Rüya Nedir? Neden Rüya Görürüz?

Rüya Nedir? Neden Rüya Görürüz?
28 Mayıs 2018 tarihinde eklendi, 76 kez okundu.

Rüyalar insanlık tarihi boyunca merak edilen gizemli konular olmuştur. Bu bakımdan insanlar rüyalara her zaman farklı yorumlamalar getirmiştir. Mitolojik unsurlardan dini açıklamalara kadar pek çok yorumlama günümüzde de karşımıza çıkmaktadır. Ancak bunun yanı sıra günümüzde rüyaların sebepleri daha iyi bilinmektedir. Her ne kadar tam olarak açıklanabilmiş olmasa da konu hakkında farklı bilimsel teoriler vardır.

Freud Teorisi

Esasen rüya kavramı gözle ilgili bir kavram değildir. Tamamen beyinin farklı işlevlerinin yerine getirilmesi olarak düşünülebilir. Rüyalar aslında en çok kabul edilen teoriye göre bilinçaltı ile ilgili bir kavramdır. Bu kavramı ortaya atan bilim adamı ise Sigmund Freud’dur. Freud’a göre pek çok bastırılmış duygu bulunmaktadır. Bu duyguların bastırılmasında iki temek unsur yer alır: Cinsellik ve saldırganlık. İnsanlar bu iki duyguyu gerçek anlamda ifade edemediği ve toplumda bu unsurların ayıp olarak algılanması sonucu açığa çıkaramadığı için rüyalar görmektedir.

İşte rüyaların konusunu da bastırılmış dürtüler belirlemektedir. Bu dürtüler hayatın her alanından bir parça ile karşımıza çıkabilir. Ancak rüyada ne görülürse görülsün mutlaka cinsellik veya saldırganlık ile ilgili bastırılmış bir açıklaması bulunur. Örneğin rüyada duvar görmek erkeği, oda görmek ise kadını temsil etmektedir. Bunun yanı sıra Freud’a göre uyku anındaki durumlar da rüyaya yansıyabilmektedir. Örneğin terleyen birisi rüyada kendisini sobanın yanında görebilmektedir. Öte yandan hayatın içerisindeki gelişmeler rüyalara mutlaka yansıyacaktır. Örneğin otobüs seyahati sırasında kulaklıkla müzik dinleyen bir çocuk belki fark edilmeyebilir. Ancak istemeden de insan beynine yer edeceği için biliç altına işleyecek ve rüyaya yansıyacaktır.

Evrimsel Olarak Rüyaların Açıklanması

Bir başkasının rüyasını görmek mümkün değildir. Ancak teknolojik veriler elde etmek mümkündür. Yani birisinin rüya sırasında nöral faaliyetleri incelenerek ne tarz bir rüya gördüğü saptanabilir. Bu sayede bilimsel araştırmalar yapılabilmektedir. Uyku sırasında vücut uyku kalitesini artırmak için dış uyaranlara karşı algılama fonksiyonlarını en aza indirir. Algıları tamamen kapatmama sebebi ise yaşamsal faaliyetlerin devam ettirilmek istenmesidir. Dışarından ciddi bir uyarı olması halinde uyanmak tehlikelere karşı koruma sağlayacaktır. Buradan uyku adına evrimsel olarak bir açıklamaya varmak mümkündür. İlkel insanlar uykuları geldiği zaman dış tehlikelerin var olduğunu bilerek tedirgin şekilde uyumaya başlamıştır. Bu da insanların dış uyaranlar sonucunda uyanmasını sağlayacak şekilde evrimleşmesine sebep olmuştur. Bu evrimleşme süreci insanların rüya görme sürecine de yansımıştır. İlkel insanlar mağaralarda yaşamaktaydı. Bu da insanların mağaradan düşme korkusu ile uyumasına sebep olmuştur. Bu sebeple rüyalarında düşme riski ile karşı karşıya kalmışlardır.

Tıpkı genetik hastalıklar gibi rüyalar da miras yolu ile insandan insana aktarılmıştır. Bu nedenle dedelerinden bu tarz rüyaları genetiğine aktaran insanlar günümüzde hala rüyasında düşme hissini yaşamaktadır. Oysa insanların çoğu düşme hissinin nasıl bir duygu olduğunu bilmediği halde bu hissi rüyalarında yaşamaktadır. Bazı insanların rüyalarında düşme hissine kapılmadıklarını biliyoruz. Bu da bu tarz rüyaların miras yoluyla aktarıldığını göstermektedir. Bu noktadaki açıklamalar evrimsel psikoloji ve evrimsel biyoloji ile açıklanabilmektedir. Sinapomorfi denen olgu rem uykusu denen rüya görme evresini açıklamaktadır. İnsanlar rüya görürken rem denen uyku moduna geçmiş demektir. Ancak evrimsel biyolojinin ürettiği veriler gösteriyor ki keseli ve plasentalı memeliler hariç rem uykusuna dalan canlı türü yoktur.

Diğer araştırma ise 100 milyondan daha eski bir zamanda keseli ve plasentalı memeliler aynı tür canlı olarak evrimleşmiştir. Bu da rüyaların evrimsel süreçle açıklanabileceğini göstermektedir. İlk rüyalar bu canlılarda oluşmaya başlamıştır. Hatta bu canlıların rüyalarında gerçeklik nedeniyle rüyayı gerçekten ayırt edememe gibi sorun ortaya çıkmıştır. Bu nedenle bu canlılar rüyaları gerçek sanarak harekete geçmekte ve rüyanın etkisinden kurtulmaya çalışmaktaydı. Böylece kendisine zarar vermesi gibi bir sonuç ortaya çıkabilmektedir. Ancak yüzyıllar süren süreçler neticesinde canlılar rüyalara alışmaya başladı. Böylece rüyalar kalıtımsal olarak canlıların bilincine işlenmiş oldu. Yani kısaca rüya denen kavramı kabullenmiş olarak doğmaktayız.

Evrimsel Süreç Neden Rüyayı Yok Etmedi ?

Aslında evrim zararlı unsurları yok etmeye yönelmiş bir süreçtir. Ancak rüyalar canlıya zarar verebilecek bir olgu iken neden varlığını devam ettirdi?Bu sorunun cevabı aslında basit. Çünkü canlılar bu rüyalar sayesinde oluşacak tehlikelere karşı ön hazırlık yapmaktadır. Örneğin bir insan vahşi hayvan saldırısına karşı rüyasında soğuk kanlı ve planlı saldırı yapabilmektedir. Ancak bu rüya görülmeden önce bir hayvan saldırısı gerçekleşmiş olsa bu ön hazırlıktan mahrum kalınmış olacaktı. Aynı zamanda yukarıda bahsedilen bastırılmış olguların rüyada görülmesi gerçekleşmiş hissi vermekte ve canlının rahatlamasını sağlamaktadır. Örneğin gerçek hayatta sunum yapmak konusunda zorluk çeken ve heyecan yapan birisi rüyasında heyecansız ve başarılı bir sunum yaparak rahatlayabilir.

Rüyaların Günlük Yaşamdan Pay Alması

Rüyalar kişiye özel verilerdir. Yani rüya insanın kendi hayal ürünlerinin ürettiği bir takım olgusal ürünlerdir. Rüya tamamen beynin algılaması ile ilgilidir. Her ne kadar rüya görmek kavramını kullansak da rüyalar hissetmekle ilgilidir. Örneğin düşme hissinin yaşanması, bir elma yenilince tadının alınması, heyecanlanmak, muylu olamak veya bir şeye dokununca onu hissetmek ve sesler duymak rüyalarda var olan gerçeklerdir. Öte yandan görme engelli bireyler rüyada görme hissi hariç tüm duyguları yaşamaktadır. Benzer şekilde işitme engelli bireyler rüyada ses işitmeden her türlü algıyı hissedebilmektedir. Bunun yanı sıra stresli bir işte çalışan bir kişi rüyalarında kafaya taktığı durumları görebilmektedir. Bilimsel olarak rüyaların tek bir açıklamasının olmamasının nedeni ise rüyaların kişiye has olmalarıdır. Her insan farklı bir evrimsel sürecin ürünü olarak rüya görmesi işi daha da karmaşıklaştırır. Hatta bazı insanların rüyalarını hatırlamaması da söz konusudur. Eğer bir gün birisi hiç rüya görmüyorum derse inanmayın. Çünkü herkes rüya görür.

Benzer Yazılara Göz Attınız Mı ?
Sayfa başına git