Anksiyete ile Baş Etmenin Yolları Nelerdir ?

Anksiyete ile Baş Etmenin Yolları Nelerdir ?
30 Kasım 2017 tarihinde eklendi, 201 kez okundu.

Hepimiz zaman zaman şehir hayatının yarattığı stres, aile ve özel yaşam sorunları, iş stresi ve benzeri sorunlarla karşı karşıya kalıyor ve kendimizi bunalmış hissediyoruz haklı olarak. Bu kadarı elbette ki olağan hayatın renkleri pembeden ibaret değil ne yazık ki.. Ama bu stresin ileri boyutta olanları var ki insanın hem ruhsal sağlığını hem kişisel ve sosyal hayatını derinden etkileyen türden. Bunlardan en yaygın olanı da anksiyete.. Nam-ı diğer kaygı bozukluğu…

Anksiyete bozukluğu gerçek sorunlarla bağlantısı olmayan bir biçimde ortaya çıkan endişe ve kaygılanmayla nükseden psikiyatrik bozukluktur. Anksiyete tehdit anında tüm insanlar da ortaya çıkar. Ancak bu normal dürtünün şiddetini arttırması, olağan hayatımızı olumsuz etkilemesi durumunda anksiyete bozukluğu başlamıştır diyebiliriz. Tanı koyulması ve tedavi işlemleri uzun süren bu hastalıkta sabırlı olmak en önemli ölçütlerden biridir.

Anksiyete Neden Olur ?

Anksiyete bozukluğunun kesin ve net olan bir nedeni yoktur maalesef. Ancak genetik özelliklerin bu hastalık üzerinde fazlaca etkisi olduğu yapılan araştırmalar sonucunda saptanmıştır. Buna ek olarak çevresel ve biyolojik etkenler de kişinin anksiyete bozukluğuna yakalanmasına sebep yaratabilir. Bazen şartlar çok elverişli olsa bile kişi kendini kontrol edemeyerek bu hastalıkla karşılaşabilir.

Birçoğumuzun stres altında iken bu stresi en aza indirecek kişisel yöntemleri mevcuttur. Fakat anksiyete durumu oldukça farklıdır. Peki, anksiyete nedir ? Anksiyete adından anlaşılacağı üzere kaygıların sizi esir alması halidir en kaba haliyle. Ortada belirgin bir sorun yokken bile bu rahatsızlık aktif olduğu sürece beyin kendisine korkular yaratır ve bunu istemsiz olarak yapar. Yani sevgili okur, bu hastalık ne yazık ki sizin korkularınızdan beslenir. Tıpkı bir ateş gibi de bütün korkuları besler. Yani çift yönlü bir etkileşim söz konusudur. Şöyle ki, korkularınızı yaratan -siz istemeseniz de- anksiyetedir ve tuhaf olan şu ki onları besleyen de yine anksiyetedir. Yani bir nevi varlığını bu korkulara borçludur.

Evet, hepimizin de korkuları var dediğinizi duyar gibiyim. Fakat bu korkular normal korkular değil. Günlük hayatta olma ihtimali olsun veya olmasın sizin kendi kendinize yarattığınız, varlığı size ait olan ve etkilerini yine kendinizin deneyimleyeceği korkular bunlar… Ne tür bir korku anksiyete ürünü olabilir ? Bir örnekle açıklayayım: Haftalar öncesinden hazırlanılmış bir sınav ya da sunum düşünün. Tüm materyal elinizde ve başarısız olmanız çok düşük bir ihtimal hatta yok denecek kadar az. Fakat siz o kadar çok korkuyorsunuz ki başarısız olma ihtimalinizi en yükseğe taşıyor ve anksiyeteyi haklı çıkarıyorsunuz. Evet, bunu siz yapıyorsunuz.

Anksiyete Belirtileri

Anksiyete bozukluğu belitilerini iki ana başlık altında toparlayabiliriz. Bunlar ruhsal belirtiler ve bedensel belirtilerdir. Ruhsal belirtileri; aşırı endişe, kaygı, tasa, konsantrasyon bozukluğu, aşırı sinirlilik ve huzursuzluk, kötü haber beklentisi, tahammülsüzlük, çabuk irkilme, kolay yorulma, kontrolünü yitirme hissi, çıldırma hissi ve ölüm korkusu olarak gruplandırılabilir. Bunlara ek olarak kişinin kendini dış dünyaya yabancı hissetmesi, kişinin kendi bedenine yabancılık hissetmesi de gözlemlenen belirtiler arasındadır. Bedensel belirtiler ise;  vücudumuzda bizim kontrolümüz dışında çalışan sinir sistemi ile ilgilidir. Bu sistemin aşırı çalışması sonucunda da anksiyete bozukluğu hastalarında bedensel belirtiler gözlemlenir. Örneğin; kalp çarpıntısı, terleme, ellerde titreme, ağız kuruluğu, nefes almada güçlük, tıkanma ve boğulma hissi, göğüste ağrı ve rahatsızlık hissi, baş ağrısı, baş dönmesi, kaslarda gerginlik ve kas ağrıları görülebilir.

Anksiyete Tedavisi

Bu belirtileri taşıyan kişiler bir dahiliye uzmanına görünerek tanı ve teşhis için yardım alabilirler. Yapılan tetkikler sonucunda teşhis konulursa tedavi hemen başlayacaktır. Tedavi de hem ilaç hem de ruhsal destek yani psikolojik tedavi uygulanır. Psikoterapi yöntemlerinden bilişsel davranışçı psikoterapiler kullanılmaktadır. Daha şiddetli hastalarda ise psikoterapilerle ilaç tedavileri birlikte verilir. Anksiyete bozukluğunda tanı koymak diğer psikolojik rahatsızlıklara göre daha zordur. Çünkü hastalar psikiyatri bölümü yerine hastanelerin başka bölümlerine giderek zaman kaybeder ve geçen bu sürede hastalık durmayacağı için daha da ilerler.

Öncelikli olarak rutin olan sosyal hayatınıza kaldığınız yerden devam edin. Anı yaşayın. Arkadaşlarınızla, ailenizle hoşça vakit geçirmek istiyorsanız bunu yapın ve o olumsuz fikirleri onlarlayken kafanızdan atın. Eğer gerçek anlamda dolu dolu vakit geçirirseniz kafanıza üşüşen bu sabit olumsuz fikirlerin bir süre de olsa sizi rahat bıraktığını göreceksiniz. Yaptığınız şey ne olursa olsun keyif alın. İşe yürüyerek gidiyorsanız müzik size eşlik etsin. Seçeceğiniz müziğin ritmi hareketli olursa size çok daha iyi hissettirecektir. Hatta anksiyetenin sizi etkisi altına almayı başladığını düşünürseniz çok sevdiğiniz bir şarkıya odaklanın, içinizden şarkıyı mırıldanın. Böylece kafanızın içindeki o olumsuz sesi duymamış olursunuz.

Yeni hobiler edinin. Bu kişisel yeteneğe de bağlı olmakla birlikte hobi olarak da olsa başarma güdünüzü tetikleyip sizi olumlu anlamda ileri gitmeye teşvik edecek ve deforme olan özgüveninizi yeniden kazanmanızı sağlayacaktır. Edineceğiniz hobi el işi ve el becerisi ile alakalı olursa size olumlu etkisi daha fazla olacaktır. Düzenli olarak kitap okuyun. Kitap okumayı sevmiyorum diyebilirsiniz fakat yalın anlatıma sahip olan bir kitapla başlayarak bunu alışkanlığa dönüştürerek kaygılarınızın ve korkularınızın ne kadar yersiz ve hayal gücüne dayalı olduğunu göreceksiniz. Hatta kitap okuma eylemini, daha önce okuyup çok beğendiğiniz bir kitabı ikinci kere okuyarak da gerçekleştirebilirsiniz. Hem böylece daha önce atlamış olduğunuz küçük ayrıntıları da yakalayarak mutlu olabilirsiniz. Bu çocukluğunuzda okuyup çok etkisinde kaldığınız bir masal kitabı bile olabilir. Hem neden olmasın. İçinizdeki çocuğu korkulardan arındırmanız için daha harika bir yol olabilir mi ?

Anksiyete Yakalanmamak İçin Ne Yapmalı ?

Okuma eylemi kadar yazmak da bu süreci atlamanızda etkilidir. Ne yazmak istiyorsanız, korkularınız, kaygılarınız, bunlarla ilgili düşünceleriniz sizi nasıl ve ne yönde etkilediğini tüm detaylarıyla yazın ve belirli periyotlarla bunları gözden geçirin. Emin olun, yazmak rahatlattığı kadar size nesnel bir bakış açısı kazandıracak ve kaygılarınızı ne kadar büyüttüğünüzü kendi gözlerinizle göreceksiniz. Küçük şeylerle mutlu olmayı bilin. Hayvanlarla arkadaş olun. Sokakta yaşam mücadelesi veren patili dostlarınız sizin sevginize kat kat fazla sevgiyle karşılık verecektir. İnanın bana onların gözlerinde göreceğiniz sevgi ve sizin sevginizle yansıtacakları mutluluk size çok iyi hissettirecektir.

Hayat elbette ki dört dörtlük değil fakat siz onu ıskaladığınız ve korkularınızın esiri olduğunuz sürece o size olumlu ve iyi anlamda istediğiniz hiçbir şeyi getirmeyecektir. Mutlu bir yuva kurmak isteyen işe önce düzgün bir insan olmakla başlar. Yani önce kendisine çeki düzen verir ve sonrasında aradığı mutluluk zaten ona gelecektir. Siz de bunun gibi önce kendinize çeki düzen verip olumlu olmanın bu ve bunun gibi yollarını bulabilirsiniz.

İnsanlara gülümseyin. Kendinizle dalga geçmeyi bilin. Hayat çok fazla ciddiye almak için fazlasıyla kısa. Sahi en son ne zaman kendiniz için bir şey yaptınız ? Kendinizi mutlu ettiniz ? Güldünüz ? Ama gerçek anlamda gülmekten söz ediyorum. Bir çocuğa bakın eğer gerçek mutluluğu görmek isterseniz. Her çocuk gülerken samimidir, içtendir ve kahkahaları hayat doludur. Hayır, zannetmeyin onun korkuları yok! Evet o belki anne-babasından, belki aile büyüklerinden, belki öğretmeninden, herhangi bir derste düşük not almaktan vb. şeylerden korkuyordur. Fakat onları bizden ayıran belki de en önemli şey, sadece anı yaşamaları. Canı yanınca ağlayıp mutlu olunca gülmesi ya da oynamak istediğinde bunu yapıp kendince eğlenmeyi bilmesi. Bunu nasıl mı başarıyor? Sadece anı yaşayarak…

İşte böyle sevgili okur… Hayat belki zor geliyor ve bu rahatsızlıktan muzdaripsiniz. Şunu belirtmek isterim ki alacağınız anti depresanlar sizi uyutmak ve uyuşturmaktan başka bir işe yaramıyor. Elbette ki çok ileri seviyede iseniz ve doktor öneriyorsa ilaç kullanın ama her şey kafada başlayıp kafada bitiyor. Hele ki konu kaygılar ise bunun alternatifi kapsüllerde değil. Belki izlemişsinizdir. Üç İdiot filminde Amir Khan anlatır: Mahallelerinde gezen bir bekçi varmış. Geceleri mahalle sakinleri uyurken sokak sokak dolaşıp “Al is well!” diye bağırırmış. Yani her şey yolunda dermiş ve tüm mahalle bu söze o kadar çok güvenirmiş ki huzur içinde uyurmuş. Tek bir gün bile korkuya kapılmazlarmış. Fakat sonradan anlaşılmış ki bu bekçi görmüyormuş bile. Evet, kalp aptaldır. İnanır. Siz onu her şeyin yolunda olduğuna inandırın. Her şey o zaman daha güzel olacak ve korkularınız-anksiyeteniz son bulacak. Bırakın korkularınızı bir kenara, siz de hayatın ritmine katılın, belki de en güzel dans eden siz olursunuz.

Benzer Yazılara Göz Attınız Mı ?
Sayfa başına git