Cinsiyetçi Bir Tutumun Bilinçaltımıza Yerleştiğinin 15 Göstergesi

Cinsiyetçi Bir Tutumun Bilinçaltımıza Yerleştiğinin 15 Göstergesi
31 Mart 2017 tarihinde eklendi, 261 kez okundu.

Belki farkında olarak belki olamayarak cinsiyetçilik yaptığımız aşikar bir durum.  Kadınsı-erkeksi olarak neye göre ayrılıp bilinç altımıza yerleşti bilmiyoruz ama hem toplumun hem de medyanın bunun üzerinde etkisi büyüktür. İşte size Cinsiyetçi Bir Tutumun Bilinçaltımıza Yerleştiğinin 15 Göstergesini hazırladık. Siz de bu yanlışlara düşüyor musunuz bir bakın.

1. Bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde, ‘kadın’ yerine ‘bayan’ kelimesi kullanmamız.

Bir bireyin cinsiyetini tanımlarken kadın ve erkek sözcüklerini kullanırız. Fakat cinsiyet kullanımının uygun olmadığı yerlerde bay ve bayan kelimeleri kullanılır. Bayan kelimesi kadını cinsel kimliğinden uzak tutan erkek egemen zihniyetinin bir ürünüdür. Kadın cinselliğinin yok sayılması ve kadın kelimesinin utanılacak bir kelime olarak görülmesidir.

2. Renklerin kız-erkek rengi diye ayrılması.

Bir kere kimlikte ortaya çıkar bu cinsiyetçilik. Kadına pembe kimlik, erkeğe mavi. Kız bebek doğduğunda pembeler allar morlar, erkek bebek doğduğunda mavi siyah lacivert  renklerinin kullanılması da bunun göstergesidir. Kadın lacivert giyemez mi ya da erkeğe pembe yakışmaz mı mesela???

3. Aynı şekilde mesleklerin de cinsiyetlere göre ayrılması. Hatta o meslek kolunun dallarının dahi bu şekilde ayrılması.

Örneğin inşaat mühendisi bir kadın hor karşılanabilir. Ve ya gıda mühendisi mesleği olan bir erkek olması düşünülemez gibi.

4. Ve bu mesleklerin bazılarının isminin yine cinsiyetlere göre değiştirilmesi.

Kadın işi, düşük statülü, düşük ücretli, güvensiz olmakla beraber, erkek işi sürekli, yüksek ücretli ve güvenceli olan nitelikli işlerdir.

5. Sahip olduğumuz bir çok geleneğin cinsiyetçi bir tutuma sahip olması

Geleneklerin de aynı zaman da cinsiyetçi tutumlara sebep olabilir. Düğünlerde gelinin beline bağlanan kırmızı kurdele kadında bekareti simgelerken erkeğe bu tarz bir uygulama yapılmaz.

6. Özellikle ev işleri konularında, kız ve erkek çocuklarına farklı rollerin biçilmesi.

Kız çocukların ev işi temizlik yemek vs işler beklenirken erkek çocuklardan beklenmez. Erkek çocuklarından daha çok babalarının peşlerinden gitmeleri beklenir.

7. Evlilik teklifi, çıkma teklifi gibi bir takım önemli ilişkisel adımları erkeğin atması gerektiği gibi düşüncelere sahip olmamız.

Cinsiyet ayrımı yapmaksınız herkes aşık olabilir ve bunu karşısındaki kişiye açıkça söylemesinde de hiçbir sakınca yoktur. Aksi takdirde çocukları sevme şımartırsın diye büyütülen babalar, çocuklarına sevdiğini söylemeyen anneler yetişir. Aynı evin içinde iki yabancı gibi olan eşlerin olması da kaçınılmaz.

8. Zaten kötü bir şey olan küfürlerin çoğunun, kadın bedenini hedef alması.

En acısı da bu küfürleri kadınların bile kullanıyor olması.

9. Düşünce ve tavırlarımızı yansıtmamızın en büyük aracı olan dilimizde bulunan, deyimlerimiz ve atasözlerimizin çoğunun cinsiyetçi bir ayrıma dayanması.

Dilimize pelesenk olmuş atasözlerimiz ve deyimlerimizde de cinsiyetçi ayrımlara rastlamaktayız.

– Ağustostan sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.

– Er kocarsa koç, karı kocarsa hiç olur.

– Dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek köpek yaklaşmaz.

-Eksik etek, adam olmak, kız almak, kız vermek.

10. Kullandığımız sözcük ve benzetmelerin, “Erkekler ağlamaz”, “Hanım hanımcık ol” gibi cinsiyetçi kalıplar taşıması.

Erkek de ağlar, efendi olur, saygılı olur, namuslu olur. Ağlamak sadece kadına özgü bir duyguymuş gibi söyleyemeyiz.

11 . ‘Namus’ kavramını sadece kadınlar ve onların davranışlarında aramamız.

Namus kavramı sadece kadına özgü bir kavram değildir. Ahlaklı olmak, hem kadın hem de erkeği ilgilendiren bir kavramdır. İnsanlıkla alakalı bir mesele olan namus meselesi kadını olduğu kadar erkeği de ilgilendirir. Kadın açıyor diye erkeğin bakma lüksü yok.

12. Hesabı erkek öder, kadınlara yer verilmesi gerekir gibi erkeklere yüklediğimiz tuhaf kalıplara sahip olmamız.

Cinsiyet ayrımının yapıldığının en belirgin durumlarından biridir. Hesabı elbette kadın da ödeyebilir. Erkekler bu tip uygulamalara yer verdiği müddetçe kandırılmaları da kolay olacaktır.

13. Evlendikten sonra kadının, erkeğin soyadını alması.

Günümüzde kadınlar kendi soyisimlerini kullanabiliyorlar. Fakat genellikle halen kocasının soy isminin kullanımı daha yaygındır ve bu durum desteklenmektedir.

14. Homofobiklik gibi eşcinselliğin karşıtı olan tanımları çağrıştıran şakaları, ifadeleri günlük dilimizde bolca kullanmamız.

15. Yönetmeliklerin çoğunluğunda cinsiyetçi yaptırımların bulunması.

Cinsiyetçilik sadece kadın meselesi değildir. Aynı zamanda erkek meselesidir de. Çünkü toplumda bireylere cinsiyetlerinden dolayı adaletsiz davranılmasıdır. Adaletin olmaması demek toplumun tam olmaması demektir.

Bonus

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git