Odunpazarı Evleri – Eskişehir

22.06.2017
Odunpazarı Evleri – Eskişehir

Eskişehir ülkemizin kültürel açıdan en önemli şehirlerinden bir tanesidir. Aynı zamanda zaman çizelgesine bakıldığında birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve kimliğinden bir şeyler kaybetmeden bugünlere kadar gelebilmiştir. Eskişehir’de ilk yerleşim yerleri denildiğinde ise akla Odunpazarı yerleşimi gelmektedir. Odunpazarı evleri ve yerleşkesi köklü ve kültür dolu ilk yerleşim yerlerinden bir tanesidir. Dar yollar, kendine has ev mimarisi ve vaktiyle yapılan çeşmeleri ile dikkat çeken bu alan son yıllarda yapılan çalışmalarla da beraber turistlerin gözde yerlerinden birisi olmuştur.

Odunpazarı Evleri Tarihçe

Eski adı ile Dorylaion adıyla bilinen Eskişehir, Türklerin Anadolu’ya girişi ile Sultan Üyügü adını almıştır. Sultan Üyügü adı verilen yer ise bugünkü Odunpazarı civarıdır. Diğer yerleşkelerden bir başka önemi ise başından beri Türklerin eli ile kurulmuş ve günümüze kadar o kültürü ve tarihi koruyarak gelebilmiştir. Türkler hakkında bilgi edinmek adına yerleşkeyi görmek oldukça doyurucu olacaktır.

Tarihi yolların üzerinde olan yerleşim yeri tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Tarih sıralamasında ilk olarak Hititler ardından Frigler ardından Romalılar ve Bizanslılar en son ise Türklerin Anadolu’ya gelmesi ile günümüze kadar olan döneme kadar Türklerin elinde kalmıştır. Türkler Odunpazarı yerleşkesini ilk ova civarında konumlandırsa da Porsuk Çayı’nın sıkça taşmasından dolayı yerleşkeyi şimdiki üzerinde bulunduğu tepenin yamacına taşımışlardır.

Odunpazarı’nın tarihsel olarak popülaritesini Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilen Kurşunlu Külliyesi ile beraberinde kazanmıştır. Kurşunlu Külliyesi Kanuni’nin vezirlerinden bir tanesi olan Çoban Mustafa Paşa tarafından takvimler 1525 yılını gösterdiğinde yaptırılmıştır. Gelişimi de bu külliyenin çevresinde şekillenmiştir.

Bir Osmanlı Devleti yerleşme geleneği olarak dönemin padişahı ya da büyük adamları külliye tarzında yerler inşa ettirip halkı da bunların çevresinde konumlanacak şekilde şehir planlaması yapmışlardır. Bu tip yerleşimlerde çarşı bölgesinin yerleşkeye genellikle daha uzakta olduğu gözlemlenmektedir. Bunun sebebi ise civar evlerde daha çok kadınların vakit geçirmesi ve aile mahremiyetine verilen hassas değerden kaynaklanmaktadır. O dönemlerde oluşan çarşı, pazar bölgeleri daha çok erkeklerin vakit geçirdiği yerlerdir. Kurşunlu Külliyesinin ehemmiyetini Matrakçı Nasuh‘un minyatürlerinden okuyabilmek mümkündür.

17. yüzyıla kadar canlı bir yer olan Odunpazarı yerleşkesinin 17. yüzyıldan sonra sekmeye uğradığını görmekteyiz. Yerleşkenin yeniden canlanması 19. Yüzyılın başlarında mübadele ile yerleşen Türk kökenli göçmenler sayesinde olmuştur. 19. yüzyıldan itibaren göç ile başlayan nüfus artışı bölgenin tekrar kalkınmasında etken olmuş ayriyeten demir yolunun da döşenmesi ile bölge daha da gelişmiştir.

Tarihler 1905 yılını gösterdiğinde çarşı kısmında durdurulamayan bir yangın çıkmış ve birçok değerli yapıdan geriye sadece küller kalmıştır. Bu olay üzerine çarşı tarafından külliye kısmı bulunan yöne doğru merkezi kaymıştır. Bu dönemde yeni kurulan merkezde açılan pazarlarda odun satılmasından dolayı günümüze kadar gelen Odunpazarı adını almıştır.

Bu merkezi yerde ayrıca zanaat da büyük önem taşımaktaydı. Bunların arasında en çok işlenen ve ticareti yapılan maden ise lüle taşı idi. Zanaatta olan ilgi sanayi devrimi ile büyük oranda ilgi kaybetse de günümüzde halen lüle taşı ticareti yapan esnaflar bulunmaktadır.

1950 sonrası genç bir cumhuriyet ülkesi olan Türkiye’de endüstriyel gelişimin de etkisiyle nüfus artmış ve ulaşım daha da kolay hale gelmiştir. Kentin günümüzdeki görünümünün alt yapısını bu yıllar hazırlamıştır. Meydana gelen ani değişimler ve hızlı tüketim toplumu geleneksel dokuyu büyük ölçüde harap etmiştir. Bundan dolayı kentin merkezi ile yerleşkenin yerleşim yerleri birbirlerine yakın değildir. Zaman içerisinde dışarıda kalan Odunpazarı yerleşkesinde yaşayan halk da merkeze göç ederek burada ikamet etmeyi sonlandırmışlardır. Bu durumdan ötürü kentsel dönüşüme girmemiş günümüzdeki tarihi dokuları da beraberinde getirmiştir.

Odunpazarı yerleşkesi, tepenin güney yamacında olan konumu, dar tarihi sokakları, Osmanlı döneminden kalma konak ve evleri, işlemeli çeşmeleri ve meydanları ile geleneksel dokusunu kaybetmeden günümüze kadar gelebilen nadir Osmanlı yerleşkelerinden bir tanesidir. Bölge geleneksel ve tarihi dokusunun tahrip edilmemesi amacı ile 1986 yılında sit alanı inşa edilmiş ve tamamen turizm amaçlı turistlere açılmıştır.

Odunpazarı Evleri Genel Tanımı

  • Bu bölgede bulunan evler, tarihi tipik Türk evi kategorisine girmektedir. Osmanlı İmparatorluğunun yerleşik hayatı benimsemesinden 19. Yüzyılın sonuna kadar sürmüş ve halkın ihtiyaçları ve gelenekleri çerçevesinde şekillenmiştir. Genellikle ahşap karkas yapılı olan bu evler sıklıkla 2 katlı nadiren ise 3 katlı yapılmıştır.
  • Evlerinin planının şekillenmesinde en önemli etken dini inançlar ve eski Türk adetleri olmuştur. Bunun yanında ailenin mahremiyeti ve ekonomik durum da yer almaktadır. Bu evleri yorumlayabilmek o dönemin yaşantısını anlamak adına çok değerlidir. Geleneksel Odunpazarı evleri o dönemde yaşayan Türk ailelerinin yaşam ve inançları doğrultusunda gelişmiştir.
  • Osmanlı İmparatorluğunun şehir bölge planlamasındaki taktik, bir külliye inşa ettirip bunun etrafında evleri toparlamaktı. Buradaki evlerde İslam anlayışından dolayı mahremiyete dikkat edilmiş daha içe dönük yapılar olmuştur. Bu yerleşim yerinde çok daha eski evlerin varlığı olduğu düşünülse de 17. Yüzyıldan önce Osmanlı döneminde inşa edilen evler daha geçici ve hafif malzemeden yapıldığından çoğu günümüze ulaşamamıştır.
  • Evlerinin tarihine bakıldığında ilk yerleşim zamanlarında evlerin tek katlı olduğu düşünülmektedir. Sadece subasman kotu ile araziden yükseltilen evler manzara yönüne doğru konumlandırılmıştır. Zaman içerinde çok kat daha işlevsel ve yaygın olmaya başlamış ve 2 katlı evlerin varlığı gün geçtikçe artmıştır.
  • 2 katlı evlerin en önemli katı aile fertlerinin yaşadığı ve misafirlerin ağırlandığı üst kat olmuştur. Alt katta ise daha çok mutfak, kiler ve hayvanların barınaklarının olduğu yerler olarak işlevselleştirilmiştir.
  • İçe dönük ve dışarı ile irtibatı bulunmayan ilk kat daha çok taş malzemeler ile inşa edilmiştir. Üst katlarda ahşap malzemeden iskelet oluşturulup kalan boşluklara kerpiç ilavesi eklenmiştir. Alt kata nazaran daha geniş, aydınlık ve dış kapı ile ilişki kurabilen bir kattır. Alt katta daha az ve dar pencereler tercih edilirken üst katlarda daha fazla ve geniş pencereler yerini almıştır. Ayrıca binaya ek bir odacık sağlayan çıkma elamanlar sayesinde 2. katın sokakla olan ilişkisi daha da artmıştır.
  • Geleneksel evlerde her oda neredeyse her eylemi karşılayabilmek adına tasarlanmıştır. Bir odanın içerisinde uyuma, yemek yeme hatta yıkanmak gibi eylemler aynı anda yapılabilir. Bu anlamdan oldukça işlevseldir. Odalar arasında herhangi bir eylemsel fark bulunmamakta ve mobilyalar da sabit olduğundan odaların hepsi neredeyse birbirlerine benzemektedir.
  • Evlerinin dış kapıları sokakla olan bağlantısını kesmesi adına daha dayanıklı malzemeden yapılmış olup boyutsal olarak da normal kapılara oranla daha büyüktür. Genellikle ahşaptan yapılan bu kapılar daha zengin ailelerin evlerinde oymalarla bezenmiş ve süslemesi ile göz almaktadır. Evin odalarına giriş yapmaya yarayan oda kapıları ise genellikle odanın köşesinde konumlandırılmıştır. Sokak kapısı ölçeğine göre daha küçük kalmaktadır. Bunun sebeplerinden birisi ise soba ile ısınan odalarda sıcaklığın içeride kalmasını sağlamaktır.
  • Geleneksel evlerde göze çarpan bir diğer unsur da tavandır. Tavana bu kadar değer verilmesinin sebebi genel hatları ile sade tutulan evin bu sabit üst yüzeyinde hareket katma istemi sebep olmaktadır. Oda içerisindeki mobilyalarla da uyumuna özen gösterilen tavanlar, o dönemde yaşanan ekonomik durumu tavan işlemelerindeki yoğunluğa bakarak anlayabiliriz.
  • Bu evlerde odaların bir sofa yardımı ile bağlandığını görmekteyiz. Günümüzdeki tanımı koridor olan sofalar o dönemde tüm aile bireylerinin oturup konuşabildiği, yemek yiyebildiği pencereli geniş odalardır.

Odunpazarı Evleri Nelerdir?

  • Odunpazarı’nın rağbet görmesindeki ilk unsur 1525 yılında inşa edilen Kurtuluş Külliyesidir. Bu civarın etrafına kurulmuştur.
  • Osmanlı döneminden neredeyse birebir kalan nadir yerleşim yerlerinden bir tanesidir.
  • Semtin karakteristik özellikleri dar kıvrımlı yolları, tarihe karşı ayakta kalan konakları, irili ufaklı meydanları ve işlemeli çeşmeleridir.
  • Bu bölgede bulunan geleneksel Türk evleri genellikle 2 kattan oluşmaktadır.
  • Civarda bulunan konakların tasarımında İslami ve Türk değerleri belirgin bir şekilde görülür ve mahremiyet olgusu ön plandadır.
  • Konaklar gösterişten uzak, yalın ve sadedir.
  • Tarihi evlerde coğrafyanın da etkisi ile Eskişehir’de çıkan malzemeler kullanılmıştır. Bu yüzden konakların yapım malzemesinin taş, kerpiç ve ahşap olduğu gözlemlenir.
  • Geleneksel evler Ege ve Trakya bölgelerinde bulunan geleneksel Türk evlerine benzemektedir.
  • İç mekanları da dış cephe kadar sadedir. İç mekan işlevsel olarak kullanılmış ve mobilyalar sadece işleve hizmet etmiştir. Süslemeler döneme ait zengin evlerde görülmektedir.
  • Evlerin diziliminden dolayı sokaklar oluşmuş ve evler sokakların sınırlarını belirlemiştir.

Osmanlı Evi / Yeşil Efendi Konağı

Dede Mahallesinde yer alan Yeşil Efendi Konağı’nın 19. Yüzyılın 2. yarısında yapıldığı düşünülmektedir. Konak Halil İbrahim Efendi’nin mülküdür. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından satın alınmış ardından ise 1984 yılında müze olarak 2004 yılına kadar gelmiştir. Müze halinde birçok eser ve geleneksel parçalar bulunmakta olan bu konak içindeki parçalar sonrasında Etnografya Müzesine verilmiştir. 2004 yılında restore edilmiş, şimdilerde restoran/müze konseptinde kullanılmaktadır.

Yeşil Efendi Konağı 2 kattan oluşmaktadır. Zemin katı geleneksel Türk mimarisi evlerinde olduğu gibi taştan inşa edilmiştir. İkinci katı ise ahşap iskeleden yapılmış karkas yapıdır. Eski kayıtlara göre 2 tane giriş kapısı olan konağın günümüzde sadece tek ana girişi bulunmaktadır.

Sardunyalı Konak

Paşa Mahallesinde yer alan Sardunyalı Konağın 19. yy.’dan kaldığı düşünülmektedir. Tarihi eser grubunda yer alan konağın sahibi hakkında yazılı kaynağa ulaşılamamıştır. Günümüzde Eğitim ve Öğretim Faaliyetlerini Destekleme Derneği olarak kullanılmaktadır.

Klasik evlerinin çoğunda görüldüğü gibi Sardunyalı Konak’ta 2 katlıdır. Zemin katı taş malzemeden örülmüşken 2. katı ahşap karkas sistemi gözlenmektedir. Hem iç hem de dış cephesinde oldukça sade olan ve neredeyse kapılarında bile süsleme bulunmayan Sardunyalı Konağın dönemin zengin olmayan bir ailesinin barındığı anlaşılmaktadır.

Şamlıoğlu Konağı

Paşa Mahallesinde yer alan Şamlıoğlu Konağının 19. Yüzyılın sonlarına doğru tamamlanmış olduğu düşünülmektedir. Sahibi ve mimarı bilinmeyen yapı, restorasyon sonucunda günümüzde iletişim merkezi olarak faaliyet göstermektedir.

Geleneksel Odunpazarı evlerinden ziyade 3 katlı yapılmış bir konaktır. Katlar ahşap iskeletle yapılmış, boşluklar ile kerpiç yardımı ile doldurulmuştur. Yapıda genel olarak çok süsleme görülmemekle beraber sadece boğumlu birkaç süs göze çarpar. Bu konakta orta halli bir ailenin ikamet ettiği düşünülmektedir.

Hafız Ahmet Efendi Konağı

Paşa Mahallesinde yer alan Hafız Ahmet Efendi konağının 18. Yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. Oldukça sağlam olan yapı günümüze kadar gelebilmeyi başarmış nadir sağlam kalan konaklardan bir tanesidir. Restorasyon çalışması geçirdikten sonra avlu kısmı restoran olarak çalışmaktadır.

Hafız Ahmet Efendi’nin inşa ettirdiği konak 3 kattan oluşturmaktadır. Zemin, ara ve asıl ev ahalisinin yaşadığı 3 kademeden oluşur. Sokaktan alçakta kalan konak ilk izlenimde ise 2 katlı hissini yaşatmaktadır. Konutta genel olarak sadelik yer alsa da Hafız Ahmet Efendi’nin varlıklı bir birey olduğu, konağın da bu ekseriyet çevresinde şekillenirken dini ritüeller kapsamında mütevazi tutulduğu görülmektedir.

Eskişehir Karikatürcüler Müzesi

Malhatun Sokakta yer alan Eskişehir Karikatürcüler Müzesi 20. Yüzyılın başından kalma iki tane evdir. İki evin birbiriyle birleştirilmesinden elde edilmiş bir müzedir. 2004 yılından beri Karikatür Müzesi olarak faaliyet göstermektedir. Müzede karikatüristlerin eserleri çeşitli aralıklarla sergilenmektedir. Yabancı ve yerli birçok sanatçının eserini barındırmakta olup aynı zamanda kitaplığı ile de konu hakkında derin araştırmalara izin vermektedir. Her türlü karikatür, kitap vb. öğelerin bağış yapılabildiği gibi hediyelik kısmından anı olarak çeşitli hediyeler de mevcut.

Eskişehir Mevlevihanesi Kültür Derneği

Yeşil Efendi Sokağında yer alan 19 ile 20. Yüzyıllar arasında yapıldığı düşünülen bu konak günümüzde Eskişehir Mevlevihanesi Kültür Derneği olarak faaliyet göstermektedir. 2 katlı olarak inşa edilen konak, ahşap bir iskelete sahiptir. Restorasyon sonucu büyük ölçekte yapı karakterini kaybettiğinden kime ait olduğu ve dönemin özellikleri bilinmemektedir.

İsmail Alkılıçgil Fotoğraf Evi

Paşa mahallesinde yer alan bu konağın 20. yüzyılın başında inşa edildiği düşünülmektedir. İkiz bir konak olan Fotoğraf Evi günümüzde iki kısıma ayrılmıştır. Biri fotoğraf sergileri için kullanılırken diğerinde ise insanların içinde hala yaşadığı bir konuttur.

Odunpazarı Evleri Nerede, Nasıl Gidilir?

Toplu taşıma tercih etmek isteyenler Çarşı durağındaki tramvaya binerek Atatürk Lisesinde inebilir kısa bir yürüme mesafesinden sonra tarihi konakları görebilmeniz mümkün.

Özel aracınız varsa ya da bir araba kiraladıysanız gideceğiniz bölge merkezinin dışında kaldığından trafik sıkıntısı yaşamadan 20 dakika içerisinde Odunpazarı Evlerini görebilmeniz mümkün. Kurşunlu Külliyesi civarında arabanıza rahatlıkla yer bulduktan sonra çok fazla yürümeden gezebilirsiniz.

YAZAR BİLGİSİ
Modanium Özel
Modanium özel yayınıdır - Doğada seçimi kadın yapar !
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.