Bodrum Kalesi – Muğla

Bodrum Kalesi – Muğla

İki liman arasında kayalar üzerine kurulmuş, Antik Çağ’dan önce ada olan kale, sonradan kente bağlanıp yarımada olmuştur. St. Jean Şövalyeleri’nin kalesi olan Bodrum kalesi, 1406-1523 yıllarında inşa edilmiş, 180 x 185 m ölçülerine sahip bir kaledir. İçerisinde farklı ülke adları verilen kuleler mevcuttur. Fransız Kulesi en yüksek kuledir ve deniz seviyesinin 47,50 metre yüksekliğindedir. Diğer kuleler ise İngiliz Kulesi, İtalyan Kulesi, Yılanlı Kule ve Alman Kulesi’dir.

Özellikleri

İç Kaleye 7 Kapı Geçilerek Ulaşılır

Doğu duvarı dışında ki bölümleri, çift beden duvarlarıdır. İç kaleye geçmek için 7 kapı geçilir. Armalar üzerinde aslan, ejder, düz bantlar, yatay bantlar ve haç figürleri vardır. Kapılardan birinde 16. yüzyıldan kalma Yunanca yazılmış bir yazı vardır. Bu yazıda casusluk yapanların cezalandırılacağı yazmaktadır.

İç Kalede 14 Sarnıç Vardır

Şapelin altı dahil olmak üzere iç kalede toplam 14 sarnıç mevcuttur. Çiftli duvarlar arası su hendeği, kontrol kulesi, kale korugani, asma köprü ve 2. Mahmut tuğrası göze çarpan yerlerdir. Kalenin kuşatma altına alındığı zamanlar tüm su ihtiyacı bu sarnıçlar tarafından karşılanmıştır.

1522 Yılınca Cami İnşa Edilmiştir

Kanunu Sultan Süleyman tarafından 1522 yılında Rodos fethedilmiş ve sonrasında şövalyeler kaleyi terk etmeye zorlanmış ve ardından kaleye camii ilave edilmiştir. Fakat 1. Dünya Savaşında Fransız topçu ateş ederek camii minaresi yıkılmıştır ve 1997 yılında tekrar inşa edilmiştir.

1960 Yılında Kalenin Restorasyonuna Başlanmıştır

Restorasyon sonrası günümüzde kale Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak kullanılıyor. Bölgede tüm batıklardan çıkan eserler sergileniyor. Ayrıca deniz suyu doldurulan kale hendeklerinden birinde günümüzde tiyatro oyunları sergilenmektedir.

19’uncu Yüzyılda Hapishane Olarak Kullanılmaktadır

19. yüzyılın sonunda hapishane olarak kullanılan kalenin hamam yapısı sayesinde Osmanlı niteliği kazanmaktadır. Türk hamamı, Doğu Roma Gemisi, Amphora sergilemesi, Cam Batağı, Cam Salonu, Mücevherat ve sikke Salonu, İngiliz Kulesi, Karyalı Prenses Salonu, Katliam ve İşkence odaları Alman Kulesinde sergilenir. Kale 33.5 dönem arazi üzerine kurulmuştur ve açık mekanlarda da eserler sergilenir. 1995 yılında yapılan Yılın Müzesi yarışmasında da, Özel Övgü ödülüne layık görülmüştür.

Ülkemizin En Önemli Arkeoloji Müzesidir

New York’un Özgürlük anıtı ne ise, Bodrum’un kalesi de öyledir. Dalgaları dimdik göğüsleyen Bodrum Kalesi, Bodrumun en güzel manzarasına ve yerine sahiptir. Ülkemizin en önemli arkeoloji müzesidir. Ayriyeten dünyanın en eski sualtı batağından çıkarılanların sergilenmesi ile dünya çapında büyük önem taşıyor.

Bölümleri

Bazı duvarlarında dünyanın yedi haritasından olan Kral Mausolos’un anıt mezarındaki taşlar kullanılmıştır. İçinde beş ana kule vardır. Bu kuleler, İngiliz, İtalyan, Alman,İspanyol ve Fransız kulelerdir. İç kaleye ulaşmak için 7 kapı ve bir köprüden geçmeniz gerekmektedir. İç kale içerisindeki sarnıçlar, kale kuşatıldığında su ihtiyacı karşılamaktaydı. İç kale çevresinde bulunan bahçede geniş alan vardır. Bu alanda oturup dinlenebilirsiniz.

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi

Türkiye’de tek Sualtı Arkeoloji Müzesi, dünyada da sayılı müzeler arasında yer almaktadır. “Uluburun Batığı” olarak bilinen dünyanın en eski batığı da bu müzede sergilenmektedir. Uluburun Genç Tunç Devrine ait Likya Ticaret Gemisi 3.300 yıl önce batmıştır. Gemi 15 m uzunluğa, 5 m genişliğe sahiptir. Limana çok kısa mesafede alabora olmuştur. Geminin batığı 60 m açıkta bulunmuştur. Gemi batığının en bilinen özelliği çıkış ve varış yerinin biliniyor olmasıdır.

Mısır olduğu düşünülen çıkış yerinde Mısır Kraliçesi Nefertiti’nün mührü, burun kısmında ise altın kaplama heykeli bulunmaktadır. Bu sayede geminin Mısır’ın önemli ticaret gemisi olduğu biliniyor. Gemiden 150’den fazla cam külçe, fil dişleri, vazo, su aygırı dişleri, kaplumbağalar ve müzik aleti yapımında kullanılan deve kuşu yumurtaları bulunmuştur. Tüm bunların dışında batıkta yemek tohumları, altın takılar, altın kadehler, altın fayanslar ve kap kaçaklar bulunmuştur. Tüm bunlar bizim geçmişin kültürünü anlamamızı sağlıyor.

Geminin ahşapları çürüdüğü için, orijinali ile birebir yapılan maket müzede hala sergileniyor. Müzede Uluburun batığı dışında, Finike Gelidonya Burnu batığı, Roma Tüccar gemisi, Bodrum Yassıada batığı, Marmaris Serçe Liman batığı, Şeytan Deresi batığını da görebilmeniz mümkündür.

5 Adet Ana Kule

30.000 metre kare içindeki kale toplamda 5 adet ana kule bulunuyor. Bu kuleler İngiliz, ispanyol, İtalyan, Fransız, Alman kulesi olarak adlandırılıyor.

Kale içinde bulunan kiliseye Osmanlılar minare ilave etmiş ve cami haline getirmiştir. Ayrıca küçük Türk hamamı da eklenmiştir. Sultan 2. Abdülhamit zamanında kale hapishane olarak kullanılmış fakat 1915 yılında Fransız bombardımanı sonrasında terk edilmiştir. Bodrum kalesinin en önemli bendi de, Halikarnas balıkçısı olan Cevat Şakir Kabaağaçlı’dır.

Uluburun Batığı Salonu

Sünger avcısı Mehmet Çakır tarafından 1982’de Kaş-Uluburun mevkiinde bulunan, Uluburun Batığında, 11 yıl süren sualtı kazılarından çıkan eserler sergileniyor.

Yassıada Doğu Roma Batığı

Yassıada’da Turgutreis yakınındaki 14 adadan biri ve 7. Yüzyıl batığında bulunan eserler sergilenmektedir. Arkeolog George Bass ve arkadaşlarının 1961-1964 yılında yaptığı dalış sayesinde gün yüzüne çıkan kalıntılar herkes tarafından büyük bir ilgiyle karşılanıyor.

Serçe Limanı Cam Batığı

Marmaris’te Serçe Limanı yakınlarında batan gemi içinden çıkanlar üzerine batık ismi almıştır. Batıktan yaklaşık 3 ton kırık ve sağlam olmak üzere cam çıkarılmıştır. Salon içinde 1025 yılında batan bir tekne sergileniyor. Tekne içinden çıkan cam koleksiyonu, en büyük İslam cam koleksiyonu olarak biliniyor.

Karyalı Prenses Salonu

Temel kazısı sırasında 1989 yılında bir kadın iskeleti ve bir çok takı çıkmış. Bu iskelet göz önüne alınarak bir balmumu heykeli yapılmış. Sonrasında Karyalı Prenses yeniden canlandırılarak sergiye açılmıştır. Yaşayan müzecilik anlayışının sayılı örneklerindendir.

Şapel

Gotik tarzın en iyi örneklerindendir ve avlunun sağ tarafında yer alır. Ön cephesindeki isimler İspanyol şövalyelerine aittir. Kale Türkler tarafından ele geçirildikten sonra minare eklenerek camiye dönüştürülmüştür.

Amphora Sergilemesi

Tarihi zamanlarda gıdaların saklanmasında kullanılan, iki kulptan oluşan sivri testiye Amphora denilirmiş. Bodrum Kalesi’nde yer alan testiler, dünyanın en büyük amphora tarihi eserleridir.

Tarihi

Bodrum’a geldiğiniz zaman ilk görmeniz gereken yer Bodrum Kalesi’dir. Bodrum’a karadan ya da denizden geldiğinizde Kale’nin görüntüsüne aşık olmamanız mümkün değil. Orta çağdan beri ayakta kalan ve en iyi şekilde korunmuş eserlerden olan Kalesi dimdik ayakta durmaktadır.

Kalenin geçmişi rütbelerini Avrupa’dan alan bir grup vatansız Sen John’un şövalyelerine dayanmaktadır. İsrail Sen John’un Şövalyeleri, 11. Yüzyılda hacı gezginlere hastane ve kilise yaparak işe başladılar. Hastanenin en kesin kuralı hasta kim olursa olsun ondan yardım esirgenmezdi. Hatta katolik olmayan kişiler içinde ayrı koğuş bulunuyordu. Şövalyeler ilk başta dinsel işlev ve güç ile yola çıktılar fakat Haçlılar ve politik nedenler gidişatı politik boyutlara çeker ve Hristiyanların dinsel inançları da önemli bir mahiyet kazanır. Bu durumda Şövalyeler de kendilerini İsa’nın askerleri olarak benimsediler ve Kudüs’teki tüm kutsal yerleri savunmak zorunda olduklarına inandılar. Haçlı seferleri esnasında bir çok sayısız savaş kazandılar. Zengin ganimetleri elde ederek Papa’nın iltifatlarını aldılar.

Sen John’un Şövalyeleri Yedi Ayrı Dilden Gelir

Şövalyeler İspanya, Fransa, Almanya, İtalya, Overn ve Provans dillerinden gelmektedir. Katolik grupların hepsi kendi ülkelerinden gelen şövalyelerin emri altındaydı. Şövalyeler grubu üyelerini hizmetkar kardeşler, şövalye ve chaplains’in hizmetkar kardeşleri gibi adlandırıyordu. Hepsi soylu olarak doğmuş olup, ücretsiz şekilde Şövalyeler Nizamı’na hizmet ediyorlardı. Öldükten sonra ise tüm varlıkları nizama kalıyor.

Şövalyeler Kendi Hükümet Merkezlerini Kurdular

1309 yılında Rodos Adası üzerinde kendi hükümet merkezlerini ve toplumlarını kurdular. Akdeniz ve Ege’nin orta yerinde olan bu ada askeri harekatlar için son derece ideal bir üstü. Nizam, şövalyeleri kendileri ile beraber yaşamalarını gerekli bir durum olarak görmüyordu. Şövalyelerin çoğu varlıklıydı ve Avrupa’da ki evlerinde kalmalarına izin veriliyordu. Kendi isteklerine bağlı olarak isterlerse hac yolundaki bazı hastanelerde çalışabilirlerdi. Fakat adadaki karargahın savunulması gerektiğinde adaya gelmeleri gerekiyordu.

Şövalyeler İstanköy Adasında Kale Kurdular

Kale kurulduktan sonra, Assa üstünde bulunan karaya da sahip olmak istediler. Şimdiki İzmir eski zamanın Simirna şehrini 1374 yılında aldılar. Bu şehri bir çok Hristiyan güçler ele geçirip kale kurmuşlar. Moğol lideri olan Timurlenk’in akıncıları 1402 yılında bu kaleyi harap etmiş, Şövalyeler ve Osmanlılar arasında yüzyıllarca süren çarpışmalar başlamıştı.

Bodrum Müzesi

Şövalyelerin yeni arayış içinde olması onları iki koyun arasında gizli kalan bir adaya sürükledi. Dorlar zamanında inşa edildiği bilinmekte olup, bu tarihsel kalenin kanıtı da harabelerdir. (M.Ö.110) Ayrıca M.Ö.11. yy ait küçük Türk kalesi de bulunuyordu. Kıyıya bir km kala Kuzey’de antik dünyanın yedi harikasından olan Kral Mozolus zelzele sonucu yerle bir olmuştur.

Yüzyıllar boyunca birçok milletin yaşadığı bu yerlerde, gruplar kendi yapılarında kendilerinden önce yaşayan kişilerin kalıntılarını kullanmıştır. Bodrum’un arka sokaklarında dolaşan iyi bir gözlemci, kulelerin kenarlarında antik bloklar kullanılarak inşa edilmiş bir çok eski ev görebilir. İstanbul’daki, İngiliz Sefiri Sir Stratford Canning 1846 yılında, Amazonlar ve Yunanlılar arasında olan savaşı tasvir eden 12 mermer rölyef İngiltere’ye göndermiştir.

Vatikan Kalenin İnşasına Büyük Önem Veriyordu

Vatika’nın kale inşasına büyük önem vermesi nedeni ile yapımı aşamasında Hristiyanları göndermiştir. Hatta Papalık 1409 yılında bir tamim yayınlayarak, kale inşasında kim çalışırsa cennette yeri olacağını belirtmişti. Heinrich Schlegelholt Alman mimar kalenin inşasını denetledi ve kalenin diğer kaleler ile uygun olmasını sağladı. Fransızlar da bu sırada top döküm tekniklerini geliştirdiler. Bu yüzden kara tarafına top mazgallar yapıldı.

Haçlılar Çok Güçlü Savaş Filosuydu

Haçlıların güçlü savaş filosu olması nedeni ile, deniz saldırılarından yana endişeleri yoktu. Aynı zamanda Şövalyelerin savunma açısından gerekli gördüğü 2. hendekte yapıldı. Kalede görenmeyen mazgallar yapıldı.

Kale 15. Yüzyıl Boyunca Sürdü

Yapımı 15. Yüzyıl boyunca süren kalenin duvarları 1437 yılında tamamlandı. Kaledeki özel kilise inşaatı biten ilk bölüm oldu. Şövalyeler bu esnada, karşıdan görünen tepenin üzerine koya tam tepeden bakan bir gözetleme kulesi yaptılar. Günümüzde kulenin kalıntılarında Türk Bayrağı asılıdır. Toplamda 14 tane olan, kalenin içinde doğal kayaların içi oyularak sarnıçlar yapılmıştır. Bu sarnıçlar yağmur suyu toplamak için inşa edilmiştir. Bazı sarnıçlar günümüzde de kullanılmaktadır.

Şövalyeler Yerleşim Yerine Mesi Diyordu

Şövalyeler yerleşim yerinin adını bilmedikleri için bu yere mesi diyordu ve bu kale, şövalyelerin stratejik noktasıydı. İstanköy adasındaki, Antimahya kalesi ile bağlantılıydı bu nedenle o dönemin en yoğun deniz taşımacılığı yolu kontrol ediliyordu. Batı Anadolu’da olan Hristiyanların sığınağı haline gelen kale, Kurtarıcı Sen Peter Kalesi olarak biliniyordu.

Şövalyeler Mültecilerin Rahatını Sağlardı

Şövalyeler mültecileri bularak onları kaleye getirir ve rahatlarını sağlarlardı. Onlara yardım etmesi için köpekleri özel eğitiyor, mültecileri bulmaları için kendilerine yardımcı olarak görüyorlardı. Savaş olmadığı zamanlarda kalede yaşam yavaştı. Bu dönemlerde Şövalyeler de boş durmak yerine duvarlara arma ve rölyef ile süslüyorlardı.

İlk Zırhlı Giysileri Haçlı Seferleri ve İsrail Fethi Sırasında Giydiler

Haçlı Seferleri sırasında, İsrail’in fethinde hafif fakat zırhlı giyecekler ilk kez giyilmişti. Bu giysileri sürekli giyemiyorlardı çünkü Orta Doğu aşırı sıcaktı. Şövalyeler, Müslüman düşmanlarının zırhlarının üzerine giydiği cübbeleri aynı şekilde renkli semboller ile süslerdi. Günümüzde de kalede göreceğimiz boyalı armalar vardır fakat renkleri parlak değil soluktur. Bu yüzden işaretlerin kime ait olduğunu ya da neyi temsil ettiğini anlamak zordur. Genel olarak armaların üzerinde haçlar, ejderler, yatay ve dikey şekilde bantlar vardır.

Her Şövalyenin İşareti Farklıydı

İşaretler ülkeleri, kale komutanlıklarını, dinsel figürleri ve Nizamın Büyük Ustalarını gösteriyordu. Şu an günümüzde toplamda 249 farklı dizayn vardır. Bazı tarihsel kalıntılarda bu sembollerin neler olduğunu anlamamızı sağlar. Örnek verecek olursak Kale’de bulunan yedi kapı üzerinde bir çok Şövalyenin armaları vardır.

Sen Peter Kalesi

Yüzyıllardan fazla bir sürede Şövalyeler Toplumu’nun entegre savunma noktası Sen Peter Kalesi’ydi. Osmanlı imparatorluğu da bu dönemlerde büyüyordu. 2. Sultan Mehmet 1453 yılında bugünki İstanbul’u fethettiği zaman, Şövalyelerin ellerinde olan yerlere de saldırmak istediğini bildirdi. Fakat Şövalyeler, Fatih’in 1480 saldırısına kadar dayandılar.

Kanuni Sultan Süleyman 1521 yılında, Nizam’ın Rodos’ta bulunan merkez üssüne meydan okumaya hazır ve nazırdı. Büyük Usta Fabrico Del Carretto ile mektuplaşarak, 1522 Haziran ayında savaş ilan edildi. Tam olarak 200.000 Osmanlı Askeri Marmaris Koyu etrafında toplandı. Şövalyeler Osmanlılara sadece altı ay dayandılar ve 1523 yılında teslim oldular. Teslim olmalarının ardından Sen Peter Kalesi teslim alındı.

Şövalyelerin Yaşamları Bağışlandı

Sultan Süleyman Şövalyelerin hayatlarını bağışlayarak onları deniz yolu ile Girit adasına gönderdi. Avusturya, Sicilya ve İspanya imparatoru V. Şarl’da bunun üzerine Malta Adası’nı Şövalyelere verdi. Ancak 1798 yılında Napolyon Bonapart Şövalyeleri kovdu ve böylece Nizam ortadan kalktı. İngiltere’de 1831 yılında yeniden canlanan bu nizam günümüze kadar ulaştı ve hala hiç bir hükümete bağlı değiller. Misyonlarını bir çok ülkede yardım organize ederek sürdürüyorlar. 1961 yılında Papa bu organizasyonun yasasını onayladı.

1895 Yılında Kale Hapishane Olarak Kullanıldı

Türkler kaleyi pek çok değişik sebepler için kullandı. Köylüler 17.yüzyılda, Kale’nin içine bir sürü ev yaptılar. 1824 yılında meydana gelen Rum isyanında ise Türkler kaleyi ve kasabayı askeri üs olarak kullanmaktaydı. Türk inşaatçılar 19. Yüzyılda kaleye halk hamamı yaptılar ve hemen ardından minare ekleyerek cami olmasını sağladılar. Kale 1895 yılında güçlendirilerek hapishane olarak kullanılmıştır.

İtalyanlar 1921 Yılında Geri Çekildiler

Fransız savaş gemisi, 1. Dünya Savaşında kaleyi topa tuttu ve bir çok kule zarar görerek, minare devrildi. Savaş sonrası Anadolu kıyılarını işgal eden İtalyanlar, kale içine bir garnizon yerleştirdiler. Ayrıca Fransız ve İtalyan kulelerini tamir ederek, Türkler ile ilişkilerini güçlendirmeye çalıştılar. Kurtuluş Savaşını kumanda eden Mustafa Kemal Atatürk’ün askerlerinin savaşı kazanacağının belli olması sonucunda 1921 yılında İtalyanlar geri çekildiler.

Kale 40 Yıl Boyunca Boş Kaldı

Türk Hükümeti kaleyi batıklardan çıkan eşyaları sergileyen depo olarak kullanmak istemesinin ardından, kale yaklaşık 40 yıl boyunca boş kaldı. Hükümet kalenin batığından çıkan buluntuları müzede sergilemeye değer gördü.

İlk Resmî Personeli Oğuz Alpözen

Oğuz Alpözen müzeye ilk 1962 yılında arkeoloji öğrencisi olarak geldi ve müzenin ilk resmi görevlisi oldu. 1978 yılından beri Kale’nin direktörü olarak çalışmaktadır.

Kale’de Özenle Seçilen Zengin Bitki Çeşidi Yer Alıyor

İç bahçesinde zengin bitki çeşitleri de vardır. Bitki koleksiyonunda, Akdeniz’in her türden ağaç ve bitkisi yer alıyor. Bahçede yer alan Mersin ağacı Tanrıça Afrodit’i, çınar ağacıda soylular ve kralları canlandırıyor.

Müzenin en önemli ve asıl amacı, binlerce yıl öncesinden kalan denizaltı bulgularını ziyaretçilere sergilemektir. Müze içinde sergilenen eşyaların yüzde doksanı denizden çıkarılan bulgulardır. Geri kalan yüzde onluk kısımda Bodrum civarında bulunan bulgulardır, bunlar galerilere dağıtılmıştır. Örneğin, Kalede Özel Kilise’de Bronz Çağ Salonu’da m.ö 2500’ler civarından kalan bulgular sergilenmektedir.

Kale’de yeni bir bölüm açılarak, tarihin Bodrum yaşamının tam anlamı ile bir parçası olduğu gösteriliyor. Kazı yapılıp yeni bulgular yaşama döndürülüyor. Bu kazı çalışmalarında m.ö 360-325 yıllarında yaşamış Karyalı Prensesin kalıntıları olan mezar bulundu. Karyalı Prensesin iskelet kalıntılarının üzerine, altın aplike giysi, bilezikler ve taç konmuştur. Kalıntıların iyi korunmuş olması ile İngiliz uzmanların bu yüz hatlarını yeniden yapılandırmalarına fırsat vermiştir. Bodrum Kalesi de bu buluntuların onuruna Karyalı Prenses için özel bir salon açmıştır. Müzeyi Mayıs-Ekim ayları arasında 1.000 kişi ziyaret ediyor ve bu sayı ilgi çekici çalışmalarda sunuluyor.

Ziyaret Saatleri ve Giriş Ücreti

Pazartesi günleri hariç diğer günlerde 09: 00 – 12:00, 14:00 – 19:00 saat dilimleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Giriş ücreti kişi başı 20 TL olup, müzeye girişte müze kartı geçerlidir.

Nerede, Nasıl Gidilir?

Adres: Bodrum Kalesi, Çarşı Mah. 48400 – Bodrum / Muğla

Telefon: 0252 316 25 16

Nasıl Gidilir?

Bodrum’a yurdun her tarafından düzenli olarak gelen seferler yer almaktadır. Otogardan kalkan otobüs servisleri ya da minibüsler ile Bodrum merkeze rahatlıkla varabilirsiniz. Otogar – Bodrum arası mesafe oldukça kısadır. Datça, Didim ve Dalyan’dan Bodrum’a gelmek isteyen kişiler deniz yolunu kullanmalıdır. Bodrum Kalesi, Bodrum Merkeze veya Milas Bodrum Havaalanına 36 km uzaklıkta olup buraya yaklaşık olarak 40 dakika içerisinde ulaşabilirsiniz.

YAZAR BİLGİSİ
Modanium Özel
Modanium özel yayınıdır - Doğada seçimi kadın yapar !
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.