Diyarbakır Surları

02.11.2017
Diyarbakır Surları

Diyarbakır’ı çevreleyen ve günümüzdeki sınırlarına 4. Yüzyılın ortalarında ulaşan surlar yapıldığı dönem içerisinde savunma amaçlı kullanılmıştır. Güçlü devlet ve medeniyetlerin özellikle surlara değer verdiği bir dönemde büyük bir önem taşımaktadır. Sadece sur olarak inşa edilmemiş ayrıca burç, kitabe ve süslemeler de eklenerek zengin bir tarih haline getirilmiştir. Diyarbakır surları günümüzdeki Diyarbakır’ın çerçevesini oluşturmaktadır. Diyarbakır denildiğinde akla gelen ögelerden biridir. 2010 yılında Cumhurbaşkanlığı adına himaye altına alınmıştır.

Diyarbakır Surları Tarihçe

Surların tarihçesi hakkında ilk yapım tarihine dair bir bulgu bulunamamaktadır. Bazı tarihçilere göre milattan önce 2000’li yıllarda burada Hurrilerin yaşadığı ve o dönem içerisinde korunma amaçlı yapıldığı söylenmektedir fakat bu teori henüz kanıtlanamamıştır. Kanıtlarda yer alan en eski tarih ise milattan önce 9. Yüzyılda Bit-Zamani Krallığının saltanatına denk gelen dönem içerisinde eski surların tekrar onarıldığı ve sağlamlaştırıldığı bilgisine ulaşılabilmiştir.

Milattan sonra 300’lü yıllarda yaşayan bir kent olan Amida’nın 324 ile 337 yılları arasında surların hala görüldüğü 50 seneye varmadan Amida kentinin günümüzdeki görünümünü almasını sağlayan genişlemeyi sağladığı gözlemlenir. Buradan elde edilen bilgi çerçevesinde surların günümüzdeki halini alması milattan sonra dördüncü yüzyılda gerçekleşmiştir.

Müslümanlığın fetih ilkesi ile 639 yılında Arap orduları Diyarbakır’ı ele geçirdiklerinde surların da hakimiyetini ellerine almış olurlar. Araplar surlara birkaç burç eklemesinde bulunmuşlardır. Burçlar üzerinde yer alan bazı metin ve işlemeler ise Büyük Selçuklu ve Artuklular döneminden kaldığı düşünülmektedir. Surlar içerisinde yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda ise Artuklulara ait bir saray kalıntısı bulunmuştur.

1045 yılında bir gezgin olan Nasır-ı Hüsrev ise ziyaretinde bir ikinci surun varlığından bahsetmektedir. Bir iç ve bir dış sur olmak üzere 1232 yılına kadar iç içe çerçevelenmiş 2 sur bulunmaktadır. 1232 yılında ise Eyyubi padişahı tarafından 2. Suru yıktırmıştır. 2. Surun yıkılmasının sebebinin içteki suru sağlamlaştırmak adına malzeme eksikliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir. 2. Sur bu yüzden günümüze kadar ulaşamamıştır.

Surların üzerindeki metinlerden orada egemen olan devletlerin surların onarımına ve şehrin korunmasına dair bilgiler bulunmaktadır. Osmanlı dönemine kadar eklentisiz gelen surlar 1524 ile 1526 yılları arasında surlar daha da genişletilmiş ve 16 burçlu yarım çember ilavesi yapılmıştır.

20.yüzyıla kadar olduğu gibi gelebilen Diyarbakır Surları 1930’lu yıllarda bir bölümü dinamit ile patlatılmış ve halkın yağmalaması ile birlikte ev inşaatında kullanılmıştır. 1932 yılında Diyarbakır’ı görmeye gelen Fransız arkeolog ve mimar Albert Gabriel yıkımın bir hata olduğunu belirtmiş ve hemen önüne geçilmesi adına uyarılarda bulunmuştur. Uyarılar sonucunda yağmalama işlemi durmuş ve bir tarih bilincine ulaşılmıştır. 1940’lı zamanlarda ise surların yıkılan yerleri temizlenmiş ve 4 numaralı burç onarılmıştır. İhtiyaç doğrultusunda surun bazı noktalarından giriş kapıları açılmıştır. 1980 yılından sonra daha da önem gösterilen restorasyon çalışmaları ile günümüzde hala ayakta kalan tarihi eserlerden biridir.

Diyarbakır Surları Efsanesi

Efsaneye göre Diyarbakır’daki surlar ile Elâzığ Harput Kalesi iki usta kardeş tarafından eş zamanlı olarak yapılmıştır. Diyarbakır Surlarının harcı yumurta akı ile karılırken Elazığ’daki süt ile karılmıştır. Abı hayat iksirinden içen 2 usta uzun uykularından zaman zaman uyandıklarında ise yıkılıp yıkılmadığını sorarlarmış.

Bir diğer efsaneye göre ise surlar yapılırken bir usta ve kalfa arasında daha iyi kim burç yapabilir iddialaşması olmuş. Uzun bir zaman sonrasında burçlar tamamlandığında usta ve kalfa surların üstünde buluşup birbirlerinin eserlerine hayran hayran bakakalırlar. Halkın önünde usta ve kalfa birbirine senin burcun mu daha iyi benimki mi diye sual ettiklerinde, Usta kalfaya dönerek sen demiş ve surlardan aşağı kendini atmıştır. Kalfa ise usta kendini atınca sebep olduğu durumun vicdani ile o da bir çırpıda surlardan kendini atıvermiştir. O günden beri surlar halk arasında ben ve sen anlamı taşıyan Ben û Sen kalmış.

Diyarbakır Surlarındaki Hayvan Figürleri

Akrep Figürü

Eyyubi Burcu’nda yer alan akrebi elinde tutan bir insan figürüne rastlamaktayız. Bu akrep figürü nevi şahsına münhasır bir kabartmadır. Akrebin çokluk anlamına mı geldiği yoksa Asuri geleneğinden gelmekten olan bir büyü imgesi mi olduğu bilinmemektedir. Büyük ihtimal ile bir tılsım ya da koruma işareti olarak işlenmiştir. Diyarbakır’da yazları oldukça sıcak geçtiğinden burçların içinde bolca akrep ve yılan olduğundan bu figür ile bu hayvanların oradan uzaklaştırıldığı inancına ulaşılmıştır. Figürde kilolu bir adamın sağ elinde bir akrebin kuyruğunu tuttuğu görülürken diğer elinde de bir asa bulunur.

Çıplak Kadın Figürü

Yedi kardeş Burcu’nda bulunan bu figür kitabenin son satırının sağında ve solunda yer almaktadır. Bu figürler surlarda yer alan tek kadın figürü olmaktadır. Figürlerin anlamı bilinmemektedir. Kadın figürlerin baş kısmında kanatları açık bir kartal gözlenmektedir. Kitabenin solunda bulunan kadın figürünün başında bulunan kartal, sağ tarafta ise neredeyse baş hizasındadır.

Nur Burcu Kabartmaları

Surlarda kabartma açısından en zengin olan burç, Nur Burcu’dur. Kabartmaların üzerinde yüzlerinde gülme ifadesi eklenmiş iki tane aslan, birbirleriyle göğüs göğse tokuşmaya hazırlanan iki geyik, iki at, kanatlarını uçmak için hazırlayan iki kartal ve çıplak bir şekilde bağdaş kuran iki kadın figürü göze çarpmaktadır. Nur Burcu Melikşah’ın emri ile yaptırıldığından kabartmaların da o dönemden kalma olduğu düşünülmektedir. Kabartmalar hakkında kesin bir bilgi olmasa da çıplak kadınların bolluk ve bereket verdiğine olan inanıştan dolayı işlendiği düşünülmektedir.

El Figürü

Dağ Kapısı Burcu’nda bulunan el figürü, parmakları aşağıya bakar biçimde bir taşın üzerine işlenmiştir. Bu figürün neden orada olduğu hakkında bir kaynak olmasa da Diyarbakır’da Emevi ve Abbasilerin saltanat sürdüğü düşünüldüğünde Ehl-i Beyt çağrışımına ithafen olduğu düşünülebilir ya da Anadolu topraklarında yüzyıllardır el simgesinin nazarı önlediği düşünüldüğünde kem gözleri savması için de işlenmiş olabilir.

Kartal ve Yırtıcı Kuşlar Figürü

Birçok burçta kartal ve yırtıcı kuş figürlerinin işlenildiği gözükmektedir. Nur Burcu’ndaki kuş simgelerinin kuyruk ve kanatların uçmaya hazırlanır gibi açık olduğu gözlemlenmektedir. Bu, dönemin güç ve kuvvetini göstermektedir. Urfa Kapısı’nda bulunan çift başlı kartal simgesinin ise günümüzde baş kısmı harap haldedir. Harap olmasının tek tanrılı dine geçişle beraber totemlerin kaldırılmasıyla zarar gördüğü düşünülmektedir. Burada kullanılan kartal sembolünün ise koruyucu bir erk olarak işlendiği düşünülmektedir. Yedi Kardeşler Burcu’nun ön yüzünde çift başlı kartal ve aslanlar simetrik olarak ikiye bölünmüşlerdir. Bu kabartmaların Anadolu Selçuklularından kaldığı düşünülmektedir çünkü Selçuklularda avlanmak atalarından gelen bir gelenek halini almıştı. Av geleneklerinden kalma şahin ve avcı kuşlarını eğitirlerdi. Bu yaklaşımlarından dolayı ilahi bir dine mensup olsalar da geleneklerinin getirisi olan simgeleri bu burç kabartmalarına aktarmışlardır.

At Figürü

At figürü sadece Nur Burcu’nda yer almaktadır. Eğeri olan fakat üzerinde binicisi olmayan iki at hareket halinde işlenmiştir. At Arap ve Eski Türk kültüründe önemli bir yer tutmaktadır. Bu sebepten ötürü burçlarda at kabartmasına rastlamak şaşırtıcı bir olay değil. Buradaki atların simgeledikleri eylem ise savaşmada ki maharet olarak anlaşılmaktadır. At aynı zamanda birçok medeniyette ölen kişinin ruhunu öteki tarafa götürecek hayvan olarak anıldığından ölümsüzlük aracı olarak da anlamlar içermektedir.

Aslan Figürü

Aslan, en çok görülen simgesel figürlerden biridir. Sadece surlarda görülmemekle beraber aynı zamanda ibadethanelerde de görülür. Geçmiş zamanda Türkler Şamanizm’den İslam dinine geçse de hala bazı şaman adetlerini nesiller boyunca aktarmışlardır. Aslan figürü daima kuvvet ve kudretin bir belirtisi olarak görülmüştür. Ayrıca aslan sarayları, hanları, ibadethaneleri, kaleleri de koruyan bir simge haline gelmiştir. Bu figürün İslam inancı ile alakası olmadığı ve ondan önce yapıldığı araştırmacılar tarafından varılan bir kanıdır.

Hevsel Bahçeleri

Dicle ile Surlar arasında yer alan tarımsal araziye Hevsel Bahçeleri adı verilmiştir. Mezopotamya toprakları dahilinde kaldığından tarihinin en eski tarım alanlarından biri olduğu düşünülüyor. Bahçelerde özellikle Diyarbakır’ın meşhur karpuzları hala yetiştirilmektedir. Ayrıca ekosisteme de hizmet eden bu bahçe içerisinde birçok kuş, tilki, sansar vb. hayvanların da yaşam alanıdır. Surlardan önceye dayanan bu bahçelerde asırlardır tarım devam etmekte yemyeşil manzarası ile güzel bir seyir keyfi yaşatmaktadır.

Diyarbakır Surları Nerede, Nasıl Gidilir ?

Adres: Cami Nebi Mah. Gazi Cad. No: 1, 21300 – Sur / Diyarbakır

Nasıl Gidilir?

Surları görmek için yapmanız gereken Diyarbakır merkezine doğru gelmek. Merkezden kalkan toplu taşıma araçları ile kısa sürede surları görmek mümkün. Merkezden neredeyse çoğu araç sizi surlara götürecektir. Otogardan direkt gitmek istiyorsanız Sur dolmuşlarına binerek önünde inebilirsiniz. Özel aracınız var ise trafik sorunu çekmeden Sura giden tabelalar yardımı ile varabilirsiniz. Surları yürüyerek gezmenizi ve mutlaka Hevsel Bahçelerine bakan kıyısında bir çay içmeniz tavsiye edilir.

YAZAR BİLGİSİ
Modanium Özel
Modanium özel yayınıdır - Doğada seçimi kadın yapar !
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.