te ise bulunan her evin altında bir sarnıç olduğu keşfedilmiştir. Bu sarnıçlar armut formlu, küçük bir girişi bulunan, taşın oyulması ile elde edilmiş yada taş duvar ile çerçevelenmiş yapılardır. Ayrıca sarnıçtan su sızıntısının olmamasını sağlamak için ilk duvar sıvasının temellerinin burada atıldığı düşünülmektedir. Fas’ta görülen Agdal Sarnıcı, Antik Roma döneminde görülen El Cedide’deki sarnıç ve yakın bir zaman önce yapılan çalışmalar sonucunda Kudüs’te keşfedilen 3000 yıllık sarnıç insanoğlunun tarihi sürecindeki suyun ne kadar önemli olduğunu gözler önüne sermektedir.

Tarihsel süreçte Romalıların sarnıç konusunda oldukça ileride olduğu görülmektedir. Dönemin en iyi planlanmış ve işleyen sarnıçları Roma şehrinde yer almaktadır. Bu dönemde bulunan sarnıçlar su kanalları ile şehre getirildikten sonra bir süre dinlendirilir ardında ise halka dağıtımı yapılırmış. Roma döneminde görülen ilk sarnıçlar daha çok doğal taşların oyulması ve saray halkına yetmesi amacıyla yapılsa da zaman içerisinde halka da dağıtım yapılmıştır.

Bizans dönemine gelindiğinde ise sarnıçlar yerin altında konumlandırılmaya başlamıştır. Bizans İmparatorluğu’nun başkenti olan ve önemli bir ticaret noktası halini alan İstanbul halkı için yüzden fazla sarnıç yapılmıştır. Başlangıçta birbirinden bağımsız çalışan sarnıçlar ilerleyen zamanda birbirlerine bağlanmış ve halka dağıtım öyle yapılmıştır.

1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesiyle kentte bulunan sarnıçlar Bizans dönemine göre değerini yitirmiştir. Sarnıçların popülerliğini kaybetmesinin 2 nedeni bulunmaktadır. Bunlar; gelişen mimari teknikleri ile suyun sarnıçlara gerek kalmadan ulaştırılması bir diğeri ise İslam dininde durağan su yerine akan suyun daha makbul olması zaman içerisinde sarnıçları hafızadan silmiştir. İlerleyen yıllarda ise gelişen teknoloji ile beraber su yolları uzatılmış ve basınçlı su terazileri sayesinde suyu depolamak daha kolay hale gelmiştir.

Tarihi

M.S 428 ile 443 yılları arasında İmparator Theodosuis tarafından yaptırılmıştır. Bozdoğan Kemeri diğer adıyla Valens Su Kemerinden gelen suyun depolanması ve dinlendirilmesi amacıyla yaptırılmıştır. Belgrad Ormanındaki su kaynağından alınan su Bozdoğan Kemeri ile Nymphaeum, Zeuksippos Banyoları ve Büyük Saraya su iletmekteydi. Şerefiye Sarnıcı 4. yüzyılda yapılan Bindirek Sarnıcı ve ardından 6. yüzyılda yapılan Yerebatan Sarnıcı ile birbirine bağlanarak asırlarca İstanbul’un su ihtiyacını karşılamıştır.

Uzun süre yapının varlığından haberdar olunmaz iken 1910 yılında üzerine Arif Paşa Konağının yapılması ile uzun süre tarihe gömülmüştür. 1950 yılında ise Arif Paşa Konağı yıkılmış yerine Eminönü Belediyesi Binası yapılmış fakat yine varlığından habersiz bir şekilde yapılmıştır. 2010 yılında ise belediye tarafından Eminönü belediyesi yıkılmış ve altından sarnıç çıkmıştır.

Sütun sayısı ve metrekaresi Yerebatan Sarnıcına ve Binbirdirek Sarnıcına oranla daha küçük bir sarnıçtır. Sarnıcın dikdörtgen şeklinde bir planı olup 45*25 metre olmak üzere yapılmıştır. Sarnıcın yaklaşık 9 metre yüksekliğinde tavan yüksekliği bulunup 32 adet mermer sütun tarafından da desteklenmektedir.

Diğer adı Constantinus ve Theodosius olarak da anılan sarnıç Yerebatan ve Binbirdirek sarnıcı ile kanallar vasıtası ile birbirine bağlanmıştır. Sarnıcın tekrar bakım ve onarım aşamalarından geçtikten sonra etrafında bulunan betonarmelerden temizlenmiş ve modern camdan bir giriş kapısı oluşturularak arkeolojik bir tarihi alan haline getirilmiştir.

Tarihi yapının iç ve dış kısmı yapıldığı döneme uygun bir şekilde restore edilmiş dış cephesine ise çelik konstrüksiyon ve cam kaplama yaparak modern bir görünüm halini alıp tarihi eserle dengelenmiştir. Girişi tamamen şeffaf olan yapıya giriş ve çıkışlar Piyer Loti Caddesi üzerinden yapılmaktadır.

Yerebatan ve Binbirdirek Sarnıcı ile karşılaştığında daha küçük olan bu sarnıç yaklaşık olarak 1600 yaşını geçmiş ve İstanbul’da bulunan en köklü eserlerden biri haline gelmiştir. Geçmiş adıyla Constantinus ve Theodosius olarak anılsa da Osmanlı döneminde Şerefiye adı verildiği düşünülmektedir. 19. yüzyıldan bu yana adı Şerefiye Sarnıcı olarak bilinmektedir.

24 Nisan 2018 tarihinde halka açılan bu sarnıç sadece müze görevi görmemekte, çeşitli sergiler ve konserlere de ev sahipliği yapmaktadır. Yerli ve yabancı turistler tarafından büyük ilgi gören sarnıçta her cumartesi akşamı saat 6’da akustik konserler yapılıp mekanın tarihi havasında eşsiz bir sanat deneyimi yaşatmaktadır.

Ziyaret Saatleri

Müze haftanın 7 günü de ziyaretçilere açık bulunmaktadır, sadece dini bayramların ilk gününde öğleden sonra 1’de açılmaktadır. Müzeyi sabah 9 akşam 6 saatleri arasında haftanın her günü ziyaret edebilmek mümkündür. İstisnai olarak cumartesi günleri saat 3’te kapanış yapmaktadır.

Yerli yada yabancı turistler için müzeye giriş tamamen ücretsizdir.

Nerede, Nasıl Gidilir?

  • Adres

Binbirdirek Mh., Piyer Loti Cd. No:2/1, 34122 Fatih/İstanbul

  • Ulaşım

Şerefiye sarnıcı merkezde yer aldığı için ulaşım konusu da oldukça kolaydır. Marmaray’a binerek Eminönü’nde indikten sonra kısa bir mesafe yürüyüş yaparak Şerefiye Sarnıcına ulaşabilirsiniz. Marmaray’ı kullanmayacaksanız Tramvaya binip Sultanahmet Durağında da inmeniz mümkün. Sultanahmet Durağı’nda indikten sonra Peykhane Caddesi üzerinde yürüyerek kısa bir süre içerisinde ulaşım sağlayabilirsiniz.

Benzer Yazılara Göz Attınız Mı ?
Sayfa başına git